Ani göz kapağı düşüklüğüne dikkat!

Göz kapağı düşüklüğü, görme alanını etkilediğinde tıbbi bir probleme dönüşürken ani gelişen vakalar ciddi hastalıkların habercisi olabiliyor

10 Eylül 2026 - 15:44

Göz kapağının normalden daha aşağıda olması olarak tanımlanan göz kapağı düşüklüğü (pitozis), çoğunlukla yaşlanmayla birlikte görülse de her yaşta farklı nedenlerle ortaya çıkabiliyor. Doğumsal kas gelişim bozukluklarından travmalara, geçirilmiş göz ameliyatlarından uzun süreli kontakt lens kullanımına kadar pek çok etken göz kapağının düşmesine neden olabiliyor. Kapak göz bebeğini örterek görme alanını daralttığında ise sorun estetik bir görünümün ötesine geçiyor. Memorial Ataşehir Hastanesi Göz Hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. Dicle Hazırolan, “Göz kapağı düşüklüğü göz kapağını kaldıran kas zayıfladığında veya sinir hasarında ortaya çıkar.” dedi.

YAŞLANMA TEK NEDEN DEĞİL

Göz kapağı düşüklüğünün en sık nedeninin, göz kapağını kaldıran ana kasın veya onu taşıyan tendonun zamanla zayıflaması, esnemesi ya da yerinden ayrılması olduğunu söyleyen Hazırolan, yaşlanmanın tek neden olmadığını ifade etti. Hazırolan şunları söyledi: “Bu durum çoğunlukla yaşlanmanın doğal bir sonucu olarak ortaya çıksa da, her yaş grubunda farklı etkenlerle de tetiklenebilir. Yaşlanma faktörünün haricinde göz kapağı düşüklüğüne yol açabilen en temel nedenler arasında doğumsal kas gelişim bozukluğu, kaza veya darbeye bağlı travmalar ve geçirilmiş bazı göz ameliyatları yer alır.”

Uzun süreli kontakt lens kullanımının ve kronik alerjiler nedeniyle gözlerin sık ovuşturulmasının da etkili olabileceğini aktaran Hazırolan, “Göz kapağını kontrol eden sinirlerin hasar görmesi (nörolojik felçler) ve myastenia gravis (ağır kas güçsüzlüğü) gibi bazı özel kas-sinir sistemi hastalıkları da bu estetik ve işlevsel probleme sebep olabilir.” diye konuştu.

GÖRMEYİ ETKİLİYORSA TIBBİ SORUN

Göz kapağındaki düşüklük göz bebeğini örterek üst görme alanını kapattığında günlük yaşamın da etkilenebileceğine dikkat çeken Hazırolan, “Kapak göz bebeğini örterek üst görme alanını kapatırsa, kişi okurken veya merdiven inerken zorlanır. Bu durum, estetik bir kusur olmaktan çıkıp, başı yukarı kaldırma veya kaşları sürekli yukarı çekme gibi fiziksel telafiler gerektiren ciddi bir tıbbi probleme dönüşür. Bu düşüklüğün neticesinde görme alanının daralması, kronik göz yorgunluğu ve şiddetli baş ağrısı görülür.” dedi.

ANİ GELİŞEN DÜŞÜKLÜK ÖNEMLİ

Göz kapağı düşüklüğünün bazı durumlarda nörolojik hastalıkların belirtisi olabileceğini söyleyen Hazırolan, miyastenia gravis, Horner sendromu ve 3. kranial sinir felci gibi hastalıkların pitozisle kendini gösterebildiğini belirtti. Yaşlanmaya bağlı düşüklük genellikle zaman içinde gelişirken, kapağın bir anda düşmesinin farklı bir tabloya işaret edebileceğini vurgulayan Hazırolan, “Göz kapağının aniden düşmesi, kapağı kaldıran kası ya da bu kası besleyen sinirleri etkileyen akut bir nörolojik veya damarsal sorunun habercisi olabilir.” dedi.

