Kuir bireylerin hakları için faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşu Kaos GL Kültürel Araştırmalar ve Dayanışma Derneği, “2025 Yılında Türkiye'de Gerçekleşen Homofobi ve Transfobi Temelli Nefret Suçları Raporu”nu yayımladı. Ecmel Deniz, Yıldız Tar, Semih Varol’un katkılarıyla, Kerem Dikmen tarafından kaleme alınan ve kitap formatına da getirilen raporda, “Örgütlü ve bireysel LGBTİ+ hak savunucularının yoğun yargısal ve idari baskılarla karşı karşıya olduğu bir dönemde, nefret suçlarının belgelenmesinin özel önem taşıdığı” vurgulandı. Kaos GL’nin LGBTİ+ haber portalında yer alan habere göre; araştırmaya katılanların yüzde 62'si doğrudan homofobi veya transfobi temelli nefret suçuna maruz kaldığını belirtirken, yüzde 38'i nefret suçuna tanıklık ettiğini ifade etti. Raporda, bu verilerin nefret suçlarının “münferit” değil, “sistematik bir sorun” olduğunu gösterdiği kaydedildi.

EN YAYGINI SÖZLÜ SALDIRI
Rapora göre nefret suçları en çok sözlü ve psikolojik şiddet biçiminde yaşanıyor. Önyargı saikiyle hakaret veya sözlü saldırı yüzde 46 ile ilk sırada yer alırken, bunu yüzde 33 ile şiddet tehdidi ve yüzde 25 ile fiziksel saldırı izledi. Katılımcılar ayrıca yüzde 17 oranında cinsel taciz ve takip edilme vakası bildirdi. Tanık beyanlarında da benzer bir tablo ortaya çıktı. Tanıkların yüzde 67'si sözlü saldırıya, yüzde 33'ü ise fiziksel şiddete tanıklık ettiğini aktardı.
Rapor, nefret suçlarının ardından başvurulan koruma mekanizmalarında da ayrımcılığın devam ettiğine dikkat çekti. Tanık beyanlarına göre kolluk kuvvetlerinden koruma talebinin reddedilmesi yüzde 33, sağlık hizmetlerine erişimin engellenmesi ise yüzde 13 oranında bildirildi. Raporda, nefret suçlarının etkisinin yalnızca olay anıyla sınırlı kalmadığı, mağdurların adalete ve kamu hizmetlerine erişim süreçlerinde de hak ihlalleriyle karşılaştığı vurgulandı.

Rapora göre nefret suçlarının en sık yaşandığı yer yüzde 25 ile ev olurken, okullar yüzde 21 ile ikinci sırada yer aldı. 2024 yılıyla karşılaştırıldığında ev içi nefret suçlarında yüzde 12'lik artış yaşandığı belirtilen raporda, okul verilerinde ise dört puanlık düşüş olduğu ifade edildi. Raporda, ekonomik kriz nedeniyle daha fazla LGBTİ+'nın aile evine dönmek zorunda kalmasının ev içi nefret suçlarındaki artışın nedenlerinden biri olabileceği değerlendirmesi yapıldı.
POLİSE GÜVENSİZLİK BAŞVURULARI ENGELLİYOR
Rapora göre nefret suçuna maruz kalanların polise başvurmamasındaki en önemli neden güvenlik ve yargı mekanizmalarına duyulan güvensizlik oldu. Katılımcıların yüzde 56'sı bu nedenle polise başvurmadığını belirtirken, yüzde 38'i şikayet sürecinde ayrımcı muamele göreceği endişesini, yüzde 31'i ise polis tarafından medyaya ifşa edilme riskini gerekçe gösterdi.