Spor ikonları-5: Roger Federer

Sadece sportif başarıları değil hayatlarıyla da insanlara ilham kaynağı olan, yaptıklarıyla dünya tarihine geçen sporun büyük isimlerinin hikâyeleri artık her hafta bu köşede olacak...

03 Şubat 2023 - 11:09

15 Eylül 2022’de İngiltere’de jübile turnuvasına katıldığında tenisin en önemli isimleri, rakiplerinin hepsi yanındaydı. Üstelik, belki de kariyerindeki en büyük rakibi olan Rafael Nadal onunla gözyaşı döküyordu. Aslında tüm tenissevelerin ona layık gördükleri lakapla söylersek ‘ekselansları’ Roger Federer’in başarılarının yanında en önemli özelliği centilmenliği oldu her zaman.

“KORT DIŞINDA...”
Erkek tenisinin önemli isimlerinden Andy Roddick onun bu özelliğini şöyle anlatıyordu: “O büyük olasılıkla eline tenis raketi almış en yetenekli insan. Çözüm yolu olarak öne sürdüğü vuruşları... Oynadığı oyunla, o tamamen eksiksiz bir oyuncu. Ama asıl kort dışındaki saygısı ve hürmeti olağanüstü.”

ÖFKESİNİ KONTROL ETMEYİ ÖĞRENDİ
Aslında kariyerinin başında genç Roger hiç de yenilgiyi kabul eden, rakibine saygı duyan bir kişilik değildi. 8 Ağustos 1981’de İsviçre’nin Basel şehrinde doğan Federer tenise 6 yaşında başladı. 14 yaşında ilk ulusal şampiyonluğunu kazanarak İsviçre Ulusal
Tenis Akademisi’nde öğrenim görmeye hak kazandı. Ancak bu yıllarda sinirine hâkim olamayan, kortta raket kıran ve öfke nöbetleri geçirmeye meyilli bir sporcu profili çiziyordu. Anne ve babasının devreye girmesiyle bu durumun önüne sert bir şekilde set çekildi. 1998’e gelindiğinde 16 yaşında profesyonelliğe adım atan, öfkesini kontrol etmeyi öğrenmiş ve rakiplerine saygı duymayı bilen bir sporcu vardı. Başarılar da bunun üstüne geldi.

20 YAŞINDA İLK ATP ZAFERİ
İlk ATP turnuvasını kazanmak için fazla beklemedi. 2001 yılında Milano’da kazandığı turnuvadan birkaç ay sonra Davis Cup’ta 3 maç kazanarak ülkesi İsviçre’nin ABD’yi elemesini sağladı. İlk büyük zaferi ise henüz 22 yaşındayken geldi. Pete Sampras ve Andre Agassi gibi efsane isimlerin hüküm sürdüğü erkekler tenisinde artık değişim zamanının geldiğini haber veriyordu. 2003 Wimbledon finalinde Mark Philippoussis’i yenerek şampiyonluğa ulaştı. Bununla da kalmadı. 2003-2007 yılları arasında üst üste 5 kez Wimbledon’ı kazanırken bu dönemde 3 kez Avusturalya Açık, 4 kez de Amerika Açık turnuvalarını kazanarak dünya sıralamasının tartışmasız bir numarasına yükseldi. Grand slam’in yani Avustralya, ABD, Wimbledon ve Fransa Açık’tan oluşan tenisin dört büyük turnuvasının üçüne daha 25 yaşında damga vurmayı başarmıştı. Ancak oyun stili olarak toprak korta yani Fransa’ya ters geliyordu. 2003-2007 arasında Fransa Açık’ta 2 kez final görse de kendisi gibi yeni kuşağın diğer önemli ismi Rafael Nadal’a ‘toslamıştı.’

2009 finalinde bu kez karşısında rakip olarak çeyrek finalde Rafael Nadal’ı eleyen İsveçli Robin Söderling’i buldu. Federer bu fırsatı geri tepmedi ve rakibini 3 sette yenmeyi başararak kariyerinde tek eksik olan Fransa Açık şampiyonluğuna da ulaşmayı başardı.

KUSURSUZ FIRTINA
2022 Eylül ayında sonlandırdığı profesyonel kariyerine tam 20 grand slam şampiyonluğu sığdırdı İsviçreli raket. 5 ATP Dünya Şampiyonluğu da kariyerindeki bir başka başarı. Dünya 1 numarasında tam 310 hafta kalmayı başardı. Dünyanın gelmiş geçmiş en fazla kazanan sporcularından biri oldu. Ancak kendisinin deyimiyle en büyük gurur, sayısız profesyonel tenisçi tarafından gelmiş geçmiş en iyi oyuncu olarak gösterilmesi oldu. Onun oyunu, müthiş backhand ve forehand vuruşların, öldürücü bir servis yeteneğinin, sınırsız bir fiziki gücün ve geniş bir yaratıcılığın kusursuz uyumundan oluşuyordu. Onu izleyebilen kuşaklar kendilerini çok şanslı hissettiler çünkü ekselansları gibi bir yeteneğe bir daha kim bilir ne zaman rast gelebiliriz.


ARŞİV