Ani başlangıçlı tek taraflı düşüklüklerin üçüncü kranial sinir felci, şah damarı yırtılması, anevrizma baskısı veya myastenia gravis gibi acil değerlendirme gerektiren tablolarla ilişkili olabileceğini aktaran Hazırolan, “Böyle bir durumda ani düşüklüğe eşlik eden şiddetli baş veya göz ağrısı, çift görme ya da bulanık görme, göz bebekleri arasında boyut farkı, göz hareketlerinde kısıtlılık veya yüzde uyuşma gibi nörolojik belirtiler acil tıbbi değerlendirme gerektirir. Bu tür alarm verici bulgular hayatı tehdit eden ya da kalıcı hasar bırakabilecek bir inme veya sinir sıkışmasının habercisi olabileceğinden, vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.” diye konuştu.

Gün içinde artan genel yorgunluk ve kas güçsüzlüğünün de dikkate alınması gereken belirtiler arasında yer aldığını söyleyen Hazırolan, özellikle birkaç saat veya gün içinde başlayan düşüklüklerde göz ve nöroloji değerlendirmesinin önem taşıdığını ifade etti.

TANI İÇİN AYRINTILI MUAYENE

Göz kapağı düşüklüğünün nedenini belirlemek için ayrıntılı bir göz muayenesi yapılması gerektiğini vurgulayan Hazırolan, “Tanı sürecinde üst kapağın konumu milimetrik olarak ölçülür, kapağı kaldıran levator kasının gücü test edilir ve yaşa bağlı deri sarkmaları (dermatoşalazis) gibi benzer durumlardan dikkatle ayrıştırılır.” dedi.

Göz hareketleri, gözler arasındaki simetri ve görme alanının da incelendiğini anlatan Hazırolan, “Kas veya sinir kaynaklı sistemik bir sorundan şüphelenildiğinde ise kan testleri, nörolojik değerlendirmeler veya beyin/göz çevresine yönelik görüntüleme tetkikleri (MR gibi) yapılarak asıl neden ortaya çıkarılır.” ifadelerini kullandı.

TEDAVİ HASTAYA GÖRE BELİRLENİYOR

Göz kapağı düşüklüğünde tedavinin düşüklüğün derecesine ve nedenine göre belirlendiğini kaydeden Hazırolan, “Gerçek göz kapağı düşüklüğünün ve ileri deri sarkmalarının asıl ve kalıcı tedavi yöntemi cerrahidir. Kası güçlendiren veya fazla dokuyu çıkaran ameliyatlar ya da askı ameliyatı uygulanır. Ancak hafif kapak düşüklüğünde estetik kaygısı olan hastalarda cerrahi dışı geçici estetik işlemler uygulanabilir. Kapaktaki düşüklük göz bebeğini kapatıp görmeyi engellediğinde ya da çocuklarda göz tembelliği riski yarattığında kesinlikle ameliyat gerekir. Her cerrahide olduğu gibi pitozis ameliyatının da enfeksiyon, kanama, geçici veya kalıcı kapak asimetrisi, göz kapağının tam kapanmaması ve buna bağlı gelişen göz kuruluğu gibi riskleri bulunur.” dedi.

Uyku sırasında gözün açık kalması veya kornea tahrişi nedeniyle nadiren ikinci bir cerrahi müdahaleye ihtiyaç duyulabileceğini aktaran Hazırolan, bu risklerin ameliyat öncesinde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Göz kapağında düşüklük fark eden kişilerin kapağı sürekli elleriyle kaldırmaya çalışmaması gerektiğini belirten Hazırolan, “İlerleyen yaşa veya kas gevşemesine bağlı hafif durumlarda estetik ve işlevsel rahatsızlık için bir uzmana danışılmalı, ev tipi geçici çözümler yerine net bir muayene ile kapağı kaldıran kasın durumu netleştirilmelidir. Ancak düşüklük aniden geliştiyse, çift görme, şiddetli baş ağrısı, göz bebeklerinde büyüklük farkı, göz hareketlerinde kısıtlılık ya da yutma güçlüğü gibi ek nörolojik belirtiler taşıyorsa vakit kaybedilmeden bir göz hastalıkları bölümüne başvurulmalıdır.” diye konuştu.

 


ARŞİV