İstanbul Çerkes Buluşması: Hafızanın ve aidiyetin izinde

Kafkasya’dan Anadolu’ya uzanan sürgünün hüznünü, köklü geleneklerini ve kültürel hafızasını yaşatan Çerkes halkı, İstanbul Çerkes Buluşması’nda Müze Gazhane’de bir araya geldi

27 Ekim 2026 - 15:09

Bazı hikâyeler vardır; üzerinden yüzyıllar geçse de anlatılmaktan, hatırlanmaktan ve kuşaktan kuşağa aktarılmaktan vazgeçilmez. Çünkü onlar yalnızca geçmişe değil, bugün kim olduğumuza da ayna tutar. Çerkes halkının hikâyesi de biraz böyledir. Kafkasya’dan Karadeniz’in hırçın sularına uzanan büyük bir sürgünün hüznünü, yurt özlemini ve bütün bunlara rağmen yaşatılan kültürün zarafetini taşır. 21 Mayıs 1864’ün hafızamızda bıraktığı derin sızı, bugün hâlâ dilimizde, müziğimizde, danslarımızda ve kuşaktan kuşağa aktardığımız geleneklerimizde yaşamaya devam ediyor.

İşte bu hafıza, 24-25 Ekim tarihlerinde İstanbul’da, Kadıköy’deki Müze Gazhane’de yeniden canlandı. İBB Kültür’ün ev sahipliğinde düzenlenen İstanbul Çerkes Buluşması, yalnızca bir kültür etkinliği değil, aynı zamanda geçmişle bugün arasında kurulan bir köprü oldu. Edebiyattan geleneksel el sanatlarına, söyleşilerden müziğe ve danslara uzanan iki günlük buluşma, Çerkes kültürünü yaşatmanın ve paylaşmanın kıymetini bir kez daha hatırlattı.

İki gün süren organizasyonun açılışında İBB Başkanvekili Nuri Aslan ve İBB Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Mahir Polat yer aldı. Nuri Aslan, Çerkes toplumunun nezaket, saygı ve ahlakı esas alan Xabze felsefesine ve katılımcı demokrasiyi simgeleyen Hase meclislerine vurgu yaparak bu değerlerin bugün tüm toplumun en çok ihtiyaç duyduğu ortak akla ışık tuttuğunu anlattı.

Etkinliğin en samimi ayrıntılarından biri İBB Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Mahir Polat’ı stantların arasında tek başına gezerken görmekti. Polat, bir söyleşiyi ya da gösteriyi izlerken yanı başınızda duran, sessizce dinleyen ve izleyen bir kentsel hafıza takipçisi olarak aramızdaydı.

KÜLTÜRÜN SESİ, EZGİSİ VE HİKÂYESİ

Buluşmanın söyleşi programında ilk gün “Çerkeslik Nasıl Yaşar?”, “Bize Kalan Hikâyeler” ve “Xabze: Bir Gelenek Değil, Bir Yaşama Biçimi” başlıklarında kimlik ve aktarım konuşuldu. İkinci gün ise yayıncılık, edebiyat, mutfak kültürü ile “Qafe’den Şeşen’e: Çerkes Müziği ve Dansı” oturumlarıyla gelenekler masaya yatırıldı. Sahne programında ise Nart masalları, film gösterimleri ve ezgilerin yanı sıra; İstanbul Kafkas Kültür Derneği Çocuk Halk Dansları Topluluğu (MAFE), CHAPS BAND, MAZENEF halk dansları ekibi ve Gülcan Altan’ın performansları ayrı bir coşku kattı.

Ancak etkinliğin eleştirilecek yanları da yok değildi. Çerkes kültürünü anlatmak sadece kıyafetlerle ya da dansla sınırlı kalmamalı. Yazılı hafızamız ve edebiyatımız bunun merkezinde durmalı. Ancak yayınevlerine ayrılan bölümün gözden uzak bir köşede kalması ve yönlendirme tabelalarının eksikliği kitapseverlerin işini epey zorlaştırdı. Alan büyük olmasına rağmen yerleşimin bir parça dağınık olması da kafa karışıklığı yaratıyordu. Söyleşi başlıkları ve etkinlik programı, Çerkes kültürünün zenginliğini ve çok katmanlı yapısını daha kapsamlı yansıtacak şekilde çeşitlendirilebilirdi.

Etkinliğin yer yer kültürel ve tarihsel derinliğinden uzaklaşarak ticari bir atmosfere bürünmesi dikkat çekiciydi. Yeme içme kültürüne dair örneklerin yer aldığı stantlarda küçük ikramlar olmasını ve en önemlisi Çerkes olmayan ziyaretçileri bilgilendirecek tanıtım yazılarının bulunmasını beklerdik. Örneğin halujun “Çerkes mantısı”, dagarijin ise “börek” diye satılması biraz üzücüydü.

Yine de gülümseten ve yürek kabartan detaylar yok değildi. Mesela TDK’ye inat her yerde “Çerkes” yazması harikaydı! Neredeyse 200 yıl sonra bu topraklarda isminizin doğru yazıldığını görmek bile tek başına şahane bir duygu.

Tüm aksaklıklarına rağmen İstanbul Çerkes Buluşması, Kafkasya’dan Anadolu’ya uzanan, asırlardır yaşatılan bir kültürün nezaketini, hüznünü ve neşesini kent yaşamıyla buluşturması açısından son derece kıymetli bir adımdı. Umarım önümüzdeki yıl eksikliklerin giderildiği, organizasyonun daha iyi planlandığı ve kültürel içeriğin daha da zenginleştirildiği bir programla yeniden buluşuruz.


ARŞİV