TTB’ye destek yağıyor

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TTB’nin kapatılmasını ve yöneticiler hakkında işlem yapılmasını istedi. İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu üyesi Recep Koç, tek amacın iktidar güdümünde yapılar oluşturmak olduğunu söylerken TTB’ye destek büyüyor

25 Eylül 2020 - 13:09

Türk Tabipler Birliği (TTB), salgın nedeniyle duyarlılığın ve tedbirlerin arttırılması için 14-18 Eylül 2020 tarihlerini “Yönetemiyorsunuz, tükeniyoruz haftası” ilan etmiş, hayatını kaybeden sağlık çalışanları için hastanelerde siyah kurdeleli eylem çağrısı yapmıştı. Bunun ardından MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, sosyal medya hesabı üzerinden bir açıklama yaptı ve TTB’nin kapatılması, yöneticileri hakkında adli işlem yapılması gerektiğini söyledi.

MHP lideri Bahçeli’nin açıklamasının ardından sosyal medyada #İyikiTTBvar etiketi ile kampanya başlatıldı ve binerce paylaşım yapıldı. 

Konuyla ilgili görüştüğümüz İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu üyesi Dr. Recep Koç, Bahçeli’nin TTB’yi hedef göstermesinin sebebinin önümüzdeki hafta yapılacak TTB Merkez Konseyi seçimleri olduğunu söyledi: “İllerde temmuz ve ağustos ayı içerisinde seçimler yapılmış, tabip odaları yönetim ve diğer kurul üyeleri ile TTB delegelerini seçmişti. Bu seçimlerde büyükşehirler dahil, 40’dan fazla tabip odası yönetimini Etkin Demokratik TTB grubu kazanmıştı. Bu sonuç ile yapılacak seçimlerde de aynı grubun adaylarının rahat kazanacakları görülmektedir. Meslek odalarını, demokratik yoldan seçimle ele geçiremeyeceklerini anlayanlar, bölerek, kapatarak, kendilerine, iktidara güdümlü yeni oluşumlar yaratmak istiyorlar. Türk Tabipleri Birliği’nin her zaman olduğu gibi doğruları söylemesi, iktidarı uyarması ve şeffaf olmaya çağırması, verilerin manipülasyon yapılmadan açıklanmasını istemesi, yaşam hakkını savunması, eksiklikleri ve yapılması gerekenleri kamuoyu önünde açıklaması, bütün bunların basın ve yayın organlarında geniş yer alması iktidarı rahatsız etmektedir. Tehdit ve soruşturmaların işe yaramayacağını bilen AKP İktidarı, küçük ortağı aracılığı ile saldırıya geçip, yıpratma ve kamuoyu önünde algı operasyonu gerçekleştirmeye çalışıyor. Bu saldırı tam tersi sonuç verdi. Tabip odalarımızdan meslek örgütlerine, muhalefet partilerinden sendikalara, uzmanlık derneklerinden diğer sağlık çalışanlarına, sanatçılardan gazetecilere herkes TTB yönetimine büyük bir destek verdi.”

Koç, “Salgında suçu vatandaşa, yükü hekimlere ve sağlık çalışanlarına yıkarak sorumluluktan kaçmak boşuna” derken, salgında gelinen süreci şöyle anlattı: “COVID-19 salgını mücadelesinde başarı; akıl ve bilimi esas alarak, gerçekleri konuşarak, filyasyon ve test süreçlerini çok iyi yöneterek, kişisel koruyucu ekipman malzemelerini tam olarak temin ederek, tedavi ortamını iyileştirip, sağlık çalışanlarını motive ederek sağlanır. Salgının yaygınlaştığı, toplamda 92 sağlık çalışanının hayatını kaybettiği, herkesin kendisi ve bütün yakınları için sürekli tedirgin olduğu bir süreçte, sayılar düşük gösterilerek herhangi bir başarıdan söz edilemez.”

Gerçek sayılar, açıklanandan fazla mı?

