İstanbul’da, yaş almış bireylerin en yoğun yaşadığı ilçelerden olan Kadıköy, bu yönüyle akademide ele alındı. Elif Berber Tiryakioğlu, “Yaşlı Kadınların Yerinde Yaşlanma Deneyimleri ve Değişen İhtiyaçları, İstanbul Kadıköy Örneği” başlıklı yüksek lisans tezinde bu konuyu masaya yatırıyor. Tiryakioğlu’nun, Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Sosyal Hizmet Anabilim Dalı Sosyal Hizmet Yüksek Lisans Programı kapsamında Dr. Öğr. Üyesi Yüksel Bekaroğlu Doğan danışmanlığında hazırladığı bu akademik çalışma, Kadıköy’de yaşayan 65 yaş ve üzeri kadınların “yerinde yaşlanma” (aging in place-yaşlı bireylerin yaşamlarının ilerleyen dönemlerinde bağımsızlıklarını koruyarak kendi evlerinde/alıştıkları mahallede yaşamaya devam etmeleri) deneyimlerini temel alıyor. Bu kişilerin evlerinde ve mahallelerinde yaşamlarını sürdürürken karşılaştıkları fiziksel, sosyal, ekonomik ve kültürel koşulları analiz eden tez, bu sürecin psikososyal, kültürel, ekonomik ve duygusal boyutları içeren çok katmanlı yapısını inceliyor.

(Kadıköy’de ilçe nüfusunun yüzde 20’sinden fazlasını oluşturan ileri yaştaki vatandaşlar Kadıköy Belediyesi’nin çalışmalarıyla hayata daha çok bağlanıyor.)
Nitel araştırma yöntemi çerçevesinde yapılan çalışmada derinlemesine görüşmelerden elde edilen veriler, tematik analiz yöntemiyle çözümlenerek; fiziksel çevre ve konfor, sağlık ve bakım hizmetleri, sosyal destek ve güvenlik, teknoloji ve dijital dönüşüm, ekonomik durum ve yaşam memnuniyeti ile sosyal etkileşim ve yalnızlık temaları altında bölümlendiriliyor. Ayrıca, yaşlı kadınların gündelik rutinleri, toplumsal rollerini nasıl sürdürdükleri ve bu rollerin yaşlılıkta nasıl yeniden anlam kazandığı da ortaya konuluyor.
KENTSEL DÖNÜŞÜM AİDİYETİ ZEDELİYOR
Araştırma bulgularına göre, katılımcılar yaşadıkları ev ve mahallelere güçlü bir aidiyet duymakla birlikte, kentsel dönüşüm, komşuluk ilişkilerindeki zayıflama, artan yalnızlık ve yaş dostu olmayan kent tasarımları nedeniyle yerinde yaşlanma sürecinde çeşitli zorluklar yaşıyor.. Yaşlı kadınların görünmeyen emek üzerinden ailelerine sundukları katkıların, işlevsellik hissini sürdürmelerine yardımcı olmakla birlikte, toplumsal görünürlüklerini artırmaya yetmediğini vurgulayan araştırma, bu durumun, feminist yaşlanma kuramlarının da işaret ettiği üzere, yaşlı kadınların sosyal hayatta geri planda kalmasıyla örtüştüğüne işaret ediyor.
YAŞLILARIN YAŞAM KALİTESİ
Araştırmanın sonuç ve öneriler bölümünde ise; yaşlılık politikalarının yalnızca emeklilik maaşı ve sağlık hizmetlerine indirgenmemesi gerektiği vurgulanarak; yaşlıların gündelik yaşam fonksiyonelliğini, sosyal ilişkilerini, psikososyal ihtiyaçlarını ve güvenliklerini kapsayan bütüncül bir sosyal politikaya ihtiyaç olduğu ifade ediliyor. Tezde, “Yerinde yaşlanmanın sürdürülebilirliği için yaş dostu kentler, aile yapısındaki dönüşümleri gözeten sosyal destek mekanizmaları ve toplumsal cinsiyet perspektifini içeren politikalar geliştirilmeli.” önerilerinde bulunuluyor.
(Görseller yapay zekayla hazırlanmıştır)