Kozyatağı’nda Türk Devrimi ve Hegel konuşuldu

Anadolu Aydınlanma Vakfı’nın konferans dizisinde Gülgün Türkoğlu Pagy, Atatürk devrimlerini Hegel felsefesi bağlamında ele aldı

08 Ocak 2026 - 16:42

Kozyatağı Kültür Merkezi’nde, Anadolu Aydınlanma Vakfı tarafından düzenlenen ‘Din, ideoloji, felsefe bağlamında ahlak ve iktidar’ başlıklı konferans dizisi, 6 Ocak Salı akşamı Gülgün Türkoğlu Pagy’nin ‘Hegel bağlamında Türk Devrimi ve aşk ahlakı’ başlığıyla yeni yılda da devam ediyor. Konferans dizisi, 13, 20 ve 27 Ocak tarihlerindeki oturumlarla gerçekleşecek.

ATATÜRK VE TOPLUM İNŞAASI

Türk Devrimi ile Atatürk’ün neden Hegel felsefesiyle ilişkilendirildiğini açıklayan Pagy, Atatürk’ün medeniyet vurgusuna dikkat çekti. Pagy, “Atatürk medeniyetten söz ediyor; yani yönünü evrensele dönmüş, uygar bireylerden oluşan bir toplum inşa etmeye çalışıyor. Yapılandırmak istediği milletin ise yüzde 80’i köylerde yaşayan bir köylü toplumdu.” dedi.

Atatürk’ün bu dönüşüm sürecinde sorumluluğu bizzat üstlendiğini belirten Pagy, kendi oluşturduğu yapılanmayla köylere inerek evrensel insan anlayışının ilk tohumlarını atmaya çalıştığını ifade etti.

Atatürk’ün medeniyet vurgusunu yaparken aile hayatına özel bir önem atfettiğini belirten Pagy, bu yaklaşımı Hegel felsefesi üzerinden değerlendirdi. Pagy, “Hegel’de bilinç, özbilinç, aile, nesnel tin ve devlet belirli aşamalar üzerinden yapılandırılır. Atatürk’ün de özellikle aile hayatına dikkat çekmesi bu bağlamda anlamlıdır.” diye konuştu. Hegel’in tin kavramına da değinen Pagy, “Burada tamamen kendinden tetiklenen, dışarıdan doğal olanı alıp kendi bünyesine katarak dönüştüren ve bu yolla gelişen bir yapıdan söz ediyoruz; yani taklitçi olmayan bir süreç.” ifadelerini kullandı. Pek çok Batılı kaynakta Kemalist devrimlerin ‘Batı özentisi’ olarak tanımlandığını hatırlatan Pagy, “Bu son derece yanlış bir değerlendirme. Atatürk, özellikle taklit peşinde olmamayı vurgulamış; Doğu ile Batı arasında bir denge kurmaya çalışan özgün bir devrim gerçekleştirmiştir.” şeklinde konuştu.

“MİLLETİNE SIRTINI DAYIYOR”

Kurtuluş Savaşı’ndan çıkmış, büyük bir travma yaşamış; neredeyse her ailede kayıpların olduğu, son derece yoksul bir toplumdan bahseden Pagy, bu koşullarda gerçekleştirilen devrimin önemine dikkat çekti. Pagy, “Atatürk bu devrimi Türk milletine dayanarak yapıyor. Travma yaşayan bir millet için bu bağ, son derece soyut ama bir o kadar da güçlü bir şey, güven içinde duyduğu tinsellik.” dedi. Bu süreçte devrimin temelinde güçlü bir duygusal bağ bulunduğunu vurgulayan Pagy, “Burada elbette bir aşk da var. Atatürk bu bağı hiç terk etmiyor ve milletine sırtını dayıyor. Bu hem tinsellikte hissedilen hem de yaşantıya geçirilen muazzam bir bütünlük duygusudur.” diye konuştu.

Pagy, “Atatürk devrimleri belirli bir merkezde bırakırsa bu devrimlerin başarılı olamayacağının farkında. Bütün millete yayılması lazım, halkta okur yazarlık çok düşük. Öyle bir yapılanmanın içine giriyor ki eşit hizmeti ön plana alıyor.” diyerek devrim sonrasını Köy Enstitüleri’ni, Şehir Kulüpleri ve Halk Evlerini üç bağlamda ele aldı.


ARŞİV