‘’Kadıköy’ün havası ısınacak’’

Gönüllü meteorolojist Eren Kısmet, inşa edilen yüksek binaların Kadıköy’ün havasını ısıtacağı uyarısında bulunuyor

14 Mart 2017 - 15:10

‘’Bu gece sizde kalamayacağım Canan teyze çünkü termometrem evde kaldı’’ dediğinde yaşı 11 idi… Bugün 34 yaşında olan endüstri mühendisi Eren Kısmet, sosyal medyada gönüllü olarak hava tahminleri yapıyor. Binlerce takipçisi bulunan ‘buluttan Bildiriyor’ sayfasının kurucusu olan Kısmet’e havaları sorduk.

Ne zamandan beri hava tahminleri yapıyorsunuz?

Kendimi bildim bileli hava olaylarına karşı aşırı bir ilgi duyuyorum. En eski hatıralarım beni hiçbir zaman dillerden düşmeyen, İstanbul’un meşhur 1987 kışına götürüyor. O zamanlar 4 yaşında ufacık bir çocuktum, fakat yağan karın beni aşırı derecede mutlu ettiğini çok net hatırlıyorum. Sanırım meteorolojiye ilgim bir şekilde o 10 günlük kar fırtınasında filizlendi. Sonraları sürekli olarak hava olaylarını takip ettim. Okuma yazma bile öğrenmeden önce İstanbul’un sıcaklığını günlük olarak takvime not etmeye başladım. Bu ilgi ortaokul ve lise yıllarında da devam etti. Tahsilim Endüstri Mühendisliği üzerine, yani üniversitede meteoroloji okumadım. Meteoroloji ile ilgili kaynakların internet üzerinde de yaygınlaşmasıyla kendimi geliştirdim. Penn State Üniversitesi’nde 2 yıllık online bir meteoroloji sertifika programını bitirdim. Birkaç senedir sosyal medyada hava tahminleri yapıyorum.

Neden ‘havalara, tahminlere’ bu kadar ilgilisiniz?

Ekstrem hava olaylarına karşı aşırı bir ilgi duyuyor olmam... Kasırgalar, hortumlar, gökgürültülü yağmurlar, aşırı sıcak ve aşırı soğuk havalarla kar fırtınalarını takip etmek, onları gözlemlemek bana çok büyük heyecan veriyor. Bu tip olaylar doğanın gücünü ve bu güç karşısında insanoğlunun bütün gelişen teknolojiye rağmen ne kadar aciz kalabildiğini gösteriyor. Doğaya ve atmosfere karşı inanılmaz bir saygı besliyorum. Bu arada tam bir kar aşığıyım. Kar yağdığı zaman evde pencereden pencereye koşturuyorum! Normalden ılık ve karsız geçen kışlarda da ciddi ciddi moralim bozuk oluyor.

Hava durumu denilince ve geçmişe bakınca neler geliyor zihninize? Benim aklıma havalar nasıl olursa olsun, sizin havanız iyi olsun’ diyen Hülya Uğur geliyor mesela J

Anımsamaz olur muyum hiç J Madem hava durumu spikerlerinden konuyu açtınız, rahmetli Ali Esin’den bahsetmeden olmaz. Eminim belli bir yaşın üzerindekiler hatırlıyordur. Kendisi Türkiye’nin ilk hava durumu spikeridir. Çocukluğum bana o zamanlar çok sıkıcı gelen akşam haberlerinin bir an önce bitip onun hava durumunu sunmasını beklememle geçti.

