Zayıflama iğnesinde 5 hayati kural

Zayıflama iğneleri, kulaktan dolma bilgilerle kullanıldığında pankreas ve safra kesesi başta olmak üzere pek çok organda kalıcı hasar bırakabiliyor

20 Eylül 2026 - 13:51

Son dönemde obezite tedavisinde çığır açan gelişmeler arasında gösterilen ve kamuoyunda ‘zayıflama iğnesi’ olarak bilinen GLP-1 grubu ilaçlar, bilinçsiz kullanıldığında hayati risklere yol açabiliyor. Uzmanlar, arkadaş tavsiyesi veya sosyal medya etkisiyle kontrolsüz şekilde başvurulan bu tedavilerin pankreas, safra kesesi ve sindirim sisteminde ciddi hasarlara neden olabileceği uyarısında bulunuyor. Son dönemde obezite tedavisinde çığır açan gelişmeler arasında gösterilen ve kamuoyunda ‘zayıflama iğnesi’ olarak bilinen GLP-1 grubu ilaçlar, bilinçsiz kullanıldığında hayati risklere yol açabiliyor

Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can) Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ferhat Çetin, GLP-1 grubu ilaçların masum birer iştah kapatıcı veya vitamin gibi görülmemesi gerektiğini vurguladı. Bu tedavilerin doğrudan metabolizma, hormon dengesi ve kan şekerini etkileyen güçlü tıbbi ajanlar olduğunu belirten Dr. Çetin, zayıflama iğnesi kullanımında dikkat edilmesi gereken 5 hayati kuralı ve dikkat çekici uyarıları paylaştı.

UZMAN KONTROLÜ ŞART

Zayıflama iğnelerinin bir takviye ürünü değil; insülin direnci, diyabet, karaciğer yağlanması ve kalp-damar hastalıklarının temelindeki hormonal bozuklukları düzelten tıbbi bir tedavi olduğunu belirten Dr. Ferhat Çetin, “Nasıl ki antibiyotiği, kemoterapiyi veya apandisit ameliyatını profesyonel ellere emanet ediyorsak, bu tedaviyi de mutlaka uzman kontrolünde yürütmeliyiz. İnternetten edinilen bilgilerle tedaviye başlamak veya ilacı kontrolsüz temin etmek büyük risk taşır” dedi.

Tedavi kararının yalnızca kilo oranına göre değil, kişinin tüm sağlık geçmişi değerlendirilerek verilmesi gerektiğini ifade eden Dr. Çetin, şu uyarılarda bulundu:

  • Geçmişinde pankreatit öyküsü olanlar,
  • Safra taşı veya safra yolu hastalığı bulunanlar,
  • Medüller tiroit kanseri riski taşıyanlar,
  • İleri düzey mide-bağırsak rahatsızlığı olanlar bu ilaçları kullanmamalıdır.

Ayrıca kontrolsüz kalp-damar hastaları, yüksek trigliserid düzeyine sahip kişiler ve kronik alkol kullanımı olanların da detaylı bir incelemeden geçmesi gerektiği vurgulandı.

Doğru ilacın yanı sıra doğru tıbbi değerlendirmenin de hayati önem taşıdığını belirten uzmanlar, tedaviye başlamadan önce yapılması gereken tetkikleri sıraladı:

  • Açlık kan şekeri, HbA1c ve insülin direnci,
  • Kolesterol ve trigliserid düzeyleri,
  • Karaciğer, böbrek ve tiroit fonksiyon testleri,
  • Gerektiğinde safra kesesi ve pankreasın ultrasonografi ile incelenmesi.

Yapılmayan her tetkikin, gözden kaçabilecek ciddi bir riski beraberinde getireceği ifade edildi.

 DOZU KENDİNİZ DEĞİŞTİRMEYİN!

“Daha fazla kullanırsam daha hızlı kilo veririm” düşüncesinin en tehlikeli hatalardan biri olduğunu belirten Çetin, doz artışının yalnızca hekim kontrolünde yapılması gerektiğini söyledi. Kontrolsüz doz artışının şiddetli bulantı, kusma, sıvı kaybı ve sindirim sistemi problemlerine yol açarak tedavinin yarım kalmasına neden olabileceği; düzensiz kullanımın ise ilacın etkinliğini düşürdüğü kaydedildi.

Tedavi sürecinde yaşanan her şikayetin 'normal yan etki' sayılamayacağını vurgulayan Dr. Çetin; geçmeyen şiddetli karın ağrısı, sürekli kusma, sarılık, koyu renk idrar ve yüksek ateş gibi belirtilerin pankreas veya safra yollarındaki ciddi bir soruna işaret edebileceğini belirtti. Bu tür durumlarda ilaç kullanımı hemen durdurularak bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.


ARŞİV