Bugünlerde gökyüzüne baktıysanız göçmen kuşları görmüş olmalısınız. Zira başta leylekler ve şahin, atmaca gibi yırtıcı kuşlar olmak üzere pek çok kuş türü, güneye doğru sonbahar göçünde. Kuzey, Orta ve Doğu Avrupa’daki yuvalarından yola çıkıp Sahra Altı Afrika’ya giden kuşların, bu uzun ve zorlu yolculuğunda İstanbul önemli duraklardan biri. İçinde bulunduğumuz ekim ayında da bu önemli doğa olayına adanmış iki özel gün bulunuyor; Dünya Göçmen Kuşlar Günü ve Avrupa Kuş Gözlem Günü. Bu yıl bir de özel konferans düzenlendi; Türkiye Kuş Konferansı. Bu sene 23.’sü gerçekleştirilen konferansın teması ‘göçmen kuşlar’ idi.
Biz de kuşlar ve bilumum hayvanlara dair yayınlar yapan bir gazete olarak, kuş göçünün ana duraklarından biri olan İstanbul’da böyle bir konferans çağrısı aldığımızda memnun olarak, derhal iştirak ettik davete. 9-10-11 Ekim tarihlerinde Üsküdar Belediyesi Bağlarbaşı Kültür Merkezi’nde onlarca kuş gözlemcisi, araştırmacı ve akademisyeni buluşturan konferansa katılarak, gözlemlerimizi sizlerle paylaşmak istedik.
“HER ZAMAN İYİLER KAZANIR”
Bu konferans serisi Doğa Derneği’nce 2003’ten beri sürdürülüyor. Bu seneki konferans, Üsküdar Belediyesi desteğinde, Roots & Shoots Türkiye, Kuş Kolektifi ve İstanbul Kuş Rasathanesi Derneği ortaklığında yapıldı. Avrupa Birliği Sivil Düşün Programı tarafından da desteklenen, kurum ve kişilerin gönüllü emeğiyle organize edilen ve katılım ücreti talep edilmeyen konferans süresince; fuayede açılan kuş temalı sergilerden, yine aynı temalı hediyeliklere dek pek çok detay düşünülmüştü. Ayrıca Doğa Derneği’nin ismiyle örtüşen biçimde, ikram edilen atıştırmalıkların vegan ve vejetaryen olması, geri dönüştürülebilir kaplarda sıfır atık yaklaşımıyla sunulması dikkat çekiciydi. Konferans salonundaki sahnede yer alan “Her zaman iyiler kazanır ya da herkes kaybeder” yazısı ise etkinliğin ruhunu özetler nitelikteydi.

“EN BÜYÜK TEHLİKE ELEKTRİK DİREKLERİ”
Konferansın açılış konuşmalarından birini yapan Doğa Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dicle Tuba Kılıç şunları söyledi: “Bugünlerde göçmen kuşların Türkiye'den geçen yolculuğuna sevinerek şahitlik etsek de, bir yandan da ne yazık ki göç, aynı zamanda ölüm anlamına geliyor. Göçmen kuşlar için en ciddi tehditlerin başında elektrik direkleri geliyor. Aslında bu konuda ciddi ve yoğun bir izolasyon çalışması var ama kamuyu da özel sektörü de ikna etmek zor bir süreç. Biz 10 yıldır bunun için uğraşıyoruz. İlk Mersin'de o direnişi kırdık ve oradan başladık. Ardından diğer şehirler, bölgeler geliyor. Şimdi aynısını tren hatları üzerinden kamuda deniyoruz. Hep birlikte sesimizi ne kadar çok duyurursak o kadar çözüme yaklaşırız. Öte yandan evet direkleri izole edelim ama neden bu kuşlar gidip de bir ormanlık alana, bir koruluğa konamıyorlar diye de sormak gerek. Çünkü göçmen kuşların için habitatları kayboluyor. Kuşların hayatımızın bir parçası olmaları bizlere heyecan, mutluluk getirdiği kadar, onların yaşam haklarını savunmak için sorumluluk da yüklüyor.”
KADIKÖY KUŞLARI
Konferansın en genç katılımcılarından biri 12 yaşındaki Maya Başal’dı. Roots & Shoots Türkiye Üyesi olan Maya, konuşmasında önce bu oluşum hakkında bilgi verdi. 1991’de ünlü çevreci Dr. Jane Goodall tarafından Tanzanya'da başlatılan, gençlerin kendi topluluklarında değişim yaratmasını amaçlayan küresel bir gençlik eylem ve dönüşüm programı olan Roots & Shoots’un (Kökler ve Sürgünler), Türkiye’de 2021’de kurulduğunu, kendisinin de o zamandan beri bu topluluğun parçası olduğunu söyledi. “Bir sürü insanın kuşları konuşmak için toplanmış olması bence harika.” diyerek sözlerine başlayan Maya, “Kuşları henüz çok iyi tanımıyorum. Ama onları çok şaşırtıcı buluyorum ve merak ediyorum. Onlar çoğu zaman havada uçuyor, biz ise yerdeyiz. Belki de bu yüzden onları bizden çok uzakta sanıyoruz. Oysa birçoğu da tam burada, şehirde bizimle birlikte yaşıyor ve bizi doğayla buluşturuyor.” ifadelerini kullandı. Konuşmasında Kadıköy’de yaşayan anneannesinin penceresine konan kuşlardan, vapurla geçerken Kadıköy dalgakıranında gördüğü yelkovanlar, balıkçıllar ve karabataklardan bahseden Maya, sözlerini “Doğayı çoğumuz günlük hayata katmak istiyoruz. En azından ben öyle istiyorum. Ve kuşlar da bence bu konuda bize çok yardımcı oluyor. Sadece görmek ve dinlemek gerekir. Bazen gökyüzünde, bazen denizde, bazen çatılarda, her yerdeler. Şehir biraz da onların. Biraz dikkat verince fark ediyoruz.” diyerek sonlandırdı.

