Çok yönlü ‘Cici’ bir portre...

Bankacı, ses sanatkarı, futbolcu, Kadıköylü Necdet Cici… Yaşamı futbol sahalarından yurtdışı turnuvalara uzanan, üç kere evlilik yaşayan, futbolculuk, bankacılık ve müzisyenlik olmak üzere üç karpuzu bir koltuğa sığdıran sıradışı bir isim...

25 Ağustos 2026 - 10:54

Necdet Cici (gerçek adıyla Necdet Kayral), Meliha Hanım ile gümrük memuru Fazıl Bey'in oğlu olarak 1913’te Kadıköy’de doğdu. Ailesiyle birlikte Moda’da yaşadı, ilk öğrenimini Kadıköy'deki Halili Mahmudiye Mektebi’nde aldı. Futbol oynamaya da Kadıköy'de başladı. Altınordu Genç Takımı’nda oynamasının ardından, Galatasaray Lisesi’ndeki öğrenim hayatına başlayınca Galatasaray genç takımlarına girdi. 1935'te Galatasaray Lisesi’nin bankacılık şubesinden mezun oldu. İki sene kadar Yüksek Ticaret ve İktisat Okulunda öğrenim gördü. 31 Ağustos 1928'deki Gazi Büstü maçı, Galatasaray'daki ilk maçıydı. 4-0 kazandıkları maçta üç gol kaydetti ve Galatasaray, Gazi Büstü’nün sahibi oldu.” . 1928-29 sezonunda 4 İstanbul Futbol Ligi maçına çıktı. 1940-41 sezonu sonuna kadar oynadığı Galatasaray ile 1930-31 sezonunda İstanbul Futbol Ligi, 1938-39 sezonunda ise Millî Küme şampiyonluğu yaşadı.  Ünlü bir futbolcu olarak 1934’te Millî Takımla Rusya’ya, 1936’da Galatasaray ile Avrupa’ya, aynı sene yine Millî Takımla Berlin Olimpiyatları’na katıldı. Ertesi yıl Galatasaray kaptanı olarak Yugoslavya ve Romanya’ya gitti. Galatasaray kulübü, Galatasaraylılar Cemiyeti ve Yelken Kulübü üyesiydi. Yürümeyi, yüzmeyi ve yelkenciliği severdi. Ayrıca pul koleksiyoncusuydu. 

1941'de Kızılay Genel Merkez’inde memur olarak çalışmaya başladı. 1943'te bu kurumda müfettişliğe yükseldi. Bu yıllarda Cumhuriyet’in ilk kadın yazarlarından Cahit Uçuk (Cahide Üçok) ile bir evlilik yaptı. Çift, 10 yıl sonra boşandı. 1950'de, Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü’nde şef, 1952'de Selüloz Fabrikaları'nda muhaberat şefi, 1954'te Sümerbank İstanbul şubesinde uzman oldu.  1952'de nişanlandığı Betül Ongan ile ertesi yıl evlendi. Çiftin aynı yıl Mehmet adlı bir oğlu oldu. Eşinin 1965'teki ölümünden birkaç yıl sonra, yaşadığı sağlık sorunları için gittiği Paşabahçe Hastanesi'nin başhekimi Muazzez Avcıbaşı ile evlendi. 

Şarkı söylemeye, çocuk denilecek yaşlardan hevesli idi. Güzel sesi etrafının dikkatini çekmişti, ısrarlı teşvikler sonucu 1937’de Münir Nurettin Selçuk’tan, 1949-1960 arasında da Enise Can ve Tulây Akaydın’dan usul ve nota dersleri aldı. Sahneye ilk defa 1930’lu yılların ortalarında Suadiye Plaj Gazinosu’nda arkadaşlarının ısrarıyla çıktı. 1950’li yıllarda, daha önce birkaç defa konuk sanatçı olduğu İstanbul Radyosu’na kadrolu sanatçı olarak katıldı. Solist, korist ve prodüktör olarak hizmet verdiği kurumdan 1976’da emekli oldu.

