Hasanpaşa’nın Mülayim Pehlivan’ı

Cumhuriyet tarihinin önemli spor figürlerinden biri olan Mülayim Pehlivan, yağlı güreş meydanlarından dünya ringlerine uzanan kariyerinin yanı sıra Hasanpaşa’daki yaşamıyla da semtin hafızasında iz bıraktı

14 Ağustos 2026 - 10:54

Yazan: Mehmet Canbulat

Mülayim Pehlivan, 1899 yılında Makedonya’nın Gostivar ilçesine bağlı Çegran köyünde dünyaya geldi. Henüz 12 yaşındayken köydeki çoban arkadaşlarıyla birlikte içinde filizlenen güreş merakı, onun hayatını tamamen değiştirecekti. Kısa sürede akranlarından sıyrılan Mülayim, üstün yeteneğini gören ağabeylerinin desteğiyle 16-17 yaşlarında profesyonel olarak güreşe başladı. Kıspetini giydi ve er meydanlarına ilk adımını attı. 

1924 yılından itibaren sık sık Türkiye’ye gelip giderek güreş hayatını sürdüren Mülayim Pehlivan, 1928,1933 ve 1934 yıllarında Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nde başpehlivan unvanını kazanarak adını altın harflerle tarihe yazdı. Güreşte göstermiş olduğu başarılarla Atatürk’ün de takdirini kazandı. Öyle ki ‘Pehlivan’ soy ismi kendisine bizzat ebedi başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından verilmiştir. Mülayim Pehlivan güreştiği yıllarda “acı kuvvetiyle” nam salmasının yanında, güreşin her türlü inceliğine hâkim, son derece teknik bir sporcuydu; en meşhur oyunu ise rakiplerinin korkulu rüyası olan “şak kündesi” idi. 

TAKSİM'DEKİ TARİHÎ ZAFER

Arnavut Mülayim Pehlivan sadece er meydanlarının değil, profesyonel serbest güreş ringlerinin de en çekinilen isimlerinden biri olmuştur. 1931 yılının Ocak ayında, eski dünya şampiyonu Stanislaus Zbyszko ile anlaşma sağlayarak Amerika Birleşik Devletleri’ne gitti. Amerika’da iki yıl boyunca başarıyla güreştikten sonra 1933 yılında İstanbul’a döndü. 

Uluslararası alandaki en büyük başarılarından birini ise 19 Temmuz 1937’de, İstanbul Taksim Stadı’nda binlerce seyircinin önünde yaşadı. Amerika güreş şampiyonu Joe Komar ile karşılaşan Mülayim Pehlivan, rakibini mağlup ederek Komar'ın Amerika'da kazanmış olduğu unvan kemerini almayı başardı. Tarihî önem taşıyan bu şampiyonluk kemeri, bugün hâlâ torunu Asri Pehlivan tarafından gururla muhafaza edilmektedir. 

KENDİ ANLATIMIYLA MÜLAYİM PEHLİVAN

Mülayim Pehlivan, 25 Ağustos 1936 tarihli Haber gazetesinde yayımlanan röportajında güreşe başlama hikâyesini şöyle anlatıyor: “Güreşe başlamadan önce oldukça çelimsizdim. Ailemde benden başka pehlivan yoktu. Ancak ailem pehlivan olmama karar verince beni adeta eve kapattılar; sokağa yalnız çıkmama asla izin vermez, uyurken bile başımda beklerlerdi. Beni bol bol yemekle besleyerek irileştirdiler. İdmanlarımı ise hiç aksatmazdım.

Hem alaturka (yağlı) hem de alafranga güreşirim. Eskiden antrenmanlarımızı yağlı yapardık. Yağlı güreş, toprak üzerinde iki saatten fazla sürdüğü için vücuda bakmak ve çok sıkı çalışmak mecburidir. Pehlivanlığın en verimli dönemi 25 ile 30 yaşları arasıdır; 40’ından sonra ise artık bu tempoya vücut dayanmaz.”

HASANPAŞALI MÜLAYİM PEHLİVAN

Amerika dönüşü İstanbul Kadıköy’deki Hasanpaşa semtine yerleşen Mülayim Pehlivan, ailesini de 1954 yılında Türkiye’ye getirdi. Güreşi bıraktıktan sonra, Hasanpaşa’daki evinin giriş katında “Olimpiyat” adını verdiği bir mahalle kahvehanesi işletmeye başladı. 

O dönemlerde pehlivanlar toplumda sadece birer sporcu değil; sözü dinlenen, saygı duyulan birer kanaat önderiydi. Mülayim Pehlivan da Hasanpaşa semtinde çok sevilen, hürmet gösterilen bir isim oldu. Öyle ki semtte küslük yaşayanların arasını düzeltir, adaletiyle adeta bir hakem gibi mahallenin sorunlarını çözerdi. 

Siyasi duruşu ve dünya görüşüyle de bilinen ünlü sporcu, sıkı bir Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) üyesiydi. Dönemin devlet adamlarından merhum İsmet İnönü’ye (İsmet Paşa) karşı çok derin bir sevgi ve bağlılık beslerdi. İsmet Paşa da koca pehlivana duyduğu sevgi ve hürmet nedeniyle sık sık Hasanpaşa’daki bu “Olimpiyat” kahvehanesine gelir, Mülayim Pehlivan'ı bizzat ziyaret ederek onunla derin sohbetler gerçekleştirirdi. Mülayim Pehlivan, 4 Temmuz 1974 tarihindeki vefatına kadar bu tarihî kahvehaneyi işletmeye ve mahalleliye hizmet etmeye devam etti. 

EZELİ RAKİBİN MEZAR BAŞINDAKİ GÖZYAŞLARI

Oğlu Hilmi Pehlivan, babasının vefat ettiği günü şu duygusal sözlerle aktarıyor: “Babamı Karacaahmet Mezarlığı’na defnederken, en çetin rakibi Tekirdağlı Hüseyin Pehlivan da cenazeye gelmişti. Defin işlemlerinin ardından mezarın başında hüngür hüngür ağlayarak, 'Hey gidi koca Mülayim... Seninle yıllarca üç beş kuruşa, namusumuzla, hiç hile yapmadan kıran kırana güreşler yaptık. Çektiğin el enselerden bir hafta boynumu çeviremezdim. Şimdi nerede o günler...' diyerek yas tuttu. Hayattayken iki pehlivan da İstanbul’da ikamet etmesine rağmen mesafeli durur, sık görüşmezlerdi; fakat o gün anladım ki içten içe birbirlerine karşı çok büyük bir sevgi ve saygı besliyorlarmış.”

Güreş meydanlarında Gostivarlı veya Arnavut Mülayim Pehlivan olarak tanınsa da, o aslında yaşamının büyük bölümünü geçirdiği Kadıköy’ün Hasanpaşa semti ile özdeşleşmiş bir değerdir. Bugün torunlarının hâlâ ikamet ettiği o tarihî ev ayakta dururken, semte böylesine iz bırakmış büyük bir sporcunun adının Hasanpaşa’da bir parka veya sokağa verilmesi, hem hatırasına bir saygı duruşu olacağı gibi gelecek nesillere de anlamlı bir miras olacaktır. 

Türk spor tarihinin bu emsalsiz ve koca yürekli pehlivanını saygıyla anıyoruz…                    

 


ARŞİV