“Kadınlar artık susmuyor”

Tacize uğrayan bir kadın ya da çocuk neden susar? “Kadının beyanı esastır” ne demek? Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu avukatlarından Leyla Süren’e sorduk.

25 Aralık 2020 - 10:06

Kapak Fotoğraf: Gülnaz Bilgöl

Geçtiğimiz günlerde sosyal medyada bir yazarın yirmiye yakın kadını taciz ettiğinin ifşa edilmesiyle başlayan süreç başka kadınların yaşadığı tacizleri açıklamasıyla devam etti. Ve ifşalar başka tartışmaları da beraberinde getirdi bunlardan biri "Kadının beyanı kavramı"ydı. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu avukatlarından Leyla Süren ile“kadının beyanı esastır” kavramını taciz ve istismarda hukuki sürecin nasıl geliştiğini konuştuk. 

  • Kadının beyanı esastır ne demek?

Bir iddiada bulunduğunuzda normalde bu iddianızı destekler sebepler bulmanız gerekir.  Toplumumuzdaki kadının yeri, kadının ona yüklediği yükler ve toplumsal cinsiyet, kadının maruz kaldığı hak kayıpları sebebiyle kadın yaşadığı toplumda erkekler gibi açığa çıkaramaz, söyleyemez. Bir kadın suç isnadında bulunursa toplumda öncelikle kendinin bir hedef haline geleceğini ve baskı göreceğini bilir. Bu nedenle kadının beyanı esastır demek; tüm toplumsal yargılara rağmen kadın bir iddiada bulunuyorsa bunun ciddiye alınıp kovuşturma aşamasına geçilmesi ve yargılamanın da buna uygun yapılması demektir.

  • Kadının beyanı esastır kavramı nerede kullanılıyor? Her durumda kadının beyanı esas mıdır?

Elbette hayır. Şiddet, taciz, istismar gibi kadının toplumda baskı gördüğü, zarar gördüğü konularda Türk Ceza Yasası uygulanırken kadının beyanı göz önüne alınır. Yani bir iş hukukunda uygulanmaz.

Bir suç duyurusunda bulunduğunuzda savcı size deliller sorar. Ama kadına cinsel istismar veya şiddet benzeri durumlarda Yargıtay, “Delil sorma, bu beyanla kovuşturma yani yargılama aşamasına geç” der. 

  • Tacizi ispatlamak da çok zor,  dava süreci nasıl yaşanıyor?

Yargılamaya kadının beyanı ile başlanır. Bu süreçten sonra ispat yükü sanığa geçer. Sanık o tacizi gerçekleştirmediğini ispatlamak zorundadır.

“TOPLUMSAL DESTEĞE İHTİYAÇ VAR”

  • Bir kadın intikam almak ya da başka bir nedenle bir erkekle ilgili böyle bir suçlamada bulunabilir mi? Bunun örnekleri var mı?

Ben hukukçu olarak denk gelmedim, fakat bu olmayacak demek değil. Kadın insandır. Bu nedenle insanların taşıyabileceği her duyguyu kadınlar da taşır. Ama ülke, din, dil, mezhep sınırı gözetmeksizin dünyadaki tüm kadınların toplumsal olarak baskı gördüğü, dışlandığı, ezildiği bir durum yaşanırken, her insanda olabilecek bir duyguyu tüm kadınlara mal etmek, milyonda bir görülecek bir şey için kadını koruma şemsiyesini yok etmememiz mümkün değil.

  • Diyelim ki bir kadın iftira attı, olay mahkeme intikal etti. Sanık kendini aklama şansına sahip mi?

Elbette. Kadının beyanı sadece yargılamaya geçmeyi sağlar. Yargılama sırasında sanık her zaman olduğu gibi kendini savunma ve delil sunma hakkına sahip.

  • Sosyal medyada başlayan ifşa sürecini nasıl yorumluyorsunuz?

Kadınlar artık seslerini çıkarmak istiyor. Kadının toplumsal desteğe ihtiyacı var. Bir kadın ifşaya başladığı an “o gün orada ne işin vardı”, “niye gittin”, “neden sustun”, “neden bunu giydin”, “makyajın da abartılıymış” gibi suçlamalara uğruyor ve baskılarla karşılaşıyor. Kadınlar bu kadar baskıya rağmen seslerini çıkarıyorsa ben haklı ifşanın yanındayım. Kadınların bu ifşaya, birbirine destek olmaya, sözünün kısılmasının engellenmesine itiraz etmeye ihtiyacı var. Emine Bulut karakola gitti, koruma istedi. “Aile içi meseledir, yapmaz öyle şey” denip gönderildi. Emine Bulut, keşke ifşa etseydi de şu an yaşıyor olsaydı.

