Çaycı Belgin: “Kürklerimi asarak çıktım sokaklara”

Kartal minibüsçülerinin “Belgin Abla”sı Serpil Belgin Aydın çay ocağı işletmeciliğinden seyyar çay tezgâhına uzanan hikâyesini gazetemize anlattı

08 Mart 2019 - 11:17

Kadıköy-Pendik hattında hizmet veren mavi minibüslerin Taşköprü Caddesi’ndeki durağının önünden geçmişseniz muhakkak orada bisikletiyle çay satan Serpil Belgin Aydın’ı da görmüşsünüzdür. Minibüsçülerin “Belgin Abla”sı çay ocağı işletmeciliğinden seyyar çay tezgâhına uzanan hikâyesini gazetemize anlattı.

“ŞİMDİ NE OLACAK?”

Kartal minibüsçülerinin, kimine göre “Belgin Abla”sı kimine göre “Belgintoş”u Serpil Belgin Aydın, bundan 50 sene önce emniyet mensubu bir babanın, doğum ebesi bir annenin ilk çocuğu olarak hayata gözlerini Kadıköy’de açmış. Haydarpaşa Erkek Lisesi’nden mezun olduktan sonra şimdi Balon Cafe’nin bulunduğu alanda yer alan çay bahçelerinden “Hasır Çay Bahçesi”ni kardeşiyle birlikte 25 yıl işletmiş.

Kıyı kanunu, metro çıkışları derken alanda bulunan çay bahçeleri yıkılmış. Abla kardeş bu sefer de Antalya Konyaaaltı Plajı’nda bir tesis devralmışlar. Orada da işler istediği gibi gitmeyince iflas bayrağı çekilmiş. Hayata gözlerini erken yuman eşinden olan kızı Melisa liseyi bitirip üniversiteye hazırlandığı dönemde “Bu çocuk elektrik elektronik mühendisi olacak. E ne yapacağız biz? Şimdi ne olacak? Nasıl okutacağım onu? Nasıl geçineceğiz?” sorularını sorduğu bir dönemde elinde arabayla termosta 50 kuruşa çay satan bir çocuğu görmüş Belgin Abla. “Zaten benim işim çay satmak. Çayı da çok seviyorum.” diye düşünmüş.

“SOKAĞA ÇIKINCA DOSTLUKLARINI KESTİLER”

Etrafına bu işi yapacağını söylediğinde eşi dostu karşı çıkmış “Böyle bir şey nasıl yaparsın sen? “Belgin olduğunu unutuyor musun?” gibi soruların ardı arkası kesilmemiş. O bu durumu “Eskiden mekânlarımız, belli bir kariyerimiz vardı. Sözde statü ve mevki sahibiydik. Ben sokak satıcısı olunca kendi statü ve mevkilerini düşünerek bunun küçültücü bir şey olduğunu düşündüklerinden dolayı arkadaşlarını dostluklarını zaman içinde kestiler.” şeklinde açıklarken, “Önemli değil artık. Ben burada bu insanlarla çok mutluyum. Çünkü tam bir halkız biz burada. Herkes ekmek yarışında, egosu kibri yüksek, statü mevki peşinde insanlardan çok uzağız. Aziz Mahmut Hüdayi kadı kaftanıyla sokak sokak ciğer satmış Üsküdar sokaklarında. Ben de artık iki tane kürkümü astım dolabıma. Sırtım parka ayağımda ayakkabılarım sarılıp sarmalanarak çıktım sokaklara.” diye devam ediyor sözlerine.

“ERKEKLERE GÖRE KADIN ÇAY SATAMAZ”

İlk günleri pek de iyi geçmemiş Belgin Ablanın. Taksiciler tarafından durduğu her yerden kovulmuş. Oradan oraya derken 6. günün sonunda “ben bu işi yapamam, bunlarla uğraşamam” diyerek evine dönerken bir tane taksici “metrobüsün orada 20-25 taksiciyiz oraya gelir misin?” diye sorunca orada beklemeye başlamış artık. Bir zaman sonra orada da istenmemiş. Belgin Abla bu durumu “Beni polis zannettiler kovdular. Çünkü erkek camiasına göre hiçbir kadın gecenin bir saati sokağa çıkıp çay satmaz. Satıyorsa bir şey vardır diye düşündüler. Sonra kâhya ağabeylerimizden biri beni buraya çağırdı 2010 yılından beri burada minibüsçülere çay satıyorum.” sözleriyle anlatıyor.