(Radyoevi önünde...)

Futbol sahaları, üç evlilik ve musikiyle geçen bir ömür, 14 Ağustos 1995'te sona erdi. Cici Necdet, kalp yetmezliği nedeniyle Haydarpaşa Numune Hastanesi'nde yaşamını yitirdi.

ÖNCE LAKAP SONRA SOYADI

Necdet Kayral’a burnunun muntazam yapısı nedeniyle takılan ‘cici’ lakabı, bir süre sonra adeta soyadı olarak benimsenmişti. Hem yeşil sahalarda hem de sanat camiasında “Necdet Cici”, “Cici Necdet” diye anılıyordu. Kendisi bunu şöyle anlatmıştı: “Galatasaray Lisesi’nde şakacı arkadaşlar çoktu. Bülent Cimcoz bir gün yüzüme, uzun uzun baktıktan sonra sağ eliyle burnumu avuçlayarak ‘Senin ne cici burnun varmış da haberimiz yok’ deyince bütün arkadaşlarım o günden sonra ‘Cici Burun’ dediler. Galatasaray formasıyla çıktığım Fenerbahçe maçında beni kızdırmak isteyen taraftarların “Vah Cici Vah Cici” tezahüratının ardından soyadımı değiştirme kararı alarak, mahkeme kararıyla “Necdet Cici” oldum”. 

CİCİ AŞKLAR

Araştırmacı yazar Sevecen Tunç, 2021 tarihli İST Dergi’de “Sovdagari musiki: Necdet Cici” başlıklı yazısında, Cici’nin aşklarını şöyle anlatıyordu:

“1930’lu yılların başında tanışan Cahit ve Necdet büyük bir aşkla evlendiklerinde, başından daha önce iki evlilik geçmiş olan Cahit Hanım, yakışıklı ve şöhretli bu genç adamla yaşayacağı birlikteliğin gençlik yıllarında hiç tadamadığı romantik bir flört olacağı sanısına kapılmıştı. Beklediği gibi olmadı. Anılarında uzun uzun anlattığı üzere, Necdet’in futbola veda ettiği ancak futboldan gelen şöhretinin devam ettiği yıllardı. Cahit’in gözünde evlilikleri Necdet’in işsizliği, şımarıklığı ve sorumsuzluğu ile bekâr hayatı boyunca geliştirdiği kumar, alkol gibi alışkanlıkların kıskacındaydı. Güzel sesi ile ‘Cahidiko, seni hududuma dek seviyorum’ diyen tatlı sözlü adamın dünyası, Cahit Uçuk’a artık dar gelmeye başladı. Gelgitli evlilikleri on yılın sonunda ayrılıkla sonuçlandı. Necdet, 1950 yılındaki Resimli Radyo Dünyası’na verdiği bir röportajda aşk için şu sözleri söyleyecekti: ‘Bence aşk insanları gaflet anlarında yakalayan ve onları yakıp kavuran bir ateştir. Dostlara tavsiye etmem. Ben halen musikiye âşık olduğum için bundan kurtulmuş gibiyim.’ Aynı röportajda evliliği düşünmediğini de söyleyen Necdet’in yalnızlığı pek uzun sürmedi. 1952’de aynı zamanda akrabası olan Betül Ongan ile nişanlandı. Çift 1953’te dünya evine girdi. Çiftin aynı sene bir oğulları oldu: Mehmet… Mehmet’in zihinsel ve bedensel engelleri vardı. Tüm yaşamını oğluna vakfeden Betül Hanım’ın 1965’teki beklenmedik ölümü ise Necdet Bey’i derinden sarsacaktı. Artık yaşlı annesi ve hasta oğlundan başka hayatta kimsesi kalmamıştı. Babası Fazıl Bey 1938’de vefat etmiş, biricik kardeşi Fikret ise on yıl sonra futbol şiddetine kurban gitmişti. Sahada futbolcudan yediği yumruk sonrası on gün komada kalan Fikret’i çok genç yaşta toprağa vermeleri, Kayralların en acı hatıralarından biriydi.

