Buzda yürürken bunlara dikkat!

Kar yağışının pek çok ilde etkili olduğu şu günlerde uzmanlar uyarıyor: “Karlı ve buzlu zeminler ciddi yaralanma risklerini beraberinde getiriyor.”

01 Ocak 2026 - 14:26

Kar yağışının birçok kentte etkisini artırmasıyla birlikte karlı ve buzlu zeminlerde düşmeye bağlı yaralanma riski de yükseldi. Uzmanlar, özellikle yanlış yürüyüş alışkanlıklarının ciddi ortopedik yaralanmalara ve kafa travmalarına yol açabileceği uyarısında bulunuyor.

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü Öğr. Gör. Mert İlhan, kış aylarında güvenli yürüyüş teknikleri, sık yapılan hatalar ve düşme anında yapılması gerekenlere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

EN GÜVENLİ YÜRÜYÜŞ BİÇİMİ ‘PENGUEN YÜRÜYÜŞÜ’!

İlhan, karlı ve buzlu zeminlerde en güvenli yürüyüş biçiminin halk arasında “penguen yürüyüşü” olarak bilinen teknik olduğunu belirterek, bu yöntemde gövdenin hafif öne eğildiğini, ağırlık merkezinin yere basan ayağın üzerinde tutulduğunu ve adımların kısa atıldığını söyledi. Ayak tabanının tamamının aynı anda yere temas etmesi ve dizlerin hafif bükülü tutulmasının kayma riskini azalttığını vurguladı.

En sık yapılan ve ciddi yaralanmalara yol açan hataların başında ellerin ceplere sokularak yürünmesi geldiğine dikkat çeken İlhan, “Bu durum bireylerin hem denge stratejileri yeterince sağlayamamasına neden olur hem de düşme anında ellerin yüzü koruma refleksini engeller.” dedi.

Kuru zemindeki gibi topuğu yere sertçe vurarak yürümenin de sürtünmenin az olduğu yüzeylerde topuğun öne kaymasına ve kafa travması riski taşıyan geriye doğru düşmelere neden olabildiğine vurgu yapan  İlhan, “Ayrıca yürüyüş sırasında uzun adımlar atmak ağırlık merkezini destek noktasından uzaklaştırıp toparlanmayı imkânsız kılar. ‘Siyah buz’ olarak bilinen görünmez buz tabakalarını fark etmeyip normal yürüyüşe devam etmek ve dizleri gergin, yani kilitli tutmak da kaçınılması gereken kritik yürüyüş hatalarındandır.” uyarısında bulundu.

Ayakkabı seçiminin hayati önem taşıdığını vurgulayan İlhan, soğuk havada sertleşmeyen, esnek kauçuk tabanlı kış botlarının tercih edilmesi gerektiğini söyledi. Yüksek konçlu botların ayak bileğini destekleyerek burkulma ve kırık riskini azalttığını da ekledi.

ELLERLE DÜŞMEYİ DURDURMAYA ÇALIŞMAMAK GEREKİR!

Kayma anında refleks olarak yapılan en kritik hatanın, evrimsel bir koruma güdüsüyle elleri yere koyarak düşüşü durdurmaya çalışmak olduğuna işaret eden İlhan, “Tıbbi literatürde ‘açık el üzerine düşme’ olarak adlandırılan bu düşüş, kış aylarında kol ve el-el bileği kırıklarının birincil sebebini oluşturur.” dedi.

Düşerken elleri kullanmaktan kaçınarak, dirseklerin bükülü tutulması gerektiğini dile getiren Öğr. Gör. İlhan, “Mümkünse ellerin göğüste çaprazlanarak veya yüzü koruyacak şekilde tutularak darbenin omuz ya da sırt gibi daha geniş bölgelerle karşılanması önerilir. Düşme eylemi kaçınılmaz hale geldiğinde vücut bütünlüğünü korumak için uygulanması gereken stratejilerden diğeri, başı korumak için çeneyi hafifçe göğse doğru almak, başın sert zemine doğrudan çarpma riskini azaltmaya yardımcı olmaya çalışmaktır.” ifadelerini kullandı.

Karlı ve buzlu zeminlerde en sık karşılaşılan yaralanmaların başında, düşme anında ellerin refleks olarak yere koyulması sonucu oluşan el ve el bileği kırıkları olduğunu yineleyen  İlhan, “Kış aylarındaki acil servis başvurularının büyük kısmını bu tip yaralanmalar oluşturur.” dedi.

İLERİ YAŞTAKİLER İÇİN ÇOK CİDDİ OLABİLİR!

Kış aylarında acil servislere yapılan başvuruların büyük bölümünü el, el bileği ve omuz yaralanmalarının oluşturduğunu belirten İlhan, özellikle yaşlı bireylerde kalça kırıkları ve kafa travmalarının hayati risk taşıdığına dikkat çekti. Diz, kalça ve bel problemi olanlar ile kemik erimesi riski taşıyan yurttaşların daha dikkatli olması gerektiğini vurguladı.

Diz, kalça veya bel problemi olan kişilere önerilerde bulunan Mert İlhan, “Soğuk havalar eklem sertliğini ve ağrıyı artırabilir. Bu kişiler dışarı çıkmadan önce ısınma hareketleri yapmalı ve termal giysilerle eklemlerini sıcak tutmalı.” dedi.

Bir düşme sonrası, süresi ne olursa olsun bilinç kaybı, giderek şiddetlenen baş ağrısı, tekrarlayan kusma, göz bebeklerinde büyüklük farkı ve kulak veya burundan berrak sıvı gelmesinin acil tıbbi müdahale gerektirdiğinin altını çizen Öğr. Gör. Mert İlhan, “Bu tarz belirtiler kesinlikle ciddiye alınması gereken uyarı işaretleri arasında sayılabilir. Ayrıca alışılmadık uyku hali, uyandırılamama veya nöbet geçirme gibi durumlar beyin içi basıncın arttığına işaret edebilir.” dedi.

Konuşma güçlüğü, anlamada zorluk veya uzuvlarda tek taraflı güçsüzlük/uyuşma gibi inme benzeri semptomlar görüldüğünde vakit kaybetmeden acil yardıma başvurulması gerektiğini vurgulayan Öğr. Gör. İlhan, sözlerini şöyle tamamladı: “Özellikle kan sulandırıcı ilaç kullanan bireylerde pıhtılaşma mekanizması baskılandığı için, düşme sonrası herhangi bir şikâyet olmasa bile kafa içi kanama riski artabilir. Bu nedenle bu gruptaki kişilerin bir düşme sonrasında tıbbi değerlendirmeden geçmesi önemlidir. Hayati risk oluşturan durumlar dışında, kırık veya ciddi ortopedik yaralanma şüphesi olan durumlar da ihmal edilmemeli. Düşme sonrası ilgili bölge üzerine basılamaması, belirgin şekil bozukluğu, hızla artan şişlik veya morarma, şiddetli ve geçmeyen ağrı ya da kol veya bacakta hareket kısıtlılığı olması gibi belirtiler halinde bir sağlık kuruluşuna başvurulmalı.”

 

 


ARŞİV