"Vahşi değil, centilmen"

Kadıköy Eskrim Spor Kulübü Baş Antrenörü Ateş Yaylıoğlu, eskrimin kuralları katı ama incelikli bir spor olduğunu belirterek, “Mesela rakibinize selam vermek zorundasınız. Veya küfrederseniz diskalifiye edilirsiniz” diyor

09 Eylül 2026 - 11:03

Geçmişi antik çağlara uzanan eskrim sporu, Cumhuriyet’in ilk yıllarında Olimpiyat hazırlıklarının yapıldığı Kadıköy’de bugün de yaşamaya devam ediyor. Kadıköy Eskrim Spor Kulübü, çocuklardan yetişkinlere uzanan sporcularıyla kentin eskrim geleneğini sürdürüyor. Biz de her yıl eylül ayının ikinci cumartesi günü kutlanan Dünya Eskrim Günü vesilesiyle, Sahrayıcedit’te bulunan kulübü ziyaret ederek, kurucusu Ateş Yaylıoğlu ile görüştük.

 4. Kademe Kıdemli Eskrim Antrenörü olan Yaylıoğlu, ‘spora çocukken başlanır’ ön kabulünün aksine 40’ında girmiş eskrim dünyasına, şimdi 60’ında ve yeni sporcular yetiştiriyor; “Ben eskrime çocuğum sayesinde başladım! Onu antrenmanlara getirip götürürken zaman içinde bu spora ilgi duydum. Sonra her şeyi bırakarak kendimi eskrime adadım. Boşanma gibi hayatımın zor bir döneminde eskrim iyi bir çıkış oldu ki bugün bazı yetişkinler de eskrime benzer nedenlerle başlıyor.” 

Yaş demişken, bu kulüpte yaş sınırı yok desek yanlış olmaz. Kulübün en genç sporcusu 2020 doğumlu, en kıdemli ismi ise 49 yaşında. 

SELAM VERMEK ZORUNLU

Peki eskrim nasıl bir spor? Ateş Yaylıoğlu yanıtlıyor; “Kesinlikle sadece fiziksel bir spor değil. Her hareketin karşı hareketi var. Bu bakımdan satranç ve pokere benzer. Dansa benzeyen estetik bir yönü de var mesela. Yoğun enerji harcatması ve aynı anda zihni sürekli aktif tutması nedeniyle insanın kendisini iyi hissetmesini sağlıyor. Sadece bir mücadele sporu da değil eskrim. Strateji, konsantrasyon, disiplin ve estetiği bir araya getiren bir alan. Dışardan vahşi görünebilir ama aslında oldukça centilmen. Mesela rakibinize selam vermek zorundasınız. Veyahut rakibinize küfür ederseniz direkt siyah kart görürsünüz ki bu diskalifiye manasına gelir.”

Yaylıoğlu’na göre sporcu, rakibinin hareketlerini analiz etmek, doğru zamanda karar vermek ve karşısındaki kişinin bir sonraki hamlesini öngörmek zorunda. Bu nedenle kulüpte antrenmanlar yalnızca fiziksel egzersizlerle sınırlı değil. Mitoloji ve tarih dersleri de sürece dahil. Sporcuların kaybettikleri iddiaların karşılığında şiir yazması veya resim yapması; kazananların ise kulübün mini arşivinden istedikleri bir figürü, kitabı alabilmesi gibi yöntemlerle sporun hayatın farklı alanlarıyla ilişki kurması sağlanıyor. Kulüpte yetenek seçimleri de yapılıyor. Sporcuların yalnızca eskrime ilişkin becerilerine değil, temel motorik özelliklerine de bakılıyor. Yaşıtlarının fiziksel gelişiminin üzerinde olan ve potansiyel taşıyan çocuklara burs imkânı sağlanabiliyor.

