Çocuklarda sıkça görülen aftlar, çoğu zaman ciddi bir sağlık sorununa işaret etmese de tekrarlama sıklığı, iyileşme süresi ve eşlik eden belirtiler açısından dikkatle değerlendirilmesi gereken bir durum olarak öne çıkıyor. Genetik yatkınlıktan bağışıklık sistemi yanıtına, ağız içi travmalardan vitamin ve mineral eksikliklerine kadar birçok farklı etken aft oluşumunda rol oynuyor. Özellikle sık tekrarlayan, uzun süre iyileşmeyen, çok ağrılı seyreden ya da çocuğun beslenmesini ve sıvı alımını etkileyen aftlarda altta yatan nedenlerin araştırılması önem taşıyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Sevil Bilir, çocuklarda aft oluşumunun nedenlerini, hangi durumlarda hekime başvurulması gerektiğini, tekrarlayan aftların hangi hastalıklarla ilişkili olabileceğini ve tedavi sürecinde dikkat edilmesi gerekenleri gazetemize anlattı.
“STRES VE UYKUSUZLUK SEBEP OLABİLİR”
Aft oluşumunun sebeplerinden bahseden Bilir, “Ağız içinde görülen küçük, yuvarlak, ortası beyazımsı, çevresi kızarık ve oldukça ağrılı yaralar aft olarak adlandırılır ve çoğu zaman ciddi bir hastalığa işaret etmez. Aft oluşumunun tek bir nedeni yoktur; genellikle genetik yatkınlık, bağışıklık sisteminin verdiği yanıt ve çeşitli tetikleyici faktörlerin bir araya gelmesiyle ortaya çıkar. Ağız içinin ısırılması, sert veya travmatik gıdalar, diş fırçasının neden olduğu küçük yaralanmalar ve ortodontik apareyler gibi lokal travmalar aft oluşumunu tetikleyebilir. Bunun yanı sıra stres, uykusuzluk, bazı enfeksiyonlar ve beslenme yetersizlikleri de aft gelişiminde rol oynayabilir. Özellikle demir, B12 vitamini ve folat eksiklikleri tekrarlayan aftlarla ilişkili olabilir. Ancak her aftın vitamin eksikliğinden kaynaklanmadığını unutmamak gerekir; sağlıklı çocuklarda da aft görülebilir ve çoğu, birkaç gün ile iki hafta içinde kendiliğinden iyileşir.” dedi.
Bilir, “Yılda üç veya daha fazla kez tekrarlayan ağız aftları, tekrarlayan aftöz stomatit açısından değerlendirilmelidir; ancak yalnızca aftların sayısına göre karar vermek doğru değildir. Aftların çok sık ortaya çıkması, bir yara iyileşmeden yenisinin oluşması, yaraların çok büyük veya çok ağrılı olması, uzun süre iyileşmemesi ya da çocuğun yemek yemesini ve sıvı almasını engellemesi durumunda çocuk doktoru veya diş hekimi tarafından değerlendirme yapılmalıdır. Özellikle iki haftadan uzun süren, çok büyük, sık tekrarlayan veya iz bırakarak iyileşen ağız yaraları sıradan bir aft olarak kabul edilmemelidir.” ifadelerini kullandı.
“BAŞKA HASTALIKLARIN HABERCİSİ OLABİLİR”
Sık tekrarlayan aftların çeşitli hastalıkların habercisi olabileceğini söyleyen Bilir, “Çocukların büyük bölümünde tekrarlayan aftların altında ciddi bir hastalık bulunmaz; ancak aftlar çok sık ve şiddetli tekrarlıyorsa bazı durumların araştırılması gerekebilir. Bunların başında demir, B12 vitamini ve folat eksiklikleri gibi beslenme ve kanla ilişkili sorunlar gelir. Daha nadiren çölyak hastalığı ve inflamatuvar bağırsak hastalıkları gibi sindirim sistemi hastalıklarında da tekrarlayan ağız yaraları görülebilir. Aftlara tekrarlayan ateş atakları eşlik ediyorsa PFAPA gibi ateş sendromları; genital bölgede yaralar, gözde kızarıklık veya görme sorunları ya da cilt bulguları gibi ek belirtiler varsa Behçet hastalığı gibi sistemik inflamatuvar hastalıklar da değerlendirmeye alınabilir. Ayrıca bağışıklık sistemiyle ilişkili bazı hastalıklar da sık ve ağır ağız yaralarına neden olabilir. Ancak tek başına aft görülmesi, bu hastalıklardan birinin bulunduğu anlamına gelmez. Doktor değerlendirmesinde çocuğun büyümesi, genel sağlık durumu, eşlik eden belirtiler ve aile öyküsü birlikte ele alınır.” şeklinde konuştu.
“TAHRİŞ EDİCİ MADDELER UYGULANMAMALI”
Aft tedavisi hakkında da bilgi veren Bilir, “Tedavide temel amaç ağrıyı azaltmak, iyileşmeyi desteklemek ve çocuğun rahatça beslenip sıvı almasını sağlamaktır. Hafif vakalarda destekleyici bakım yeterli olurken, daha ağrılı veya sık tekrarlayan aftlarda doktor önerisiyle ağız içine uygulanan ağrı azaltıcı, koruyucu veya iltihap giderici ürünler kullanılabilir. Tekrarlayan ve ağır vakalarda demir, B12 vitamini ve folat eksikliği gibi olası nedenler araştırılarak gerekli tedavi planlanır. Evde ise çok sıcak, acı, ekşi, tuzlu ve sert gıdalardan kaçınılması; yumuşak ve serin gıdaların tercih edilmesi, yeterli sıvı tüketiminin desteklenmesi ve dişlerin yumuşak bir fırçayla nazikçe temizlenmesi önerilir. Aftın üzerine limon, sirke, tuz veya karbonat gibi tahriş edici maddeler uygulanmamalı, özellikle küçük çocuklarda lokal anestezik veya antiseptik ağız ürünleri doktor önerisi olmadan kullanılmamalıdır. Çocuk ağrı nedeniyle sıvı alamıyor, idrarı belirgin şekilde azalıyor veya genel durumu bozuluyorsa tıbbi değerlendirme gerekir.” dedi.

Bilir, son olarak şunları dile getirdi: “Aftları tamamen önlemek her zaman mümkün olmasa da tetikleyici faktörleri belirlemek atakların azalmasına yardımcı olabilir. Çocuğun dengeli beslenmesi, yeterli uyuması, ağız hijyenine dikkat etmesi ve ağız içinde travmaya yol açabilecek diş sorunları veya ortodontik apareylerin kontrol edilmesi önemlidir. Aftların belirli yiyeceklerden sonra ortaya çıktığı düşünülüyorsa beslenme günlüğü tutulabilir; ancak doktor önerisi olmadan gereksiz gıda kısıtlamaları yapılmamalıdır. Ayrıca ağız içindeki her yaranın aft olmadığı unutulmamalıdır. Ateş, halsizlik, döküntü, el ve ayaklarda yaralar, göz veya genital bölge bulguları eşlik ediyorsa farklı enfeksiyonlar ya da sistemik hastalıklar söz konusu olabilir.”