Belgesel izledi, milli sporcu oldu

Serbest dalışta dünya rekoru sahibi olan milli sporcu Fatma Uruk'un serbest dalışla tanışması, televizyonda izlediği bir belgeselle başladı ve katıldığı ilk Türkiye Şampiyonası'nda üçüncü olarak aynı yıl milli takıma seçildi

14 Ağustos 2026 - 10:20

Serbest dalış alanında dünya rekoru sahibi İBB Spor Kulübü milli sporcusu Fatma Uruk, Mısır'ın Şarm El-Şeyh kentinde düzenlenen Uluslararası CMAS Serbest Dalış Dünya Kupası'nda tüm branşlarda başarılı dereceler elde ederek genel klasmanda 249 puanla Dünya Kupası şampiyonu oldu. Birçok rekora imza atan Uruk, aynı zamanda İBB Spor'un serbest dalış alanındaki ilk ve tek sporcusu olarak yarışıyor. Bu unvanın kendisi için “Hem mutlu eden hem de üzerinde daha fazla sorumluluk hissettiren tatlı bir yük.” olduğunu belirten Uruk ile Mısır'daki şampiyonluğunun ardından bir araya gelerek serbest dalış kariyerini ve başarısının hikâyesini konuştuk.

ÖZGÜR BİR KADIN OLMAK

Dünya rekortmeni serbest dalgıç Yasemin Dalkılıç hakkında bir belgesel izledikten sonra serbest dalışa başladığınızı okudum, bu doğru mu?

Evet, İzmir’de üniversite sınavlarına hazırlandığım dönem evde test çözerken arkada ses olsun diye televizyonu açtım. TRT’de Yasemin Dalkılıç’ın Mısır’da yaptığı bir rekor denemesini anlatan bir belgesel vardı, ‘serbest dalış’ terimini ilk orada duydum, spor olduğunu öğrendim. Bizim her yaz İzmir’de denizde eğlence için yaptığımız şeydi. Deniz kenarında büyüyen çocukların o oyunu aslında spormuş. İlgim çekti, aşina hissettim. Ayrıca Yasemin Dalkılıç’ın programdaki cesur ve güçlü görüntüleri çok hoşuma gitti. Özgür bir kadın imajı çizdi. 

Araştırmaya başladım. Ege Üniversitesi’nin Bornova Kampüsü’nde havuz vardı, bir gün dersi ekip oraya gittim. ‘Sizde serbest dalış var mı’ diye sordum, onlar da ‘biz tüplü dalış yapıyoruz’ deyince farkı öğrendim. Böylece serbest dalışın nerelerde olduğunu araştırmaya başladım. 2005 yılında üniversite sınavına hazırlanırken hedefim İstanbul’a gelmekti. Ama ODTÜ’de serbest dalış kulübü olduğunu öğrenince tercihlerimi değiştirdim ve Ankara’ya gittim. Gidince de Yasemin’in ODTÜ Matematik mezunu olduğunu öğrendim. Kulübün başını çeken, Ankara’da o sporu başlatıp öncülük edenler de o ve ekibiymiş. 

2008 yılında milli takıma girmişsiniz? Serbest dalışa başladıktan sonraki süreç nasıldı?

ODTÜ İktisat bölümünü kazanınca kaydımı yapmaya annemle gittim, hatta kaydımı yaptırmaya bile gitmedim annem gitti. Ben stada, okul kulüplerinin oryantasyonuna gittim ve direkt serbest dalış kulübünü buldum. Sonra çok hızlı bir şekilde antrenmanlara başladık, hiçbir şekilde başka bir branştan altyapım olmamasına rağmen çok hızlı bir gelişme gösterdim. Yetenekliydim açıkçası ve bu da hemen görüldü. O sene girdiğim ilk Türkiye Şampiyonası’nda üçüncü oldum. Beklenmedik bir şeydi. Genelde atletizm ve yüzmeden gelen sporcular derece alabiliyordu. Başka bir branştan alt yapısı olmamasına rağmen derece alan ilk sporcu olduğum için o sene milli takıma direkt girdim. 

ODTÜ’de öğrencilik nasıl geçti?

Çok zordu. Herkes antrenmanlara daha fazla vakit ayırabiliyordu ve bir şekilde daha spor odaklı bir hayatları vardı. Ben gerçekten çok zorlu bir bölümdeydim, çok az vakit bulabiliyordum. Ya dersi ya da yarışmayı seçmek zorundaydım. Derste değilsem her zaman antrenmandaydım. Açıkçası beni kurtaran kampüs oldu; elimin altında spor salonu, havuz vardı ve koşabileceğim alanlara yakındım. İlk yıl neredeyse hiç okula gitmedim, sadece antrenman ve yarışmalar vardı. Yeni başlamıştım, bir temel atmaya çalışıyordum. Sonrasında dersleri tamamladım. Beş yıllık okulu altı buçuk yılda bitirdim. 