“SEVGİYLE BESLENİYORUZ”

Anlattıklarına göre minibüsçüler ilk başta şaşırsalar da bağırlarına basmışlar onu. “Ben onların Belgin Abla’ları oldum. Bir defa da benim saçımın telini yere düşürmediler. Başka hiçbir yerden çay içmezler.” sözleriyle onlara karşı olan minnetini belirtirken “Kimine oğlum diyorum, kimine ağam, kimine paşam. Onlar o sevgiyle besleniyorlar. Ben de onların sevgisiyle besleniyorum işin doğrusu.” sözleriyle devam ediyor konuşmasına. Tam da bu sırada yoldan geçen bir minibüsten şoför camını açarak bağırıyor dışarı doğru “Belgin Abla bir tanedir. Kadıköy’ün gülüdür. Allah onu başımızdan eksik etmesin”…

“BU TEZGÂH SEVGİ TEZGÂHI”

Belgin Abla çay satmanın dışında Taşköprü Caddesi’ndeki minibüslerin beklediği duraktaki düzenden de sorumlu. Belgin Abla “çık” demeden duraktan hiçbir minibüs çıkmıyor. Belgin ablanın minibüsçülerle olan diyaloğu adeta bir komedi oyununu andırıyor. Şakalar espriler havada uçuşurken, Belgin Abla gerektiği yerde fırça atmaktan da geri durmuyor.

Belgin Abla çayı 1 liradan kahveyi 1 buçuk liradan satıyor. “Bu tezgâh sevgi tezgahı” dediği tezgahında sadece duraktaki arkadaşlarının sevdiği ürünler var.  “Buradan kazandığım 1 liralarla ben 10 senedir ev kirası ödüyorum. İki tane çocuk okuttum. Bir tanesi elektrik elektronik mühendisi oldu” diyor Belgin Abla ve ekliyor: “Gecenin sonunda arkadaşlar ben paramı kazandım Allah size de bol kazançlar versin deyip vedalaşıp gidiyorum. Sabah 5 buçukta güne başlıyorum suları kaynatarak. 7 buçukta buradayım. Gece 10’a kadar burada çalışıyorum. 11’de eve gidiyorum ancak bir sıcak çorba içebiliyorum.”

“OMZUNDA KÜRKLE HALKÇI OLAMIYORMUŞSUN”

Tezgâhtan sonra arkadaşlarının çoğunun dostluğunu bitirdiğini tekrar hatırlatan Belgin Abla, devam ediyor anlatmaya: “Ben hayatın tam içindeyim. Onlar hayatın kıyısında köşesinde çok karışmadan yaşıyorlar. Yarım asırdır yaşıyorum bu dünyada. Bu yarım asır içinde elimden kayıp giden çok şey oldu. Tutamadığım şeyler oldu. Tek vazgeçmediğim yer burası oldu. Burası benim ekmek teknem, burası halk, burası benim cennetim. Eskiden halkçı sanırdım kendimi. Omzunda kürkle cebinde parayla gezince halkçı olmuyormuşsun onu anladım burada. Başından aşağı yağmurlar yağarken, karlar yağarken sıcacık bir çayı bir minibüsçü abiye uzattığında hissettiğin mütevazılık ve enginlik seni halkçı yapar belki. Benim doğum tarihim Ocak 15 yani kış. Hayatımın 50 senesini kış geçirdim ben. Yaşım 50 olmuş ama hala erik ağacında patlayan beyaz çiçeklere bakıyorum. Ondan keyif alıyorum.

“EVİN SICAKLIĞINI BU KADIN TEK BAŞINA VERİYOR”

Minibüsçülere soruyoruz Belgin ablayı. İlk geldiğinde herkes şaşırmış. Minibüsçülerden Orhan Gündoğdu, “İlk başta yapamaz diye düşündük kadın başına” diye giriyor söze, “Ben güzel çaydan anlarım” diyen bir Oflu şoför “İlk başta görünce dedim ki bir kadın bu kadar minibüsçünün içinde nasıl olacak? Sonra azmini görünce dedim ki bu erkeklerden iyi. Kadıköy’de Belgin Abla gibi çay yapan yoktur. Bir Oflu olarak başka yerde çay içmem.” diye devam ettiriyor arkadaşının sözünü. Belgin Ablayı ilk geldiği günden beri tanıyan Murat Mert “Yağmur çamur demeden her zaman burada durur. Benim canım, zaten o kendini biliyor. Çayları 10 numara, evdeki gibi çay içiyoruz. Evin sıcaklığını buradaki bu kadın tek başına veriyor.” Derken, “Belgin benim dostum” diyen bir başka sürücü “Çok şey yaşamış bir kadın. Hayatımı anlatıyorum paylaşıyorum onunla” diyor.


ARŞİV