Diz ağrısını hafife almayın

Toplumda diz ağrısı için sıkça kullanılan “dizimde sıvı bitmiş” ifadesinin tıbben doğru olmadığını belirten uzmanlar, asıl sorunun çoğu zaman eklem kıkırdağındaki yıpranma ve kireçlenme olduğunu vurguluyor

10 Temmuz 2026 - 11:14

Diz ağrısı özellikle ileri yaşlarda en sık görülen eklem sorunları arasında yer alırken, halk arasında bu durum çoğu zaman “dizimde sıvı bitmiş” gibi yanlış bir ifadeyle tanımlanıyor. Bu söylemin tıbbi karşılığı olmadığını belirten Memorial Ataşehir Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Haluk Çelik, “Hastaların kastettiği durum çoğunlukla diz eklemindeki kıkırdak dokusunun yıpranması ve buna bağlı gelişen eklem kireçlenmesidir. Eklem sıvısı tamamen tükenmez. Eklemi çevreleyen zar tarafından yaşam boyu üretilmeye devam eder. Asıl sorun, kıkırdak yüzeyinin zamanla incelmesi ve eklemin yük taşıma özelliğinin bozulmasıdır.” dedi 

“KİREÇLENME YAŞLILIK HASTALIĞI DEĞİL”

Eklem kireçlenmesinin en sık 50 yaş sonrasında görüldüğünü belirten Prof. Dr. Haluk Çelik, yaşın önemli bir risk faktörü olduğunu ancak tek başına belirleyici olmadığını şu sözlerle ifade etti: “Eklem kireçlenmesi günümüzde fazla kilo, spor yaralanmaları, menisküs ve bağ yaralanmaları nedeniyle 40’lı hatta bazen 30’lu yaşlarda da görülebiliyor. Kireçlenme hastalığını yalnızca yaşlanmanın doğal sonucu olarak değil; genetik yatkınlık, fazla kilo, geçirilmiş yaralanmalar ve ekleme uzun yıllar binen yüklerin birlikte rol oynadığı ilerleyici bir eklem hastalığı. ”

 “KİLO ARTTIKÇA KIKIRDAK ÜZERİNDEKİ YÜK DE ARTAR”

Diz kireçlenmesinde tek bir nedenin değil, birçok faktörün birlikte etkili olduğunu belirten ve özellikle fazla kilonun hastalığın ilerlemesinde önemli rol oynadığını vurgulayan Çelik, “Diz, vücut ağırlığını taşıyan temel eklemlerden biridir ve kilo arttıkça kıkırdak üzerindeki yük de artar. Ayrıca yağ dokusundan salgılanan bazı maddeler eklemde yıpranmayı hızlandırabilir. Bunun yanında menisküs ve bağ yaralanmaları, bacak şekil bozuklukları, kas güçsüzlüğü, hareketsiz yaşam ve ağır iş koşulları da riski artırır.” bilgisini paylaştı.

“İLK BELİRTİ; DİZ AĞRISI”

Hastalığın erken döneminde en sık görülen şikâyetin hareketle artan diz ağrısı olduğunu belirten ve günlük yaşamda bazı hareketlerin bu ağrıyı belirginleştirdiğini söyleyen Çelik, “ Merdiven inip çıkarken, uzun yürüyüşlerden sonra veya çömelip kalkarken ağrı hissedilebilir. Uzun süre oturduktan sonra ilk adımlarda tutukluk, dizde dolgunluk hissi, hafif şişlik ve hareket sırasında gelen sesler de erken bulgular arasındadır. Bu şikâyetlerin 2-3 haftadan uzun sürmesi halinde mutlaka erken tanı için doktora başvurulmalı.” uyarısında bulundu. Tedavi konusunda önemli bir noktaya dikkat çeken Çelik, oluşmuş kıkırdak kaybını tamamen geri döndüren kesin bir tedavi bulunmadığını ancak bu durumun her hastanın ameliyat olması gerektiği anlamına gelmediğini de özellikle vurguladı. Çelik, “Tedavide egzersiz, kilo kontrolü, fizik tedavi ve yaşam tarzı değişiklikleri önemli rol oynuyor. Özellikle kas güçlendirme çalışmaları diz eklemi üzerindeki yükü azaltarak ağrının kontrol altına alınmasına yardımcı oluyor.” dedi.

“EN ETKİLİ YÖNTEM; EGZERSİZ”

Diz sağlığını korumada en etkili yöntemlerden birinin düzenli egzersiz olduğunu belirten ve hareketli yaşamın eklem sağlığı üzerindeki olumlu etkisine değinen Çelik, Yürüyüş, yüzme, sabit bisiklet ve kas güçlendirme egzersizleri önerdi.


ARŞİV