Hasanpaşa Gazhanesi’nin yıkılmasını önlemek için mahalle sakinlerinin başlattığı mücadele, bugün kentin önemli kamusal kültür alanlarından biri olan Müze Gazhane’nin hayata geçirilmesini sağladı. Bu mücadelenin öncüsü Gazhane Çevre Gönüllüleri, kuruluşunun 30. yılını 10 Ekim Cumartesi günü Müze Gazhane’de bir dizi etkinlikle kutladı. Saat 12.00 ile 20.30 arasında gerçekleşen programda atölyeler, paneller ve müzik etkinlikleri düzenlendi. Mahalle sakinlerini, gönüllüleri ve mücadeleye destek verenleri bir araya getiren kutlamada, Gazhane’nin korunmasından kültür merkezine dönüşümüne uzanan 30 yıllık süreç hatırlandı.

30 YILLIK MÜCADELEYE TANIKLIK
Etkinlik, Metin Yavuz’un yürütücülüğünde B1 Binası’nda gerçekleştirilen “Kralların Sazı: Trompetle İlk Nefes” atölyesiyle başladı. Ardından İyi Sosyal Kooperatif yürütücülüğünde yetişkinlere yönelik “Ezber Bozumu Atölyesi” düzenlendi. Program kapsamında rehber Yüksel Demirtaş eşliğinde gerçekleştirilen “Arşınlama” etkinliğinde ise katılımcılar Müze Gazhane’yi gezerek alanı yakından tanıma fırsatı buldu. “Karşılama – Mücadele Tarihi – Tanıklıklar” başlıklı bölümde, Gazhane Çevre Gönüllüleri’nin kuruluşundan bugüne uzanan mücadele tarihi aktarıldı. Sürecin farklı dönemlerine tanıklık edenlerin anlatımlarıyla, Hasanpaşa Gazhanesi’nin korunması ve yeniden işlevlendirilmesi için verilen emekler hatırlandı. “30 Yıl Öncesinden Bugüne Bakışlar” panelinde ise Gazhane’nin geçmişten günümüze geçirdiği dönüşüm ve ortak mücadele deneyimi ele alındı. Gün boyunca devam eden etkinlikler, Kıvılcım Karahan’ın konseriyle sona erdi.

“GAZHANE’Yİ HAYATA KAZANDIRMAK İSTEDİK”
Gazhane Çevre Gönüllüleri’nin kuruluşundan bu yana içinde yer alan Kadıköy Belediyesi Şehir Plancısı Nilgün Canatar, Hasanpaşa Gazhanesi’nin bugün bir kültür merkezine dönüşmesinin uzun yıllara yayılan ortak bir mücadelenin sonucu olduğunu söyledi. Canatar, “30 yıldır, en başından beri bu mücadelenin içindeyim. 1993 yılında burası, havagazı üretiminin durdurulmasının ardından atıl hale geldi. Yıkım ve söküm işlemleri başladığında, bunları durdurmak için bir grup mahalle sakini olarak mücadele etmeye başladık. Daha sonra, Kadıköy Belediyesinin emekli başkan yardımcısı merhum Levent Ersun’un girişimleriyle burası koruma altına alındı. Ancak alan hâlâ atıl durumdaydı ve hiçbir çalışma yapılmıyordu. Biz de burayı yeniden hayata kazandırmak için bir araya geldik.” dedi.
Canatar, “Hasanpaşa, sosyal ve kültürel donatı alanları açısından yetersiz bir mahalleydi. Bu nedenle mahalle sakinleriyle anketler yaptık. İnsanların ne istediğini, bu alanın mahalleye neler katabileceğini birlikte düşündük. Bu süreçte örgütlenerek kendimize Gazhane Çevre Gönüllüleri adını verdik. Bir yandan çeşitli etkinlikler düzenlerken diğer yandan Koruma Kurulu, mimarlar ve yerel yönetimlerle iş birliği içinde çalışmalarımızı sürdürdük. Kadıköy Belediyesinin desteğiyle defalarca alan temizliği yaptık, ardından şenlikler düzenledik. Burası henüz açılmadan bile fiilen bir kültür merkezi gibi yaşasın, insanlar bu alanı sahiplensin istiyorduk. Projenin İstanbul Teknik Üniversitesi ekibine verilmesi için Büyükşehir Belediyesiyle görüşmeler gerçekleştirdik. Proje ilerlerken biz de düzenlediğimiz şenlikler ve etkinliklerle konuyu sürekli gündemde tuttuk. 2014 yılından itibaren proje hayata geçmeye başladı. 2019 yılında ise yeni İBB yönetimiyle yeniden temasa geçtik ve birlikte çalışmaya devam ettik.” ifadelerini kullandı.

“KAZANILMIŞ BİR MÜCADELE”
Kazanılmış mücadelenin gururunu yaşadıklarını aktaran Canatar, “Bugün burada 30. yılımızı kutluyoruz ve bununla gerçekten büyük gurur duyuyoruz. Türkiye’de bu kadar uzun soluklu, örgütlü ve başarıya ulaşmış mücadele örneği çok fazla yok. Ne yazık ki pek çok mücadele kayıpla sonuçlanabiliyor. Bizimki ise kazanılmış bir mücadele. Bu da bizi çok mutlu ediyor. En başından beri hayalimiz, buranın yalnızca kültürel etkinliklerin gerçekleştirildiği değil, aynı zamanda kültürün üretildiği, herkesin ücretsiz yararlanabildiği bir merkez olmasıydı. Bunun yanında, kararların yalnızca belirli kişiler tarafından alındığı değil; bölge halkının, sanatçıların, sivil toplum kuruluşlarının ve yerel yönetimin birlikte söz sahibi olduğu bir yönetim modeli oluşturmak istedik. Hatta bu konuda ‘Stratejik Yönetim Modeli’ adıyla bir kitap çalışması da hazırladık. Bugün burada bu anlayışın fiilen hayata geçtiğini görüyoruz. Pek çok etkinlik gönüllülük esasıyla gerçekleştiriliyor. Yıllar önce düşlediğimiz şeylerin birer birer gerçekleşmesi bizim için çok değerli. 30.yıl kutlamalarımızı da bütün bir yıla yaydık. Bugün ilk etkinliğimizi gerçekleştiriyoruz. Yıl ortasında bir etkinliğimiz daha olacak ve haziran ayında düzenleyeceğimiz son etkinlikle kutlamalarımızı tamamlayacağız.” şeklinde konuştu.