Günümüzde sağlıklı yaşam ve beslenmeye olan ilgi artarken, sosyal medya ve popüler kültürün etkisiyle "sağlıklı" sanılan birçok alışkanlığın aslında vücuda zarar verebileceği uyarısı geldi. Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Beslenme ve Diyet Uzmanı Uzm. Dyt. Gamze Akbaş İşbilir, toplumda sık karşılaşılan beslenme efsanelerine dikkat çekerek, doğru bilgiye ulaşmanın hayati önem taşıdığını vurguladı.
Uzm. Dyt. İşbilir, özellikle sağlıklı olduğu düşünülen ancak bilinçsiz uygulandığında metabolik dengeyi bozan ve sürdürülebilir olmayan popüler diyet yaklaşımları hakkında açıklamalarda bulundu.
"DİYET" ETİKETİ SAĞLIKLI OLDUĞU ANLAMINA GELMİYOR
Düşük kalorili veya light ibaresi taşıyan ürünlerin genellikle sağlıklı olarak algılandığını belirten İşbilir, "Bu ürünlerin bir kısmında şeker yerine farklı tatlandırıcılar veya katkı maddeleri kullanılabiliyor. Bu durum, kalori düşse bile uzun vadede metabolik dengeyi olumsuz etkileyebilir. Ayrıca 'diyet' etiketi, porsiyon kontrolünün göz ardı edilmesine de yol açabiliyor." dedi.
KARBONHİDRATLAR TAMAMEN DÜŞMAN DEĞİL
Son yıllarda popülerleşen düşük karbonhidrat diyetlerinin, karbonhidratların tamamen zararlı olduğu algısını oluşturduğunu ifade eden İşbilir, tam tahıllar, sebzeler ve baklagiller gibi kompleks karbonhidratların enerji üretimi, sindirim sağlığı ve beyin fonksiyonları için gerekli olduğunu hatırlattı. Önemli olanın karbonhidratı tamamen kesmek değil, doğru kaynaktan ve dengeli miktarda tüketmek olduğunun altını çizdi.
"AÇ KALMAK METABOLİZMAYI YAVAŞLATIYOR"
Uzun süre aç kalmanın ya da öğün atlamanın kısa vadede kilo kaybı sağlıyor gibi görünse de metabolizmanın yavaşlamasına neden olduğunu belirten Uzm. Dyt. İşbilir, “Bu durum vücudun 'tasarruf moduna' geçmesine yol açarak yağ yakımını zorlaştırır. Aynı zamanda kas kaybı, halsizlik ve kan şekeri dengesizlikleri gibi sorunlar ortaya çıkabilir.” uyarısında bulundu.
Hızlı kilo kaybı vadeden detoks programları ve tek tip beslenme listelerinin sürdürülebilir olmadığını vurgulayan İşbilir, sağlıklı bir vücudun zaten karaciğer ve böbrekler aracılığıyla kendi detoks mekanizmasına sahip olduğunu belirtti. Dışarıdan yapılan detoks uygulamalarının çoğunun bilimsel temele dayanmadığını ve zararlı olabileceğini ifade eden İşbilir, “Karaciğer ve böbreklerin kendi detoks mekanizmasına katkı sağlayacak beslenme tüyoları uzman eşliğinde kişiye ve hastalığa özgü bilimsel temellere dayanarak yapılmalıdır.” dedi.
Glutensiz beslenmenin sadece çölyak hastalığı ve gluten hassasiyeti olan bireyler için gerekli olduğunu belirten İşbilir, sağlıklı bireylerin gluteni tamamen hayatından çıkarması gerekmediğini söyledi. Benzer şekilde şekersiz ürünlerin de tamamen masum olmayabileceğini ve içerdiği alternatif tatlandırıcıların farklı sağlık etkileri yaratabileceğini ekledi.
Proteinin kas sağlığı ve tokluk hissi açısından önemli olduğunu ancak gereğinden fazla tüketilmesinin böbrekler üzerinde yük oluşturabileceğini kaydeden İşbilir, ”Özellikle kontrolsüz protein diyetleri, uzun vadede metabolik dengesizliklere yol açabilir. Dengeli bir beslenme planında tüm besin gruplarının yer alması gerekir.” dedi.
"BESLENME KİŞİYE ÖZELDİR"
Her bireyin yaşı, yaşam tarzı, metabolizma hızı ve sağlık durumunun farklı olduğunu vurgulayan Uzm. Dyt. Gamze Akbaş İşbilir, bu nedenle tek tip diyet listeleri veya sosyal medyada önerilen beslenme programlarının herkes için uygun olmayabileceğini belirtti. Beslenme planının bireyin ihtiyaçlarına göre düzenlenmesi ve sürdürülebilir olması gerektiğini ifade eden İşbilir, konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu: “Beslenme konusunda doğru bilinen yanlışlar, bireylerin sağlıklı yaşam hedeflerine ulaşmasını zorlaştırabilir. Her popüler bilgi doğru olmayabilir ve her diyet herkese uygun değildir. Sağlıklı beslenme; yasaklardan çok dengeyi, kısıtlamalardan çok sürdürülebilirliği içerir. Bu nedenle bireylerin kulaktan dolma bilgiler yerine bilimsel ve kişiye özel yaklaşımları benimsemesi gerekmektedir.”