1 Mayıs'ın öteki yüzü; kamuda yeşil direniş!

1 Mayıs sadece İşçi Bayramı değil; aynı zamanda Uluslararası Ayçiçeği Gerilla Bahçeciliği Günü… Şehirlerin metruk alanlarını yeşillendirmeyi içeren gerilla bahçeciliği kavramını, bu alanın Türkiye’deki öncülerinden Peyzaj Mimarı Bilal Emre Arslan ile konuştuk

28 Nisan 2026 - 14:53

1 Mayıs tarihini İşçi Bayramı ile biliriz genelde, oysa bu günün bir özelliği daha var; Uluslararası Ayçiçeği Gerilla Bahçeciliği Günü!

Gerilla bahçeciliği nedir, nasıl yapılır, çevresel ve sosyal etkileri neler? Konuya dair tüm detayları, gerilla bahçeciliğinin (guerilla gardening) Türkiye’deki öncülerinden Peyzaj Mimarı Bilal Emre Arslan’a sorduk.

Önce sizi tanıyıp, okurlarımıza tanıtalım…

Peyzaj mimarlığının halk nezdinde sahip olduğu imajın değişmesi gerektiğini, peyzaj denen kavramın aslında yaşadığımız tüm açık alanlar olduğunun bilinmesini ve yalnızca estetik bir amaca hizmet etmediğinin farkına varılmasını sağlamaya çalışıyorum.  

Klasik bir tanım sorusuyla başlayalım zira gerilla bahçeciliği kavramı halk arasında hâlâ nispeten yeni. 

Kökleri 1600’lere uzanan bir eylem… O zamanlar halka ücretsiz gıda temin etmek için kamusal alanlarda tarımsal faaliyetlerle başlamış. İlk olarak 1973’te New York’ta Liz Christy ve “Yeşil Gerilla Grubu” (Green Guerrillas) tarafından kullanılmış. Londralı reklamcı Richard Reynolds’un, önce kendi mahallesini yeşillendirmesi; ardından 2004’te, “On Guerilla Gardening” (Gerilla Bahçeciliği Üzerine) adlı kitabını yayımlaması ve internet sitesini kurmasıyla konu popüler hâle geldi. Ülkemizde münferit hareketler olsa da bu işi hareket haline getirmek henüz pek mümkün olmadı. 

Siz nasıl tanımlıyorsunuz, sizin açınızdan anlamı, amacı ne?

Yaşadığımız yer ile aidiyet kurmak olarak tanımlıyorum. Kamu hepimizi tanımlıyor, dolayısıyla kamusal alan da hepimizin alanı ancak biz ne yazık ki tam olarak kendimizi, kendi alanlarımıza ait hissetmiyoruz. Ancak eğer emek verirsek, oraya bir bitki dikersek/ekersek, orayı daha fazla benimser, daha fazla korur ve aidiyet hissederiz. Benim için gerilla bahçecilik, müşterek mekânları yeniden “bizim” yapma çabası…

Bu kavramla nasıl tanıştınız ve dahil oldunuz? 

2010’ların başında Viyana’da yaşarken böyle bir topluluğa katılmıştım, peyzaj mimarlığı öğrencisi olduğum için davet etmişlerdi. Metruk alanlara gizlice dikimler yapmıştık. 

“İNSAN YEMEZSE KURT, KUŞ YER”

Türkiye’de gerilla bahçeciliği  ne kadar biliniyor? 

Hala tam olarak öyle bir akım var diyemeyiz. Sosyal medyada bazı gönüllüler ortaya çıkıyor ancak bir topluluk olarak girişime rastlamadım. Kırsalda, bunun gerilla bahçecilik olduğunu bilmeden yapanlar var ama. “İnsan yemezse kurt, kuş yer” diyerek tohum saçan, meyve ağacı diken, meyve aşılayan pek çok Anadolu insanı var. Niyet aynı; yaşadığı yeri benimsemek, aidiyet kurmak.

Bu olayın ‘yasadışılığı’ hakkındaki yorumunuz ne? Kamusal alanları özelleştirilen yurttaşların gerilla bahçeleri kurması bir hak diyebilir miyiz mesela?

Kente dair çözüm üretmek ya da plan/proje üretmek yerel ve merkezi idarenin tasarrufunda, bu durumda izinsiz yapılan müdahaleler de yasadışı kabul ediliyor. Tamamen haksız da sayılmazlar gerilla bahçeciliği konusunda. Çünkü niyet her ne kadar iyi olsa da yanlış tür seçimi bölgede büyük maliyetlere yol açabilir. Bu sebeple bu işlere doğru tür seçimi ile girmek önemli. 

Sizce hangi bitki türleri ve yöntemler daha etkili ve sürdürülebilir olabilir?

