"Önleyemeyiz ama riski azaltabiliriz!"

Meme kanserini önlemenin mümkün olmadığını ama riski azaltmak için yapılabileceklerin olduğunu söyleyen Tıbbi Onkoloji Uzmanı Profesör. Dr. Özge Gümüşay, “Düzenli fiziksel aktivite, ideal kiloyu koruma, alkolü sınırlama, dengeli beslenme bunların başında geliyor” diyor

09 Ekim 2026 - 09:24

Kadınlarda en sık görülen kanser türlerinden biri meme kanseri. “Meme Kanseri Farkındalık Ayı” kapsamında kansere dikkat çekmek ve kadınları hastalık hakkında bilinçlendirmek için bilgilendirici seminerler ve spor etkinlikleri gibi çeşitli etkinlikler düzenleniyor. Farkındalık Ayı vesilesiyle Acıbadem Ataşehir Hastanesi Meme Kliniği’nden Tıbbi Onkoloji Uzmanı Profesör. Dr. Özge Gümüşay ile meme kanserini konuştuk. 

  • Meme kanseri nedir? 

Meme kanseri, meme dokusundaki bazı hücrelerin kontrolsüz şekilde çoğalmasıyla ortaya çıkan bir hastalıktır. Hastalık ilerlediğinde çevre dokulara ve vücudun başka bölgelerine yayılabilir. Ancak meme kanseri tek tip bir hastalık değildir. Farklı alt tipleri bulunur ve her tümörün özellikleri birbirinden farklı olabilir. Tanı konulurken tümörün büyüklüğünün yanı sıra hücrelerin özellikleri ve hastalığın vücutta yayılıp yayılmadığı da değerlendirilir. Bu bilgiler, hastalığın nasıl seyredeceğini öngörmek ve hastaya en uygun tedaviyi belirlemek açısından büyük önem taşır.

  • Nedenleri neler? 

Meme kanserinin tek bir nedeni yoktur. Aslında çoğu hastada şu nedenle oldu demek mümkün değildir. Her kadın, yalnızca kadın olmak ve yaş almakla birlikte belirli bir risk taşır. Yaşın ilerlemesi, fazla kilo, alkol kullanımı, sedanter yaşam tarz, ailede meme veya yumurtalık kanseri öyküsü, bazı genetik değişiklikler, erken adet görme, geç menopoza girme, hiç doğum yapmamış olmak, emzirmemek veya kısa süre emzirmek, bu riski artırabilir. Ancak meme kanseri gelişen her kadında mutlaka belirgin bir risk faktörü bulunmayabilir.

“BELİRTİ VERMEYEBİLİR”

  • Belirtileri nelerdir? Kimler risk altında? 

Meme kanserinde en sık görülen belirti, memede yeni fark edilen bir kitle veya sertliktir. Bunun yanı sıra meme şeklinde veya boyutunda değişiklik, koltuk altında ele gelen kitle, meme başında içe çekilme, ciltte çökme ya da kalınlaşma ve meme başından kendiliğinden olan akıntı da görülebilir. Ancak bazı meme kanserleri hiçbir belirti vermeden, tarama sırasında da saptanabilir. Ayrıca hiçbir belirgin risk faktörü olmayan kadınlarda da meme kanseri gelişebileceğini unutmamak gerekir. Bu nedenle kendimizi suçlamak ya da ben nerede hata yaptım diye düşünmek doğru değildir. Önemli olan, değiştirilebilir risk faktörlerini mümkün olduğunca azaltmak ve yaşa uygun taramaları düzenli yaptırmaktır.

  • Tanısı nasıl konur?

Meme kanseri tanı süreci, tarama tetkiklerinde şüpheli bir bulgu saptanmasıyla veya kişinin memesinde bir kitle, sertlik veya farklı bir değişiklik fark etmesiyle başlayabilir. Muayenenin ardından mamografi ve meme ultrasonu ile değerlendirme yapılır. Gerekli görülen durumlarda meme MR’ı da tanısal sürece eklenebilir. Ancak görüntüleme yöntemleri tek başına kesin tanı koydurmaz. Kesin tanı, şüpheli bölgeden alınan biyopsi örneğinin patolojik olarak incelenmesiyle konur. Patolojide tümörün tipi ve ER, PR, HER2 gibi biyolojik özellikleri belirlenir. Bu özellikler, hastalığın değerlendirilmesi, alt tipinin belirlenmesi ve uygulanacak tedavinin planlanması açısından büyük önem taşır.

“KİŞİYE GÖRE TEDAVİ BELİRLENİR”

  • Tedavisi nasıl yapılır? 