KUŞ SINAVI!
İyi planlanmış, her daim ilgiyi diri tutan kuş konferansındaki hoş anlardan biri de katılımcıların bir kuş sınavına tabi tutulmasıydı! Sınav kelimesi işin esprisi elbette. Roots & Shoots Türkiye’den Alhas Can Arslan ve Yeliz Ergöl, “Kuşlu Sorular” başlıklı sunumlarıyla, bazıları alenen bilinen, bazıları ornitologluk düzeyindeki suallerle salonda samimi bir hava estirdiler. Salonu dolduran kuşçular eğlenirken öğrendiler, öğrenirken eğlendiler. Konferansın ilk gününün kapanışı ise Validebağ’da oldu. Koruda, gruplara ayrılan katılımcılar güzel bir cuma gününü doğada yürüyüş ve kuş gözlemi ile geçirmenin keyfini yaşadılar.

KUŞ DİNLETİSİ
İkinci günün dikkat çekici etkinliği ise “Bu Sesi Tanıyor musun?” başlığında gizliydi. “Kuş Seslerinden Müziğe” temasını taşıyan sunumda Kuş Kolektifi müzik grubundan Yaz Güvendi, Akın Orbay, Ünal Sevin ve Seda Elhan, grubu tanıttı. Ardından mini bir canlı dinleti sunuldu. Kuş sesleriyle şenlenen konferans ortamında, sıradaki sunumla kuş meselesinin ciddi ve üzücü gerçekleriyle yüzleşme yaşandı. “Leylekler İçin Harekete Geçmek” kampanyasını anlatan Erdem Kuruca, İstanbul’dan geçerken demiryolu hatları ve elektrik direkleri nedeniyle hayatını kaybeden yüzlerce leyleği anlatırken gözyaşlarını tutamadı.

ADEM AMCA YAREN’İ ANLATTI
Ardından konferansın en popüler konukları sahnedeydi; Adem Amca ve Alper Tüydeş. Doğa fotoğrafçısı Tüydeş, Bursa’da her yıl balıkçı Adem Yılmaz’ın kayığına konarak ikonikleşen dostluğuyla bilinen Yaren leyleğin hikayesini aktardı. Karacabey ilçesi Uluabat Gölü'nün kıyısında başlayıp, ünü Türkiye’yi bile aşan bu hikayenin kamuoyunda bilinmesine vesile olan Tüydeş, Yaren isminin nasıl bulunduğundan, köyde giderek azalan leylek yuvası sayısına pek çok konudan bahsetti. Tüydeş, “Ülkenin her yerinde başka başka Yaren’ler var artık. Türkiye'de leyleğin bir diğer ismi Yaren oldu. Mutluyuz, gururluyuz.” yorumunu yaptı. Söyleşinin soru cevap kısmında ise, konuşmasında kuşları merak ettiğini söyleyen küçük kuşsever Maya, Adem amcaya Yaren’le ilk tanışmasını sordu. Adem Yılmaz da “2011 senesinin Mart’ında bir gün, balık tutarken sandalıma kondu. Aç olduğunu anladım, tuttuğum balıklardan ikram ettim. Her sabah balığa çıkarım zaten, ertesi gün de aynısı oldu. Her sabah derken birbirimize alıştık…” cevabını verdi.

SALONDAN SAHAYA
2 gün boyunca alanında uzman, sahada da tecrübesi olan pek çok kişinin Dünya'da Göçmen Kuşlara Yönelik Çalışmalar ve Güvenli Göç Yolları Programı, İstanbul’da Kuşçuluk Deneyimleri ve Çoktürlü İlişkileri Yeniden Düşünmek, İstanbul’un Kuzeyinde Büyük Ölçekli Projeler: Kuzey Ormanları Yıkımı ve Kuş Göçü, Kuş Araştırmaları, Kuş Çekimleri ve Veri Paylaşımında Kuşların Hakları gibi pek çok temada sunumlar yaptığı konferansın son günü ise tamamen sahada geçti. Çamlıca Tepesi'ndeki kuş gözlemiyle 3 günlük kuş buluşması sona ermiş oldu.