TTB Aile Hekimliği Kolunun, aile hekimleri arasında yaptığı anket çalışmasında, izledikleri vaka ve temaslı sayılarının arttığını, genel olarak salgının hız kazandığını söyleyen Koç,  “Aile hekimlerinin ilettiği vaka ve temaslı sayıları, Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı vaka sayılarıyla kıyaslandığında daha fazla. Aile Sağlığı Merkezleri’nin neredeyse yarısında en az bir sağlık çalışanı korona virüsüne yakalanmış durumda. Aile Sağlığı Merkezleri’nde ciddi özveriyle çalışan sağlık çalışanlarının görüş ve önerilerinin Sağlık Bakanlığı tarafından yeterince dikkate alınmadığı, taleplerinin karşılanmadığı belirtiliyor. Sağlık çalışanlarının salgına karşı yeterince korunması için gerekli önlemlerin alınması (kişisel koruyucu donanım sağlanması, yüksek hasta sayılarından kaçınılması, uzun saatler çalışma düzenine son verilmesi vs), COVID-19 hastalığının meslek hastalığı olarak değerlendirilmesi, toplumun sağlık ve yaşam hakkı ile sağlık çalışanlarının temel hakları için mücadeleye devam edilmelidir.” dedi. 

İstanbul’da yoğun bakım doluluk oranlarının her geçen gün yükseldiğini söyleyen Koç, normalleşmeye erken geçildiğini belirtti: “Nisan ayında İstanbul'da fazla olan vakalar, daha sonra Anadolu'ya dağılarak, başta Ankara olmak üzere Konya, Urfa, Gaziantep, Diyarbakır, Batman, diğer Doğu ve Karadeniz illerinde artmıştır. Burada iktidarın ekonomiyi ön planda tutmasının ve normalleşmeye erken geçilmesinin rolü vardır. Pozitif vakalar önceden yaşlı kişilerde yüksek iken, son günlerde 25-50 yaşları arasında çoğalmış, ölümlerle ağır hasta sayısı da artmıştır. Özel hastanelerin pandemi dışına alınması, SGK'nın ödeme yapmaması, hastaların özel kurumlara gitmesini kısıtlamış, kamu hastanelerine yığılmalar ve başvurular çoğalmıştır. Yeni açılan hastanelerin kadro durumları önceden düşünülmediğinden,  hekim ve yardımcı personel ile yetişmiş teknik elemanlar, diğer hastanelerden geçici olarak  gönderilmiş, bu sefer de kendi hastanelerinde eksiklikler oluşmuştur.”

Bakan Koca ile görüşmede yaşananlar

TTB’nin Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ile görüşmesine de değinen Koç, “Hem veriler, hem genel durum hem de sağlık çalışanlarının hakları, istekleri konusunda birçok konuyu ilettik. Rakamların Bakanlığın açıkladığı verilerle farklı olduğunu, Bakanlığın açıkladığı rakamların gerçeği yansıtmadığını söyledik” dedi.

TTB ve tüm hekimler olarak sürecin şeffaf, rakamların güvenilir olmasını talep ettiklerini söyleyen Koç, son olarak şunları söyledi: “Sağlık Bakanlığı ve iktidar, salgından başarı öyküsü çıkarma gayretine girmiş, ekonomik çıkarlar uğruna bütün bu önerilere sırt çevirmiş durumdadır. Bunun yanında veriler ve sayılar kendi ölçütlerine göre kamuoyuna açıklanmaktadır. Gerçeklerden uzaklaşarak, manipülasyon yapılıyor. Hiçbir meslek kuruluşu ile bir arada çalışmak istemiyorlar. Sağlık Bakanlığı bütün çağrılara rağmen Bilim Kurulu’na TTB temsilcisi istemedi. Kaldı ki kendi yarattıkları Bilim Kurulu’nun tavsiyelerini bile yerine getirmiyorlar. Salgına yönelik bilimsel verilere dayanan uyarı ve önerilerin, toplumun sağlık ve yaşam hakkı için kamuoyu ile paylaşılması, evrensel, yasal ve etik sorumluluktur. TTB, dün olduğu gibi bugün de bu sorumluluğun gereğini yerine getirmeye devam edecek.”


ARŞİV