Meme kanseri tedavisi, hastalığın evresine ve tümörün özelliklerine göre kişiye özel belirlenir. Tedavide ameliyat, radyoterapi, kemoterapi, östrojen baskılayıcı tedavi ve hedefe yönelik ilaçlar kullanılabilir. Üçlü negatif meme kanserli hastalarda immünoterapi de tedaviye eklenebilir. Bu yöntemlerden biri veya birkaçı, hastanın durumuna göre farklı sıralamalarla uygulanabilir. Tedavinin amacı, erken evrede hastalığı tamamen ortadan kaldırmak; ileri evrede ise hastalığı kontrol altında tutarak yaşam süresini ve yaşam kalitesini artırmaktır. Günümüzde meme kanserinde tümörün özelliklerini daha iyi belirleyebildiğimiz için tedaviyi hastaya özel planlayabiliyoruz.

“ERKEN TANI TEDAVİ BAŞARISINI ARTIRIYOR”

  • Meme kanserinden korunabilir miyiz? Korunma yolları nelerdir? 

Meme kanserini tamamen önlemek her zaman mümkün değil ama riski azaltmak için yapılabilecekler var. Düzenli fiziksel aktivite, ideal kiloyu korumak, alkolü sınırlamak, dengeli beslenmek bunların başında geliyor. Bunun yanında gereksiz hormon kullanımından kaçınmak ve hekim önerisi olmadan uzun süreli hormon tedavileri kullanmamak da önemli. Bir diğer önemli nokta da yaşa ve kişisel risklere uygun olarak yıllık mamografi taramasını yaptırmak. Mamografi taraması sayesinde henüz ele gelmeyen “duktal karsinoma in situ (en erken evre)” olarak adlandırılan ve “evre sıfır” kabul edilen değişiklikleri de yakalayabiliyoruz. Sadece cerrahi ile henüz kanser oluşmadan tedavi edebiliyoruz. Erken tanı, meme kanserinde tedavi başarısını önemli ölçüde artırıyor.

DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR

-Meme kanseri hakkında doğru bilinen yanlışlar neler?

Meme kanseriyle ilgili toplumda hala birçok yanlış inanış var. Mesela “mememde bir kitle yoksa kanser de yoktur” düşüncesi doğru değil. Tam tersine, mamografide henüz ele gelmeden saptanan meme kanserlerinin seyri, ele gelen kitlelerle saptanan kanserlere göre genellikle daha iyidir. Bu nedenle yaşa ve kişisel risklere uygun olarak düzenli mamografi yaptırmak çok önemli. Mamografide kullanılan radyasyon dozu oldukça düşüktür ve erken tanı açısından sağladığı fayda çok daha fazladır.

“Ailemde meme kanseri yoksa benim de riskim yok” düşüncesi de doğru değil. Meme kanserlerinin sadece küçük bir bölümünde belirgin bir aile öyküsü var. Yani ailede kanser olmaması, meme kanseri olmayacağı anlamına gelmiyor.

“Meme kanseri yalnızca ileri yaşlarda görülür” demek de doğru değildir. Yaş ilerledikçe risk artsa da daha genç yaşlarda da meme kanseri görülebilir.“Biyopsi yapılırsa kanser yayılır” düşüncesi de kesinlikle doğru değil. Biyopsi, şüpheli bir bölgenin ne olduğunu anlamak ve kesin tanı koymak için yaptığımız güvenli bir işlem. Biyopsi kanseri yaymaz.

Bir diğer yanlış inanış ise “Meme kanseri tanısı almak her şeyin sonu” düşüncesi. Oysa günümüzde meme kanserinin tedavisinde önemli gelişmeler var. Dünyada ve ülkemizde meme kanseri hastalarının yaklaşık yüzde 90-95’i hastalık vücudun başka bölgelerine yayılmadan, yani metastaz yapmadan tanı alıyor. Bunun en önemli nedenlerinden biri, meme kanserinin mamografi ile taranabilen bir hastalık olması. Biliyoruz ki hastalık erken evrede fark edildiğinde tedavi başarısı oldukça yüksek. Ayrıca her hastanın kemoterapi alması gerekmiyor; bazı hastalarda yalnızca cerrahi, bazı hastalarda ise cerrahi ve östrojen baskılayıcı tedavi yeterli olabiliyor. Hastalık başka organlara yayılmış olsa bile günümüzde birçok etkili tedavi seçeneği bulunuyor ve hastalık uzun süre kontrol altında tutulabiliyor. Bu nedenle önemli olan korkup doktora başvurmayı geciktirmemek ve hastalığı hangi evrede olursa olsun doğru şekilde değerlendirmek.

 

ARŞİV