Ekim/dikim yapılacak bölgeye uyumlu -özellikle yerli- bitkiler tercih edilmeli. Bu hem bitkilerin dayanımını artıracaktır hem de tutma olasılığını güçlendirecektir. Bakım ve su ihtiyacı da asgari düzeye inecektir. Tohum saçıp geçmek yerli türlerde tutma olasılığını artırsa da fide dikimi ya da tohum bombası gibi yöntemler daha etkili olacaktır diye düşünüyorum. Görece geniş sayılabilecek bir kitleyle 2 yıldır tohumla deniyoruz. Ancak düzenli sulama ve bakım olmadığı için istediğimiz etkiyi ne yazık ki henüz alamadık. Yerli tohum bulmak da zor. Tohum kanunu gereği sertifikasız tohumların satışı olmadığından, etrafımızda hali hazırda yetişmiş bitkilerin tohumlarını toplamaları için çağrı yapmıştım insanlara. Böylelikle hem çevrelerinin farkında olabilirler (nerede hangi bitki var, hangisi yaşıyor, kesilen ağaç var mı?) başlarını kaldırarak yolda yürüyebilirler, hem de gerilla bahçecilik için doğru tohumları elde etmiş olurlar. 

Gerilla bahçeciliği eylemlerinde peyzaj mimarlığını özel bir rolü var mı/olmalı?

Doğru tür seçimi konusunda danışılması ya da ekipte yer alması çok iyi olur. 

Terk edilmiş arsalar genelde inşaat atığı, kirlilik içeriyor. Toprağı iyileştirmeden yapılan ekimlerde başarı şansı ne? Bir yerin “ekime değer” olup olmadığını nasıl anlarız? 

Her yer ekime değer! Metruk olması daha da cazip bile kılıyor aslında. Etrafımızda gördüğümüz sokak otlarının birçoğu herhangi bir toprak iyileştirmesi yapmadan, kendiliğinden var olabiliyor. Doğru türler seçildiğinde bu etki yaratılabilir. Hem tutma ve yaşama olasılıkları artar hem de metruk görüntüyü gizler.

“AZ, HİÇTEN İYİDİR”

Kentlerde giderek artan gri alanlar göz önüne alındığında, mikro müdahaleler gerçekten ekolojik fayda sağlayabilir mi?

Arılar, kelebekler, böcekler, kuşlar halihazırda zaten bizimle birlikte kentlerde yaşıyorlar. Dolayısıyla yapılacak tüm o küçük müdahaleler onlara beslenme, barınma, üreme ortamı sağlayacaktır. Tabii ki yeterli değil ancak az, hiçten her zaman iyidir. 

Demin bahsettiğiniz gibi gerilla bahçeciliği sadece bitkilendirme değil, aynı zamanda topluluk katılımı ve aidiyet duygusu da yaratıyor. 

Kişisel eylemler olarak yapıldığında tam olarak amacına hizmet etmez. Çünkü ekim/dikim yapılan alan, mahalleli tarafından benimsenmezse korunması da mümkün olmayacaktır. Bu sebeple olabildiğince fazla kişiyi, özellikle oranın yerleşik insanlarını, esnafını işin içine katmak gerek. Gerilla bahçecilikte süper kahramanlık yapmak, eylemin etkinliğini azaltacaktır. 

Dünyada veya Türkiye’de sizi etkileyen, yaratıcı veya sıra dışı gerilla bahçeciliği örnekleri neler?  

İnsanları harekete geçirmek için çağrı yapan yabancı bir hesap var Snifbloom diye. Hemen herkesin önüne düşmüştür. O şu an için en popüleri sayılabilir. Bir de Ron Finley projesi var. Gerilla bahçeciliğin köklerine sadık bir şekilde ücretsiz gıda temini ve herkesin kendi gıdasını yetiştirmesini teşvik etmek amacıyla faaliyet gösteren bir oluşum.

Bu röportajı okuyup ilgisini çeken biri, gerilla bahçeciliğine katılmak için ilk hangi adımı atabilir?

Etrafının farkında olabilir… Oradan başlamak lazım. Tasarlanmış, bakımı yapılan peyzaj alanlarında değil, metruk yerlerde ya da sulama sistemi olmayan, tasarlanmamış yerlerde neler yetişmiş, neler çiçeklenmiş, neler hayatta kalmış diye bakmak… Bu farkındalık, aynı zamanda nerelerin gerilla bahçeciliğine elverişli olduğunu da keşfetmesini sağlayacaktır. Buraları not alıp, yetişebilecek doğal türleri de belirledikten sonra doğru mevsimde harekete geçebilir. Tohum ekimi sıcaklar başlamadan, yağmurlar hala devam ederken olabilir. Bir bitki tohuma geldiği andan itibaren tohumunu saçmaya hazır anlamına gelir. Ancak geç kalınıp bahar yağmurları kaçırılırsa tutma olasılığı azalır. Fidan ve fide ekimlerinde ise bitkiler uykudayken harekete geçmek yine tutma olasılığını artırır. 

1 Mayıs Cuma günü saat 13.00’te Ataşehir’deki Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi’nde herkese açık ve ücretsiz şekilde bir tohum topu atölyesi yapacağız. Hem doğru tür seçimi hem de gerilla bahçeciliğin icrasına yönelik bilgilendirmeler olacak.



 


ARŞİV