“Hepatit yıllarca belirti vermeden ilerleyebilir”

Karaciğerde kalıcı hasara, siroza ve kansere yol açabilen viral hepatitlerde erken tanının hayat kurtardığını belirten Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Şafak Göktaş, hepatit C'nin günümüzde büyük oranda tedavi edilebildiğini, hepatit B'nin ise etkili şekilde kontrol altına alınabildiğini söylüyor

23 Temmuz 2026 - 16:38

Karaciğerde ciddi ve kalıcı hasara yol açabilen hepatitlere karşı farkındalığı artırmak amacıyla her yıl 28 Temmuz, Dünya Hepatit Günü olarak anılıyor. Belirti vermeden yıllarca ilerleyebilen viral hepatitlerde erken tanı, korunma ve düzenli takip büyük önem taşıyor. Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Şafak Göktaş; hepatitin türleri, bulaşma yolları, tedavi seçenekleri, risk grupları ve hastalıkla ilgili doğru bilinen yanlışlar hakkında önemli bilgiler paylaştı.

KANSERE DÖNÜŞEBİLİR

Hepatitin karaciğer dokusunun iltihaplanması olduğunu belirten Göktaş, bunun virüslerin yanı sıra alkol, bazı ilaçlar, toksik maddeler, metabolik hastalıklar ve otoimmün hastalıklardan da kaynaklanabileceğini söyledi. Viral hepatitler arasında en sık hepatit A, B, C, D ve E'nin görüldüğünü ifade eden Göktaş, hepatit A ve E'nin çoğunlukla kirli su ve gıdalarla bulaşıp akut seyrederek iyileştiğini, hepatit B, C ve D'nin ise kronik karaciğer hastalığına yol açabildiğini kaydetti. Hepatit D'nin yalnızca hepatit B taşıyan kişilerde görüldüğünü belirten Göktaş, kronik hepatitin zamanla siroz, karaciğer yetmezliği ve karaciğer kanserine dönüşebileceğini vurguladı.

Hepatitin her zaman belirti vermeyebileceğini söyleyen Göktaş, “Hepatit B ve hepatit C’nin en önemli özelliklerinden biri, kişinin uzun yıllar boyunca hiçbir yakınması olmadan hastalığı taşıyabilmesidir. Hasta kendisini tamamen sağlıklı hissedebilir, karaciğer enzimleri zaman zaman normal bile bulunabilir. Ancak bu sırada karaciğerde sessiz bir hasar devam ediyor olabilir. Bu nedenle viral hepatitleri yalnızca belirtilere bakarak dışlamak mümkün değildir. Hastaların önemli bir kısmı enfeksiyonu kan bağışı sırasında, rutin sağlık kontrolünde, ameliyat öncesi testlerde veya gebelik taramalarında tesadüfen öğrenmektedir.Hepatit B ve C’ye sessiz hastalık’ denmesinin nedeni de budur.” ifadelerini kullandı.

HEPATİT C TEDAVİSİNDE BAŞARI

Tedavi seçeneklerine de değinen Göktaş, hepatit A'da çoğunlukla destek tedavisinin yeterli olduğunu, kronik hepatit B'de ise ağızdan kullanılan antiviral ilaçlarla virüsün baskılanarak karaciğer hasarının azaltılabildiğini söyledi. Hepatit C tedavisinde ise önemli bir başarı sağlandığını belirten Göktaş, “Günümüzde doğrudan etkili antiviral ilaçlarla hastaların yüzde 95'inden fazlası 8-12 haftalık tedaviyle tamamen iyileştirilebiliyor. Hastaların büyük çoğunluğu tedavi sürecinde günlük yaşamına devam edebiliyor. Tedavinin düzenli kullanılması ve uzman hekim takibi büyük önem taşıyor.” şeklinde konuştu.

