Kadıköy’deki eskicinin hikâyesi

Arabalı eskiciler, Kadıköy’de her yerde karşınıza çıkabilir. Kimi zaman onlardan paha biçilemez bir kitabı da bulabilirsiniz, işe yarar bir elektronik aleti de. Peki onlar ne yaşıyor, neden bu işi yapıyor?

14 Haziran 2019 - 11:23

Sakız Sokak ile Moda Caddesi’ni birleştiren Tellalzade sokağını neredeyse tüm Kadıköylüler bilir. Bu sokaktan geçenler bazen yere halıların serilerek sergilendiğini görür bazen de bir pikaptan yüksek şekilde Ajda Pekkan sesi duyar. Burası nam-ı diğer Kadıköy’ün antikacılar sokağıdır.

BAZEN SÜPÜRGE, BAZEN PORTRE...

Antikacılar sokağını dükkânlar kadar arabalı eskiciler de mesken tutar. Çoğu Kadıköylü onlardan hem ihtiyaçlarını karşılar hem de eskiden revaçta olan antika eşyaları edinir. Bazen kitap, bazen bir süpürge, bazen portre…

İşte o eskicilerden biri de 56 yaşındaki Memduh İnal. İnal, her gün aralıksız olarak çalıştığını, 2012’den beri tatil bile yapmadığını söylüyor. Eşyaları genellikle evlerden topluyor ve Kadıköy’e getirerek burada satıyor. İşini çok sevdiğini özellikle belirten İnal, duyduğu zevki şöyle aktarıyor: “Şu anda Eğitim Mahallesi’nde yaşıyorum. 2014’te bu işe başladım, önceden kamuda memurdum. İki de çocuğum var. Emekli maaşıyla yaşamımı devam ettiremiyordum. Bir yandan da kendimi pasifize etmek istemiyorum, halkın içinde canlı kalmak istiyorum. Her gün sabah kalkarım evleri gezerim, eşyaları toplarım, değer gördüklerimi ayırıp diğerlerini satarım. Her gün aralıksız çalışıyorum, 2012’den beri tatil yapmamışımdır. Yoruluyorsun ama tatlı bir yorgunluk. ‘Sana fabrika kurduk tak kravatını patronsun’ deseler istemem. Onda gözüm yok.”

KEŞFETMEK BİLE GÜZEL”

İnal, çocukluğunda oynayamadığı oyuncakları bulduğunda kendine sakladığını da söylüyor: “Bazen elime geçen bazı eşyalar oluyor, onu saklıyorum. Sonra hevesim geçerse tekrar satıyorum. Ama kendim de aldığım eşyaları inceliyorum, keşfetmeye çalışmak bile güzel bir şey. İnsan, zamanında görmediği, alamadığı şeyleri eski de olsa elinde tutmak istiyor. Onu özlemişsin çünkü. Örneğin, çocukluğumda oynayamadığım oyuncaklar var. Oturup oyun oynamıyorum ama onları elimde tutmak hoşuma gidiyor.”

İnal, konuşurken diğer eskici Selahattin Özcan araya giriyor: “Aldığımız kitaplar içinde önemli araştırmalar, Osmanlıca yazılmış belgeler oluyor. Koleksiyoncular, sahaflar yine bizden alıyor. Bu işin en güzel tarafı, hayatın boyunca hiç görmediğin şeyler görüyorsun, karıştırıyorsun, anlamaya çalışıyorsun. O kadar keyifli ki.”

EN ÇOK KİTAP SATILIYOR

Son bir yıldır ekonomik kriz sebebiyle işlerin azaldığını belirten İnal, yaşadığı enteresan olayları ve Kadıköylülerin en fazla neye rağbet gösterdiğini şu sözlerle anlatıyor: “Şöyle enteresan şeyler oluyor; çöpte bir şey buluyorsun arabanın üzerine atıyorsun biri geliyor ‘Bu kaç para?’ diye soruyor. Kadıköylü en fazla kitap tercih ediyor. Her yaş grubundan insan gelip bizden eşya alıyor. Yine pikaptan, kasete, süpürgeden, portreye her şeyi alan var.”

İnal, sözlerini bitirirken özeleştiri vermeyi de ihmal etmiyor: “Kadıköylülerin çoğu eski şeylere ilgi gösteriyorlar. Bu işin hastaları var. Bizi görmeden duramıyorlar. Ancak çok kalabalık Kadıköy merkezine geldiğimizde bazen rahatsızlık verdiğimizi de kabul ediyoruz. Çünkü herkes satabilmek için Kadıköy’e gelmek istiyor. Biz başladığımızda 3-5 satıcı vardı, şimdi 200’e yakın eskici var.”


ARŞİV