Nasıl yapıyorsunuz tahminleri?  Hakikaten de bulutlara mı bakıyorsunuz? :)

Bulutlara da bakıyorum; gün içinde kafamı sürekli yukarıya kaldırırken görebilirsiniz beni. Bulutlara bakmak en fazla 1 saat sonrası için fikir veriyor. Hava tahmin işi şu şekilde işliyor: Dünya’nın binlerce noktasında ve uydular aracılığıyla yapılan meteorolojik ölçümler Dünya’daki bazı merkezlerde bulunan devasa bilgisayarlara gönderiliyor. Bu bilgisayarlar da bu milyarlarca veriyi harmanlayıp, bazı termodinamik denklemler kullanarak önümüzdeki saat ve günlerde çeşitli parametrelerin nasıl bir trend izleyeceğini tahmin ediyor. Daha sonra bu tahminleri çeşitli basınç, rüzgar, sıcaklık, yağış vb. gibi haritalar üzerinde görselleştiriyor. Meteorologlar ise bu haritaları en iyi şekilde yorumlayıp, diğer insanların anlayacağı dilden aktarmaya çalışıyor. Burada asıl işi bilgisayarlar yapıyormuş gibi gözükse de, meteorologların harita okuma ve yorumlama konusundaki uzmanlığı tahminlerin tutarlılığında çok büyük rol oynuyor.

Buluttanbildiriyor’un Facebook’ta 55 bine yakın takipçisi var. Bazı takipçileriniz size ‘bulut kardeş’ diyor. :)

Bir çok takipçim gerçek ismimi bilmediği için değişik hitap şekilleri buluyor. “Bulut bey”, “buluttan bey” diyen de var. Hatta birisi adımı “Bulut” soyadımı “Tan” zannetmişti. Bulut Tan Bildiriyor gibi :)

‘Balkanlar'dan gelen soğuk hava dalgası' klişesini siz de kullanıyor musunuz? O dalgadan hep korkmalı mıyız?  Havanın kötüsü olur mu?!

Ben çok kullanmasam da kar ve soğuğu çok sevdiğim için çocukluğumda Meteoroloji’nin tahminlerinde bu ifadeyi gördüğümde çok heyecanlanırdım.  Her mevsimin kendi özelliklerini sonuna kadar yansıtmasını seviyorum. Kışın uzun süre ılık ve yağmursuz, yazın da serin ve kapalı günler yaşarsak bu benim için “kötü hava” olur.  Tabii çok normal bir örnek değilim ben :)

Hava tahminleri çok farklı olabiliyor. Aynı metotlar kullanılmıyor mu? Mesela Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü bazen  abartmıyor mu? Deli gibi kar yağacak diyorlar, dişimizin kovuğunda kalıyor..

Aynı kaynaklar herkese açık. İşin püf noktası mümkün olduğunca çok kaynağı analiz etmek.   MGM’nin hakkını vermem gerekiyor. Dikkat ederseniz deli gibi kar yağacak diyen MGM değil, bu tip haberleri medyadan okuyorsunuz. Maalesef bizim medya ilgi çekmek için abartmayı çok seviyor, hava olayları da bunun için inanılmaz bir fırsat. MGM’nin sitesinden ufacık bir kar ikonu gördüler mi hemen “İşte o tarihte geri geliyor!!!” diye basıyorlar manşeti. Millet de gerçekten kar fırtınası gelecek sanıyor. Hava tahminlerini hiçbir zaman medyadan takip etmemenizi öneriyorum. Uyarı gerektiren bir durum olduğunda MGM zaten sitesinde yayınlıyor. MGM’nin sitesi, sosyal medyadaki güvenilir sayfalar ve telefondaki uygulamalar tahminleri takip etmek için yeterli bence.

İstanbul’un havasında son yıllardaki değişimler neler?

