Çatışmadan iletişime: Barış dilini öğrenmek

Müze Gazhane’de düzenlenen “Şiddetsiz İletişim” atölyesinde katılımcılar, yaratıcı drama yöntemleriyle iletişim biçimlerini ve çatışma durumlarını ele aldı

20 Ağustos 2026 - 12:24

Müze Gazhane’de düzenlenen “Şiddetsiz İletişim” atölyesinde katılımcılar, iletişim biçimlerini ve çatışma durumlarını yaratıcı drama yöntemleriyle ele aldı. Yaratıcı drama eğitmeni Derya Çelik’in yürütücülüğündeki üç bölümlük atölyenin son oturumu 18 Ağustos Salı akşamı gerçekleştirildi. 

Marshall Rosenberg’in “Şiddetsiz İletişim” yaklaşımından yola çıkan atölyede katılımcılar, kendilerini ifade etme biçimlerini sorgularken duygularını ve ihtiyaçlarını fark etmeye yönelik çalışmalar yaptı. Çelik, atölyenin amacının katılımcılara hazır çözümler vermekten çok, iletişim biçimleri üzerine düşünmeleri için alan açmak olduğunu söyledi.  Müze Gazhane’de ilk kez düzenlenen atölyeye ilişkin konuşan Derya Çelik, katılımcıların ilgisinden memnun olduğunu belirtti. Çelik, “Müze Gazhane’de ilk defa uyguladık. Buranın farkındalığı yüksek ve bilinçli bir katılımcı kitlesi var. Bu kitleyle atölyenin seviyesi yükseldi, çok keyif aldım ve umarım onlar da keyif almıştır.” dedi.  Atölye serisine iki hafta önce başladıklarını belirten Çelik, şiddetsiz iletişimin daha geniş kitlelere ulaşması gerektiğini ifade etti. Çelik, “Mümkünse bu atölye serisini tekrar uygulamak istiyorum, mümkün olan her yerde. Çünkü şiddetsiz iletişimin yaygınlaştırılması gerektiğine inanıyorum. Huzurlu bir toplum için barış dilini bulmak adına çok iyi bir adım. Önce kendimizden başlamak gerekiyor.” diye konuştu. 

YARGI YERİNE DUYGU VE İHTİYAÇ

Çelik, atölyenin Marshall Rosenberg’in “Şiddetsiz İletişim” kitabından yola çıkılarak hazırlandığını belirtti. Şiddetsiz iletişim yaklaşımında gözlem, duygu, ihtiyaç ve rica gibi unsurların öne çıktığını söyleyen Çelik, iletişimde kullanılan yargılayıcı dilin çatışmaları büyütebildiğine dikkat çekti.

Çelik, “Hayatta hem kendimizle hem de birbirimizle çoğunlukla yargılarla konuşuyoruz. Dolayısıyla birçok iletişim engelini çatışmaya, kavgaya, hatta dünya geneline baktığımızda savaşlara dönüştürüyoruz. Aslında kendimizi, duygularımızı ve ihtiyaçlarımızı fark ettiğimizde, ‘ben’ ve ‘barış’ diliyle ifade ettiğimizde birbirimizi anlamak ve birbirimizle geçinmek mümkün.” ifadelerini kullandı.

Bireyselleşmenin giderek yaygınlaştığını söyleyen Çelik, insanların yine de bir arada yaşamak ve iletişim kurmak zorunda olduğunu belirtti. Çelik, “ O bir aradalığı barış ve huzurla sürdürebilmek için şiddetsiz iletişim hem insanlara kendini ifade etmeyi hem de karşısından beklentilerini pozitif bir dille rica etmeyi öğretiyor.” diye konuştu.

“İÇİMİZDEKİ ÇOCUĞU HATIRLAMAK”

Atölyede yaratıcı drama yönteminin kullanıldığını belirten Çelik,“Atölye yaratıcı drama yöntemiyle yürütüldüğü için oyun ve etkinliklerle dolu. Birazcık içimizdeki çocuksuluğa dönmek, içimizdeki çocuğu hatırlamak önemli. Oyunlar kuruyoruz, mutlaka canlandırma ve rol oynama tekniklerini de kullanıyorum. Burada bazı iletişim çatışmalarını oyun veya canlandırma aracılığıyla deneyimletiyorum.” dedi.

Atölyenin amacının şiddetsiz iletişimin temel yollarını öğrenmek ve bunu günlük hayatta bir iletişim dili hâline getirmek olduğunu ifade eden Çelik, “Bu dili karşılıklı olarak öğrenmek zorundayız. Bu günlerde çok ihtiyacımız var. Tek bir kişinin bilmesi işlevi çözmüyor. İngilizce gibi, aynı dili bilmiyorsak konuşamayız. Şiddetsiz iletişimi de karşılıklı olarak bilmek gerekiyor ki toplumda yaygınlaşsın ve barış dilini bulalım. Şiddetsiz iletişim demekten bile rahatsızım aslında, şiddeti çağrıştırıyor. Belki şefkatli iletişim veya barış dili gibi bir isim koymak lazım.” diye konuştu.

HAZIR REÇETE YERİNE FARKINDALIK 

Katılımcıların birebir çözüm ve hazır öneriler talep ettiğini belirten Çelik, “Katılımcılardan birebir çözüm talebi geliyor, hemen öneri, hap gibi bir bilgi edinmek istiyorlar. Şahsen bunu yapmamaya gayret ediyorum çünkü hayatta her şeyin tek ve doğru bir yöntemi yok. Burada akla sorular düşürüyoruz. Benim amacım farkındalık sağlamak. Çünkü bu konuda farkındalığı olan, bir rahatsızlık hisseden kişi zaten düşünmeye ve bir şeyler yapmaya başlar.” dedi.

Atölyede katılımcıların ilk adımları atmasını amaçladığını ifade eden Çelik, “Kimseye ‘Bu atölyeye katıldınız ve bundan sonra hayatınızda hep şiddetsiz iletişim dilinde konuşacaksınız’ gibi bir vaadim yok. Yeter ki bu temelin ilk adımlarını atmış olalım, süreçte deneye deneye öğrenelim.” diye konuştu.


ARŞİV