 “ÇOCUK DEĞİL VELİ BIRAKIYOR”

Kadıköy Eskrim Spor Kulübü’nde pist, çocukların yalnızca rakibiyle karşılaştığı bir alan değil. Disiplinin, stratejinin, özgüvenin, centilmenliğin öğrenildiği bir yaşam alanı olarak görülüyor. Yalnızca çocuklara değil, velilere de bazı kurallar var ve uyulmazsa eskrimin en sert cezası olan siyah kart uygulaması devreye girerek öğrenci/veli kulüpten gönderilebiliyor. Kendisi bu yaklaşımı “Burası bir ticarethane değil; amacımız iyi, vicdanlı ve dürüst insanlar yetiştirmek.” diye açıklıyor. O’nun eskrim anlayışında başarı önemli olmakla birlikte tek hedef değil. “Spor kadar sağlıksız ve zararlı bir şey yok!” diyen Yaylıoğlu, “Yalnızca derece ve başarı odaklı spor anlayışı insanın ömründen yer! Eskrim ise sağlıklı ve sürdürülebilir bir hobi olarak da yapılabilir.” yorumunda bulunuyor.  Ateş Yaylıoğlu, bu nedenle ailelere, çocuklarını yalnızca popüler spor dallarına yönlendirmemeleri gerektiğini de hatırlatıyor; “Her çocuk her spora uygun olmayabilir. Belki o çocuk için eskrim değil de sadece yürüyüş sporu iyidir. Çocuklarıyla kaliteli zaman geçiren ebeveynler zaten bunu anlar.”

ESKRİMCİLERİN KADIKÖY KAMPI

Antik çağlardan bugüne uzanan eskrimin Türkiye’ye Osmanlı’nın son dönemlerinde, özellikle askeri eğitim üzerinden girdiğini anlatan Ateş Yaylıoğlu, 1830’lu yıllarda kurulan ilk Harp Okulu’nda eskrim eğitimi verilmesi için Fransa’dan eğitmenler getirildiğini, bunun temelinde ise eskrimin yalnızca bir spor değil, aynı zamanda kılıç kullanma eğitimi olmasının yattığını söylüyor. Yaylıoğlu, Türkiye Eskrim Federasyonu’nun Cumhuriyet ile yaşıt olduğuna dikkat çekiyor. Federasyon 1923 yılında kuruluyor ve böylelikle eskrim, Türkiye’de örgütlenen ilk spor branşlarından biri olarak tarihte yerini alıyor. Kadıköy’ün de bu tarihte özel bir yeri var. Türkiye’nin 1936 Berlin Olimpiyatları hazırlıklarının bir bölümünün Kadıköy’de yapıldığını anlatan Yaylıoğlu, Türkiye Eskrim Federasyonu'nun ilk başkanı olan Fuat Balkan’ın sporcuların hazırlıkları için kamu ve özel kuruluşlardan tek tek izin aldığı, sporcuların önce Kadıköy’de kampa girdiği, ardından Macaristan’da hazırlıklarını sürdürdüğü bilgisini veriyor. 

3 KULÜPTEN BİRİ

Kadıköy Eskrim Spor Kulübü Derneği ise bu uzun tarihin günümüzdeki temsilcilerinden biri. Kulüp 2009’da kurulmuş. İlk faaliyet yeri Kadıköy merkezde olan kulüp, yaşanan bazı değişimlerin ardından, 2018’den beri Sahrayıcedit Osman Nuri Ergin Sokak’taki salonunda çalışmalarını sürdürüyor. Ateş Yaylıoğlu, kulübün herhangi bir sahibinin bulunmadığını, üyelerin ortak yapısıyla faaliyet gösteren bir dernek olduğunu belirtiyor. Kadıköy Eskrim Spor Kulübü’nün İstanbul’da bu özellikleri taşıyan ve Gençlik ve Spor Bakanlığı ruhsatına sahip üç kulüpten (diğer iki kulüp Sarıyer’deki TED Spor Kulübü ve Üsküdar Altunizade’deki Altın Yurt Spor Kulübü) biri olduğunu söylüyor. Kulübün antrenör kadrosunda Ateş Yaylıoğlu’nun yanı sıra yardımcı antrenör İpek Emine Aydın ve bu yıl kadroya katılan, uluslararası hakemlik deneyimine sahip Kiana Bagherzadeh var. Kulüpte flöre ve epe branşlarında performans eskriminin yanı sıra hobi ve sahne eskrimi eğitimleri de veriliyor.

https://www.kadikoyeskrim.com/

 


 


ARŞİV