Kadıköy Belediyesi İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğü ile Sağlık İşleri Müdürlüğü, Dünya Göz Vakfı iş birliğiyle belediye çalışanlarına yönelik düzenlenen sağlık seminerlerine devam ediyor. Programın ikinci oturumu, 14 Nisan Salı günü “Göz Çevresi Estetiği, Sarı Nokta ve Katarakt, Katarakt ve Lazer” başlığıyla gerçekleştirildi.
Seminerde; göz kapağı hastalıkları ve estetik cerrahi alanında Op. Dr. Ayşegül Ersanlı, sarı nokta hastalığı üzerine Op. Dr. Destan Nil Kulaçoğlu ve katarakt ile lazer tedavi yöntemleri hakkında Op. Dr. Filiz Kordeser katılımcılara bilgi verdi.
“GÖZ KAPAĞI ESTETİK BİR YAPI DEĞİLDİR”
Seminerde göz kapağı hastalıklarının hem fonksiyonel hem de estetik yönüne dikkat çeken Op. Dr. Ayşegül Ersanlı, “Göz kapağı düşüklüğü doğuştan olabildiği gibi sonradan da ortaya çıkabilen bir durumdur ve özellikle çocukluk çağında gözün kapalı kalmasına neden olduğu için görme gelişimini doğrudan etkileyebilir. Bu yüzden erken tanı ve müdahale çok kritik bir öneme sahiptir. Göz kapağı yalnızca estetik bir yapı değildir, aynı zamanda gözün korunmasında, nem dengesinin sağlanmasında ve görme alanının açık tutulmasında çok önemli bir rol üstlenir. Göz kapağı gözün koruyucu kalkanıdır aslında.”ifadelerini kullandı.
Yaşlanmaya bağlı kapak sarkmalarında cerrahinin görme alanını genişlettiğini ve yaşam kalitesini artırdığını belirten Ersanlı, bu tür operasyonların genellikle lokal anestezi altında yapıldığını ve hastaların kısa sürede günlük yaşamına dönebildiğini söyledi. Cerrahi planlamada estetikten önce fonksiyonun korunmasının öncelikli olması gerektiğini vurguladı.

“SARI NOKTADA ERKEN TEŞHİS”
Seminerin ikinci konuşmacısı Op. Dr. Destan Nil Kulaçoğlu, sarı nokta hastalığının (makula dejenerasyonu) merkezi görme üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Kulaçoğlu, “Sarı nokta, retinanın merkezinde yer alan ve baktığımız objeyi net görmemizi, okuma ve renk algısı gibi temel görsel fonksiyonları sağladığımız çok küçük ama çok önemli bir alandır. Bu bölgede meydana gelen hasar ise merkezi görmede ciddi kayıplara neden olabilmektedir. Bu nedenle hastalığın erken dönemde tespit edilmesi, ilerlemenin yavaşlatılması ve görme kaybının mümkün olduğunca önlenmesi açısından son derece kritik bir öneme sahiptir.” dedi.
Risk faktörlerine de değinen Kulaçoğlu, sigara kullanımının en önemli risklerden biri olduğunu, genetik yatkınlık, hipertansiyon ve yaşlanmanın da hastalık riskini artırdığını belirtti. Hastalığın kuru ve yaş tip olmak üzere iki formda görüldüğünü, özellikle yaş tipin daha hızlı ilerlediğini ifade etti.
Risk faktörlerine de değinen Kulaçoğlu, sigara kullanımının en önemli risklerden biri olduğunu, genetik yatkınlık, hipertansiyon ve yaşlanmanın da hastalık riskini artırdığını belirtti. Hastalığın kuru ve yaş tip olmak üzere iki formda görüldüğünü, özellikle yaş tipin daha hızlı ilerlediğini ifade etti.
“KALICI TEDAVİ YÖNTEMİ CERRAHİDİR”
Op. Dr. Filiz Kordeser ise kataraktın, göz içindeki doğal merceğin saydamlığını kaybetmesi sonucu ortaya çıktığını ve ilerledikçe görme kalitesini ciddi biçimde düşürdüğünü söyledi. Kataraktın gözlükle düzeltilemeyeceğini vurgulayan Kordeser, “Bu durumun tek kalıcı tedavi yöntemi cerrahidir.” dedi.
Ameliyat sürecine ilişkin bilgi veren Kordeser, bulanıklaşan merceğin çıkarılarak yerine yapay mercek yerleştirildiğini ve uygun hastalarda uzak, yakın ve orta mesafe görmenin gözlüksüz sağlanabildiğini belirtti. Lazer tedavilerinin ise yalnızca uygun göz yapısına sahip kişilerde kırma kusurlarının düzeltilmesinde etkili bir seçenek olduğunu ifade etti.