Aslında İstanbul’un sıcaklığında pek bir değişim yok.  Tek istisna yazın gece saatlerinde ölçülen sıcaklıklar. Özellikle 1980’lerden itibaren yaz geceleri giderek daha sıcak ve bunaltıcı geçiyor. 1980’lerden sonra nüfusun hızla arttığı İstanbul’da yaz geceleri de ısınmaya başlamış. Bunun en büyük sebebi nüfusa bağlı çarpık kentleşmenin yarattığı ısı adası etkisi. Bu etki kendini en çok güneşin en dik geldiği yaz aylarında belli ediyor. Gündüz güneşin ısıttığı beton akşam olduğunda enerjisini uzaya göndermekte direniyor, böylece akşamları şehir soğuyamadığı için çok daha fazla bunalıyoruz. Şehrin sürekli büyümekte olduğunu ve ormanların da giderek azaldığını düşünürsek gelecekte İstanbul’un yaz akşamları belki Antalya kadar bunaltıcı hale gelecek.

35 yaşında doğma büyüme İstanbullu biri olarak, son birkaç seneden öncesinde anımsadığım kadarıyla ilk ve son bahar mevsimlerini yaşardık, baharlık kıyafetler giymeye vaktimiz olurdu. Şimdi kazaktan tişörte 1 günde geçiyoruz! Sizce gelecekte İstanbul’da mevsimler yok olur mu?

Bu gözleminizi doğrulayamıyorum. İstanbul için konuşmak gerekirse, mevsim geçişleriyle ilgili 90 yıllık veriye baktığımda son 5-10 yıl için herhangi bir değişim göremiyorum. Kuvvetli sıcaklık dalgalanmaları ilkbahar ve sonbaharın doğasında var. Bu daha önce de böyleydi, şimdi de böyle.

Şaşkınbakkal’da yaşıyorsunuz. ‘Kadıköy havası’ nasıl bir hava?

İstanbul’un en ılıman ve az kar alan ilçelerinden biri. Ayrıca lodos estiğinde sahilde deniz kokusunu içinize çekebilmek muhteşem bir şey. Yaşamsal açıdan Kadıköy’ün bambaşka bir havası olduğunu ise hepimiz biliyoruz zaten...

Geçmiş günlerle şimdi arasında Kadıköy havasında nasıl değişimler gözlüyorsunuz?

Çiftehavuzlar’da doğdum, 7 yıl Moda’da yaşadım. Ardından 20 seneye yakın Dragos’ta oturduk. 2013’te evlendiğimden beridir Şaşkınbakkal’dayım. Tüm İstanbul’da olduğu gibi Kadıköy’de de yazın artık daha çok bunalıyoruz. Bağdat Caddesi komple yeniden yapılıyor. Artık 5. kattaki salonumuzdan dışarı baktığımda gökyüzünü göremiyorum neredeyse. Bu kadar yüksek bina elbette önümüzdeki yıllarda Kadıköy’ün havasını biraz daha ısıtacaktır.

İklim değişikliklerini kentlerin yapılaşması etkiliyor. Mesela ‘gökdelenlerin olduğu semtler rüzgarı az alabiliyor’ gibi, değil mi? Kadıköy’ün semtleri arasında hava farkı gözlemliyor musunuz?

Gökdelenleri Chicago veya New York’ta olduğu gibi düzgün bir yapılaşmayla inşa ederseniz bilakis yarattığı koridor etkisiyle rüzgarı daha çok hissedersiniz. İstanbul genelinde veya Kadıköy’de gökdelenler bildiğim kadarıyla herhangi bir standarda göre yapılmadığı için muhtemelen tam tersi rüzgarı kesici bir etkisi oluyordur. Her yerde olduğu gibi ufak yükselti farkları Kadıköy’de de semtler arasında hava farkı yaşanmasına sebep oluyor. Mesela Kozyatağı’nda kar yerde örtü oluşturmaya başlamışken Ethem Efendi’den Bağdat Caddesi’ne indiğinizde yerlerde hiçbir şey olmayabiliyor. Ya da denizin hemen dibindeki Suadiye’de kışın açık bir gecede sıcaklık 1-2 derecelere inebilirken denizden biraz uzak Acıbadem’de 0 dereceye düşebiliyor.

https://www.facebook.com/buluttanbildiriyor/?fref=ts


ARŞİV