“Hepatit olan herkes bulaştırıcıdır” düşüncesinin yanlış olduğunu söyleyen Göktaş, “Hepatitin bulaşma yolları türüne göre değişir. Hepatit A ve E, çoğunlukla hijyenik olmayan su ve gıdalarla; hepatit B, enfekte kan ve vücut sıvıları, korunmasız cinsel ilişki, steril olmayan işlemler ve anneden bebeğe geçiş yoluyla bulaşır. Hepatit C esas olarak kan yoluyla, hepatit D ise yalnızca hepatit B enfeksiyonu bulunan kişilerde benzer yollarla bulaşabilir. Hepatit B ve C; sarılmak, el sıkışmak, öksürmek, aynı ortamda bulunmak, aynı masada yemek yemek veya aynı tuvaleti kullanmakla bulaşmaz.” dedi.

“749 BİN KİŞİ KRONİK HEPATİT”

Hepatit konusunda en yaygın yanlış inanışın “belirti yoksa hastalık da yoktur” düşüncesi olduğunu ifade eden Göktaş, Dünya Sağlık Örgütü'ne göre 2022 yılında yaklaşık 304 milyon kişinin kronik hepatit B veya C ile yaşadığını, viral hepatitlerin hâlâ enfeksiyona bağlı ölümlerin önemli nedenlerinden biri olduğunu söyledi.

Türkiye'de çocukluk çağı hepatit B aşılaması sayesinde önemli ilerleme sağlandığını belirten Göktaş, şöyle devam etti: “Türkiye’de çocukluk çağı hepatit B aşılaması sayesinde önemli ilerleme sağlanmış, 2024’te üçüncü doz aşı kapsayıcılığı yüzde 94,6’ya ulaşmış ve çocuklarda akut hepatit B vakaları belirgin şekilde azalmıştır. Ancak erişkinlerde hastalığından habersiz yaşayan önemli bir nüfus bulunmaktadır. DSÖ’nün 2022 tahminlerine göre Türkiye’de yaklaşık 749 bin kişi kronik hepatit B, 212 bin kişi ise kronik hepatit C ile yaşamaktadır. Bu nedenle öncelik, tanı almamış yetişkinlerin belirlenmesi, tedaviye yönlendirilmesi ve düzenli takiplerinin sürdürülmesidir.”

Hangi belirtiler görüldüğünde mutlaka uzmana başvurulması gerektiğini de açıklayan Göktaş, “Gözlerde veya ciltte sararma, koyu idrar, açık renkli dışkı, uzun süren halsizlik, iştahsızlık, bulantı, karın ağrısı, kaşıntı ya da karın ve bacaklarda şişlik görüldüğünde hekime başvurulmalıdır. Ancak hepatit her zaman belirti vermeyebilir; ailesinde hepatit bulunanlar, geçmişte kan ürünü alanlar, steril olmayan tıbbi veya kozmetik işlem yaptıranlar, damar içi madde kullanım öyküsü olanlar, sağlık çalışanları, diyaliz hastaları, bağışıklığı baskılanmış kişiler ve karaciğer testleri yüksek çıkanlar belirti olmasa da test yaptırmalıdır. Gebelerin hepatit B açısından taranması da anneden bebeğe bulaşın önlenmesi için büyük önem taşır.” ifadelerini kullandı.

“TOPLUMSAL HEDEF BULAŞI ÖNLEMEK OLMALI”

Göktaş, son olarak şunları söyledi: “Korunmada aşılanma, hijyen ve güvenli uygulamalar temel öneme sahiptir. Hepatit A ve B’ye karşı aşı bulunurken, hepatit C’den korunmak için kanla temas edebilecek kişisel eşyaların paylaşılmaması, tıbbi ve kozmetik işlemlerin steril merkezlerde yapılması ve korunmasız cinsel ilişkiden kaçınılması gerekir. Erken tanı, karaciğerde kalıcı hasar oluşmadan tedaviye başlanmasını sağlar; hepatit C tamamen tedavi edilebilirken hepatit B etkili biçimde kontrol altında tutulabilir. Bu nedenle risk grubundaki kişilerin test yaptırması, tanı alanların ise tedavi sonrasında da düzenli kontrollerini sürdürmesi önemlidir. Toplumsal hedef, hastaları dışlamak değil; tanıya, tedaviye ve doğru takibe ulaşmalarını sağlayarak yeni bulaşları önlemek olmalıdır.”


ARŞİV