Tarihçi Kitabevi’nde düzenlenen “Anılar ve Kitaplarla İnönü Ailesi” başlıklı söyleşide, İsmet İnönü’nün torunu Gülsün Bilgehan, 17 Ocak Cumartesi günü Kadıköylülerle bir araya geldi.
Bilgehan, İsmet İnönü’nün kendisi için her zaman “Dede Paşa” olduğunu ve aynı evde yaşadıklarını anlattı. İnönü’nün Pembe Köşk olarak bilinen evinde yıllardır farklı sergiler düzenlediklerini belirten Bilgehan, “Bir yıl önceki sergimiz, İnönü’nün kitapları üzerindeydi. İsmet İnönü’nün yaklaşık 8 bine yakın kitabı var. Bunların büyük bir bölümü kendi evinde bulunuyor; ancak hayatı boyunca kitaplarını daima yanında taşımış. Çünkü anneannem Mevhibe Hanım ile birlikte kalıcı bir eve ancak 1925 yılında kavuşabiliyorlar.” dedi.
1916 yılının İsmet İnönü’nün hayatında özel bir yeri olduğunu vurgulayan Bilgehan, “O yıl hayatındaki en önemli iki insanla tanışıyor. Biri eşi Mevhibe Hanım, diğeri ise ‘velinimetim’ diye andığı, onun da ‘kardeşim’ diye hitap ettiği en yakın dava arkadaşı Mustafa Kemal Atatürk.” ifadelerini kullandı.
YASAK KİTAPLARDAN CUMHURİYET KADROLARINA
Bilgehan, İsmet İnönü’nün kitaplara olan ilgisinin gençlik yıllarına dayandığını belirterek, Abdülhamid döneminde yasaklı kitaplara rağmen okuma merakını sürdürdüğünü anlattı. İnönü’nün anılarında, arkadaşlarıyla birlikte Beykoz Ormanları’nda gizlice yasak kitaplar bulup okuduklarını aktardığını söyleyen Bilgehan, bu çevrenin daha sonra Kurtuluş Savaşı’nı yürüten ve Cumhuriyeti kuran kadroları oluşturduğunu dile getirdi.
İsmet İnönü’nün Malatyalı olarak bilinmesine rağmen en az Malatya’da yaşadığını, İzmir’de doğduğunu ve çocukluğunun farklı şehirlerde geçtiğini anlatan Bilgehan, ilkokul ve askeri ortaokulu Sivas’ta tamamladığını aktardı. İnönü’nün ilkokulda matematik dersinden bir yıl sınıfta kaldığını belirten Bilgehan, bu durumun hayatında bir kırılma noktası olduğunu söyledi. Sınıfta kaldıktan sonra yoğun bir çalışma dönemine giren İnönü’nün, tüm eğitim hayatını birincilikle tamamladığını belirten Bilgehan, Harbiye’yi topçu sınıfında birincilikle bitirmesinin de bu sürecin sonucu olduğunu vurguladı.
“BU BENİM İÇİN BİR YENİLGİ DEĞİL, BİR ZAFERDİR”
Atatürk’ün vefatının ardından İsmet İnönü’nün cumhurbaşkanı seçilmesiyle birlikte, anneannesi Mevhibe İnönü’nün de ‘Birinci Kadın’ olduğunu hatırlatan Gülsün Bilgehan, Latife Hanım’dan sonra bu görevi üstlenen Mevhibe İnönü’nün, eşinin hem başbakanlık hem de cumhurbaşkanlığı dönemlerinde temsil ettiğini söyledi.
Bilgehan, 1950 yılında yapılan ilk serbest seçimlerde İsmet İnönü’nün annesi Cevriye Hanım ile birlikte sandığa gittiğini aktararak, bu döneme ilişkin aile anılarını da paylaştı. Annesinin seçim günü Ankara Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde öğrenci olduğunu ve ertesi gün sınavı bulunduğunu anlatan Bilgehan, “Annem o gün Çankaya Köşkü’nde ders çalışıyormuş. Akşam saatlerinde İsmet Paşa yanına gelip ‘Yarına hazır mıyız?’ diye soruyor. Annem sınavı düşündüğü için ‘Hazırım babacığım’ diye cevap veriyor.” dedi. Seçimlerin ardından İsmet İnönü’nün oğlu Erdal İnönü’ye bir mektup yazdığını aktaran Bilgehan, İnönü’nün bu mektupta, “Ben seçimi kaybetmedim, bu benim için bir yenilgi değil, bir zaferdir. Çünkü Türkiye çok partili demokrasiye geçti.” ifadelerini kullandığını söyledi.
Söyleşinin sonunda Bilgehan, İsmet İnönü’ye yöneltilen “En önemli devrimler hangileridir?” sorusuna verdiği yanıtı da paylaştı. İnönü’nün bu soruya, “Harf Devrimi çok önemlidir; ancak en önemlileri Kadın Hakları ve Laikliktir” yanıtını verdiğini söyledi.