“TACİZİ AÇIKLAMAK HİÇ KOLAY DEĞİL”

  • Taciz olaylarında çok fazla “niye vaktinde davacı olmadın” deniyor. Bu tür davalarda adli durum ne?

Sadece hukuk olarak düşünmeyin, tacizi açıklamak hiç kolay değil. Çünkü toplum önce kadını suçluyor. Hukuk ayağına gelecek olursak; kadın yaşadığı tacizi polise ayrı anlatıyor, savcıya ayrı anlatıyor, mahkemede ayrı anlatıyor. Hatta çocuklar için de bunu çok söylüyoruz. Çocuk anlattıkça kanıksıyor, çok anlattırmayın diyoruz. Kadın her yerde ayrı ayrı anlatıyor ve her seferinde o tacize ve istismara maruz kalıyor. Bu hiç değişmiyor. Kadınlar her seferinde aynı acıyı yaşıyor. Çocukken uğradığı tacizle ilgili “bulgu var mı” diye yıllar sonra gönderilen çocuklar, beş yıl sonra istismarla ilgili Adli Tıp’a gönderilen kadın arkadaşlarımız var. Bu durumdayken bir kadına ya da çocuğa “niye zamanında şikâyette bulunmadın” deme lüksümüz yok.

  • Sosyal medyada erkeklerin bazıları bu sürecin bir linç hareketine dönüştüğünü iddia ediyor. Siz ne düşünüyorsunuz?

Biraz önce ‘kadınlar iftira atar mı’ diye sordunuz. Ben kadınlar böyle bir şey yapmaz dedim mi? Kadınlar için bu kadar uğraşan bir insan olarak demedim. Çünkü insan iyiyi de kötüyü de içinde barındıran bir varlık. Bu nedenle ben hiçbir erkek için de  ‘yapmaz’ demem. Ama hemen de suçlamam. Bu biraz mesleğimden de kaynaklıyor ama kadın yapmaz demediğim gibi erkek de yapmaz demem.

Tabi ki linç olabilir, iftira olabilir. Ama bunun da hukukta karşılığı var. Dava açılabilir. Erkekler bu linci sevmiyorlarsa gelsinler ekonomide, politikada, yargıda kadın ve erkeğin eşit olduğu, önyargıların kalktığı bir ülkeyi beraber yaratalım. Kadınlar da sosyal medya üzerinden bu kadar kendileriyle ilgili şeyleri canları acıması pahasına paylaşmaz. Kadınlar gerçek eşit bir yargılama olacağını bilse böyle bir ifşayı tercih etmez. Gelsinler bu ülkeyi beraber yaratalım bu ifşaya gerek kalmasın.

“SUÇ DUYURUSUNDA BULUNULMALI”

  • Toplumda bir takım statüleri olan insanlara bu tür suçları yakıştıramama gibi bir durum da var. Bunun hukukta bir karşılığı var mı? Bu yargılama sürecinde nasıl işliyor?

Kişilerin ünlü olmasının hukukta yeri şöyle var: İlgili ceza yasalarında suçu işleyen sanığın konumunu, gücünü kullandığı durumlarda ceza ağırlaştırılıyor. Yeter ki uygulansın.

  • İfşa süreciyle ilgili bir sıkıntı da tacize maruz kalan kadınların kendilerini taciz eden erkeklerle fotoğraflarının yayınlanması. Bu hukuki olarak nasıl engellenebilir?

Biz kadın cinayetlerinde de kadının resmindense sanığın resminin yayınlanmasını istiyoruz. Bunun yapılma nedeni de toplumsal bakış açısı. Mesela beraber fotoğrafları yayınlanıyor. Tacize uğrayıp zaten mağdur olan kadın bir de o insanla yan yana geldiği için yargılanıyor. “Sen niye bu adamla yan yana geldin?” deniyor. Bu durum kadına taciz kadar yara veriyor. Kimsenin o kadını sorgulamaya hakkı yok. Bu erkeği aklama, patriyarkanın devamı çabasıdır.

Mağdur olan kadınlar bu tür yayınları engelleyici kararlar için mahkemelere başvurabilir. Bu yayınlar iftira ve hakaret boyutuna ulaşıyorsa mutlaka suç duyurusunda bulunulmalı.


ARŞİV