HAVUZDA, KARADA VE DENİZDE ANTRENMAN 

Peki bugün antrenmanlarınız nasıl geçiyor?

Bir yılı dönemlere bölüyoruz. Serbest dalış hem havuzda hem de denizde yapılabilen bir spor. Ben denizciyim, açık su branşları (outdoor) deniyor. İBB Spor’a geçtikten sonra Sloven head koçum bana ‘amacın ne’ dedi, ben de ‘en iyi olmak, gittiğim her yarışmada derece alabilmek ve eski performansımdan daha iyi olmak istiyorum’ dedim. Bu yüzden ona göre çalışıyoruz. 

Havuzda, karada ve denizde antrenman yapıyorum. Karada ağırlık, kuvvet, kondisyon ve esneklik; havuzda teknik, nefes tutarak yüzme çalışıyoruz. Yılın belli bölümlerinde yarışmadığımız dönemlerde havuz ile karayı birlikte götürüyoruz. Denize geçince yarışma tarihine bağlı olarak diğerlerini azaltıyoruz. Biri diğerinin altyapısını oluşturuyor, havuz ve kara antrenmanını çok iyi yapmanız sizi denizde başarılı yapmıyor ama havuz ve kara antrenmanlarınızı yapmazsanız denizde başarılı olma ihtimaliniz yok. 

Araştırma yaparken birçok dünya rekoru kırdığınızı fark ettim. Sizin için en unutulmaz olanı hangisi?

Meksika’nın Yukatan eyaletinde üç gün üst üste olan rekorumun ilk günündeki ilk rekorum. O gün elimde telefonla suya girmiştim; kaosun ve kargaşanın hâkim olduğu bir gündü maalesef. Çünkü 12 kişilik bir ekiptik, bir kısmını Türkiye’den gelenler oluşturacaktı ama pandemiden dolayı gelemediler. O dönem bir de bankada iç denetçi olarak çalışıyordum. Bankanın verdiği ve ayrıca senelik izinlerimi üst üste koyarak ‘altı haftada dünya rekoru kırarım, 70 üstü metrelere çıkarım’ diye düşünmüştüm ama Meksika’ya gidişimden bir hafta sonra pandemi başladığı için hiçbir şey planlandığı gibi gitmedi. 

“O YARIŞMAYA GİTMEYECEKTİM”

Bu yıl 3-19 Temmuz tarihleri arasında Mısır’da 249 puanla Dünya Kupası Şampiyonu ve turnuvada tüm branşlarda başarılı derece elde eden tek sporcu unvanını kazandınız. Nasıl hissettiniz, böyle bir şey bekliyor muydunuz?

O yarışmaya gitmeyecektim. Çünkü İBB Spor’a transfer sürecim 2025 Haziran’da başladı ve Ağustos’ta gerçekleşti, antrenmanlara da o zaman başlayabildim. Arada iki buçuk yıllık bir ara var, dolayısıyla daha fazla çalışmam gerekiyordu. Mısır’a sadece kampa gitmiştim ama yarışmayı biliyordum, başvurum da vardı, sadece gidip gitmeyeceğim belli değildi. Antrenmanlarım beklediğimden çok daha iyi gitti, kampı olabilecek maksimim seviyede tamamlayınca ‘yarışmaya gidelim’ dedik. Böyle bir sonuç almayı ben de beklemiyordum. 

Doğru zaman, doğru yerde, doğru markalarla çalışmak bizi her zaman öne taşıyor. Biz de bu branşta bireysel olarak yarıştığımız için, milli takım ve dünya şampiyonasına gidene kadarki tüm yük sporcuda. Ne kadar fazla sponsorumuz olsa, o kadar kampa ve yarışmaya gidebiliyoruz. 

Ana hedefiniz nedir?

Hedefim bu performansı en iyi seviyede tutmaya devam edip üzerine koymak. Dünyada ‘Fatma geldiği yarışmada mutlaka kürsü görür’ dedirttirecek seviyeye gelmek. Çünkü en zoru bu, gittiğiniz yarışmada mutlaka bir derece elde edebilmek ve bunu tüm sene yönetebilmek. 

Dünyada Türkiye adına parmakla gösterilen en iyi sporcu olmak istiyorum. Türkiye’nin en iyi serbest dalışçısı olmak istiyorum, bunun İBB Spor Kulübü’nün dalışçısı olmasını istiyorum, o da benim. 



 

 

ARŞİV