Necdet Cici için seneler, çocuğunun bakımı, radyodaki mesaisi ve anne evine yaptığı haftalık ziyaretlerle geçiyordu. Bu rutini renklendiren ise çoğu zaman kadim dostu Şeytan Nuri’nin evinde yapılan dost buluşmaları oluyordu. Kozyatağı’ndaki evde bir araya gelen arkadaş grubu sazlı sözlü eğlencelerin yanı sıra briç partileriyle de yaşam denen durgun suyu hareketlendirmeye çalışıyordu. Derken hayatında beklenmedik bir şey oldu… Kalbinden rahatsızlanan Necdet’in yolu Paşabahçe Hastanesi’ne düştü. Muayeneden çıkıp eve dönerken sanki kalbini hastanede bırakmış gibi hissediyordu, hastanenin başhekimine âşık olmuştu. Kısa bir süre sonra doktor hanımla nikâh masasına oturdu.

(Cici, bahçesinde üzüm toplarken (solda) ve oğluyla...)

KALAMIŞ’IN YARDIMSEVER İSMİ

Necdet, oğlu Mehmet’ten ötürü kendisinde genetik bir bozukluk olabileceği endişesi duyuyor, yeniden evlat sahibi olmaya yanaşmıyordu. Zaten ilk eşi Cahit Hanım da iki defa düşük tehlikesi atlatmıştı. Necdet bu riski tekrar göze alamazdı. Ayrıca, yeğenler ne güne duruyordu? Muazzez Hanım’ın erkek kardeşinin oğlu Göksel’i oğlu gibi sevdi.  Göksel Avcıbaşı, bugün büyük bir hürmet ve sitayişle hatırlıyor Necdet Cici adını: ‘Yazın yahut hafta sonlarında bazen onlarda kalırdım. Evleri Kalamış Parkı’nın karşısındaydı. Eniştem Necdet Bey fıkracı, hoşsohbet, hayat dolu bir adamdı. Halama da sürekli şakalar yapardı. Müthiş yardımseverdi. Bayram günleri çocuklara para dağıtırdı. Ama öyle cebinden rastgele çıkardığı paraları değil. Sırf bizim için bankaya gidip hiç kullanılmamış gıcır gıcır para çekerdi.’ “

DİĞER CİCİ’LER!

İlginç bir şekilde futbol dünyasında adı Necdet olan, lakapları da cici olan iki isim daha var. 

Bu kişilerden biri 1918 doğumlu, Mehmet Necdet Kanmaz. MKE Ankaragücü'nün efsane oyuncusu. Temiz giyimi ve güler yüzlülüğü nedeniyle cici lakabı verilmiş. 1930'lu ve 40'lı yıllarda liglerde oynamış. Hatta 1949’da Galatasaray'ı yenerek Türkiye Şampiyonu olan kadroda bulunmuş. Futbolu bıraktıktan sonra, 1975'teki ölümüne kadar antrenör ve teknik adam olarak futbola hizmet etmiş.

Diğer isim ise, bir dönem Sakaryaspor'u da kısa süre çalıştıran, yetiştirdiği yüzlerce futbolcusu önemli kulüplerde oynayan Sakaryalı Teknik Direktör "Cici Necdet" lakaplı Necdet Oran. Futbolla 16 yaşında, Sakarya Güneş Kulübü`nde tanıştı. Hava astsubayı olarak göreve başlamasının ardından, futbol yaşamını Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde sürdürdü.  20 yıl süreyle kaptanlık yaptı, birçok şampiyonluklar yaşadı. Futbol Federasyonu Antrenörler Kurulu Üyeliği görevini üstlenerek yüzlerce antrenör yetiştirdi. 70 yıl boyunca sporun içinde yer aldı. 2021 senesinde,  93 yaşında Balıkesir'de hayata gözlerini kapadı.


ARŞİV