"Sağlıklı beslen, hareket et, hastalığı önle"

Kronik böbrek hastalığının sinsi bir şekilde ilerlediğini belirten diyetisyen Gökçen Efe Aydın, “Ayaklarda, bacaklarda ödem çoğumuzda var. Ciltte kuruluk ya da kaşıntı da. Bu belirtileri yaşıyoruz ama ‘böbrek hastası mıyım’ demiyoruz. Yılda bir kere kan tahlili yaptırarak hastalığın önüne geçebiliriz.” diyor

28 Nisan 2026 - 14:21

Kadıköy Belediyesi İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğü ile Sağlık İşleri Müdürlüğü’nün belediye çalışanlarına yönelik hazırladığı sağlık seminerleri sürüyor. Türk Böbrek Vakfı işbirliği ile düzenlenen seminerde “böbrek sağlığı için beslenme ve hayat tarzı önerileri” konusu ele alındı. Diyetisyen Gökçen Efe Aydın, çalışanlara yol gösterici bilgiler verdi. 

Böbrek sağlığını korumanın yolunun sağlıklı beslenmeden geçtiğini ama böbrek, kalp ve şeker hastalığının genetik geçişli hastalıklar olarak da karşımıza çıkabildiğini ifade eden diyetisyen Gökçen Efe Aydın, “Bu hastalıkları artık çocuklarda da görebiliyoruz. Bunun nedenleri ise sağlıksız beslenmenin artması ve hareketsiz yaşam.” dedi.  

“KEMİKLER GÜÇSÜZ KALIYOR”

Böbreklerin kandaki atıkları süzme işlemi yaptığını belirten Gökçen Efe Aydın, bilgilendirmeyi şöyle sürdürdü: “Atıkları idrar torbasına gönderiyor. Bu atıklardan kurtuluyoruz. Fakat bilinmeyen birçok görevi de var. Örneğin tansiyonu düzenliyor. Vücuttaki sıvı ve tuz dengesini ayarlıyor. Kemik gelişimine katkı sağlıyor. Kemik iliğine ne kadar kan yapılması gerektiğini söylüyor. Böbrek hastalarında çok yüksek kansızlık görüyoruz. Çok küçük yaşta böbreklerini kaybetmiş hastalarım var. Vücuduna baktığımızda bir çocuk vücudu ama yüzüne baktığımızda bir yetişkin. Çünkü kemik gelişimi ne yazık ki tam olmamış. Veya çok uzun süre diyalize giren hastalar kollarını, bacaklarını bir yere çarptıklarında hemen kırılmalar ve çatlamalar olabiliyor. Çünkü böbrekler çalışmadığı için oradaki kemikler ne yazık ki güçsüz kalabiliyor."

Kronik böbrek yetmezliği hastalığının sinsi bir şekilde ilerlediğini, ilerledikçe de böbreğin süzme hızının yavaşladığını dile getiren Aydın, halsizliğin, geceleri kas kramplarının, ayaklarda ve bacaklarda şişliğin, ciltte kuruluk ile kaşıntının hastalığın belirtileri arasında olduğunu söyledi ve şöyle devam etti: “Ayaklarda, bacaklarda şişlik dediğimiz ödem çoğumuzda var. Ciltte kuruluk ya da kaşıntı da. Bu belirtiler oluyor ama  'böbrek hastası mıyım' demiyoruz. İşte bu yüzden sinsi bir hastalık. Hastalığın son evresinde ya diyalize alıyoruz ya da organ nakli yapıyoruz. Ne yazık ki diyalize daha çok alıyoruz. Çünkü ülkemizde organ bağışı çok az yapılıyor. Hastalığını önüne geçmek aslında çok kolay. Yılda bir kere kan vermeniz yeterli. Kandaki kreatin değerine bakılarak rahat anlaşılır. Lütfen baktırın ve doktorunuza sorun.”

“MEVSİMİNDE VE DOĞAL BESLENİN”

“Böbrek deyince akla tuz gelir.” diyen Aydın, beslenmede dikkat edilmesi gerekenleri  paylaştı: “Aşırı tuz ve şeker tüketiminden kaçınmalıyız. Ülkemizde bir kişi günde 12 gram (2 çay kaşığı) tuz tüketiyor. Tüketmemiz gereken ise 6 gram. Tuzun fazlalığının çoğu paketli ürünler ve hazır gıdalardan geliyor. O yüzden paketli ürünler yerine doğal beslenmeliyiz ve yeterli miktarda su içmeliyiz. Çay ile kahve su yerine geçmez. Paketli ürünlerdeki şekerler artık ne yazık ki nişasta bazlı (mısır şurubu, glikoz, fruktoz). Bu normal şekere göre 3 kat daha zararlı ve doygunluk hissi vermiyor. O yüzden aldığımız ürünlerin etiketini okuyacağız. Mevsiminde sebze ile meyve yemek, meyve suyu yerine meyveyi olduğu gibi tüketmek önemli. Böbrek hastalığı olanlar potasyum nedeniyle sebze ve meyveyi kontrollü tüketmeli. Yoğurdunuzu evde yapın, günde bir avuç kuruyemişi çiğ olarak tüketin. Meyvelerin ve sebzelerin kabuğunu soyun. Mevsimi dışında ürünlerde tarım ilacı (pestisit) kalıntısı çok fazla oluyor. Bitki çaylarını günde iki fincandan fazla tüketmemeye özen gösterin. Çünkü aşırı bitki çayı içmek karaciğerde ciddi problemlere yol açabilir. Bitki çayları uzun vadeli tüketilmemeli.”

“İDRAR RENGİ HASTALIK İŞARETİ OLABİLİR”

Su içme ile idrar rengi arasındaki bağlantıya da dikkat çeken Aydın, “İdrarınızın rengi açık sarıysa bu yeterli su içtiğiniz anlamına gelir. Koyu sarı idrar ise az su içtiğinizi gösterir. Özellikle sabah uyandığınızda idrar koyu renkli olur. Bu yüzden güne suyla başlamak ve gece susuz kalan vücudu ihmal etmemek gerekir. İdrarın kırmızı, kahverengi veya çok koyu renkli olması, kötü koku içermesi durumunda doğrudan doktora gidilmelidir. Çünkü bu durum böbrek taşı, kum veya bir enfeksiyon belirtisi olabilir. İdrar sürekli köpüklü ise bu protein kaçağına işaret edebilir, ileride böbrek hastalığına yol açabileceği için mutlaka tahlil verilmelidir.” dedi. 

Hareket etmenin ve egzersizin önemine de  değinen Gökçen Aydın, bilinçsiz ilaç kullanımına dikkat çekerek şunları söyledi: “Doktor yazmadan ilaç tüketilmemeli ve komşu tavsiyesiyle ilaç içilmemelidir. Bundan dolayı böbrek kaybı yaşanabilir. Evde açılmamış ve kullanılmayan ilaçlar eczanelere veya sağlık ocaklarına bağışlanmalı. Kolajen gibi takviyeler veya kürler de doktor kontrolü dışında rastgele kullanılmamalı.”

 

ARŞİV