Öğrencileri ve dostları Mete Tunçay'ı anlattı

Türkiye tarihçiliğine özgün katkıları ve eleştirel tarih anlayışıyla iz bırakan Prof. Dr. Mete Tunçay, TESAK’ta düzenlenen programla anıldı. Tunçay’ın eşi, öğrencileri ve dostları, onun çalışma disiplinini, akademik yaklaşımını ve hayatlarına bıraktığı izi anlattı

05 Ekim 2026 - 15:57

Kadıköy Belediyesi Tarih Edebiyat Sanat Kütüphanesi (TESAK), Türkiye’nin önemli akademisyen ve tarihçilerinden Prof. Dr. Mete Tunçay anısına düzenlenen programa ev sahipliği yaptı. Geçtiğimiz yıl 18 Ağustos’ta hayatını kaybeden Tunçay, “Mete Tunçay Anısına: Türkiye Tarihine Eleştirel Bakışlar” başlıklı etkinlikte eşi Gönül Paçacı’nın yanı sıra öğrencileri ve dostları Murat Belge, Fatmagül Berktay ve Mehmet Ö. Alkan tarafından anıldı.

Programda Tunçay’ın akademik yaşamı, çalışma disiplini, eleştirel tarih anlayışı ve öğrencileri üzerindeki etkisi, kişisel anılar eşliğinde anlatıldı.

“KENDİNE EZİYET EDER GİBİ ÇALIŞIRDI”

Mete Tunçay’ın eşi Gönül Paçacı, Tunçay’ın son derece disiplinli ve çalışkan bir akademisyen olduğunu belirtti. Tunçay’ın çalışma alışkanlığını anlatan Paçacı, “Çok düzenli ve tutkuyla, hiç ucunu bırakmadan çalışırdı. Ben o kadar prensipli olmadan, zamanımı daha başka yerlere ayırarak çalışırdım” dedi. Tunçay’ın çalışma disiplininin zaman zaman kendisini zorlayacak düzeye ulaştığını söyleyen Paçacı, “Çalışmasına çok saygı duyuyordum ama kendine eziyet eder gibiydi. Muhtemelen hayatı boyunca öyle çalıştı. Ben de biraz çalışkan sayılırım ama o başka bir şeydi, zorladı kendini” diye konuştu.

Tunçay’ın düzeltme konusundaki titizliğinin gündelik yaşamlarına da yansıdığını anlatan Paçacı, yurt dışında bir müzeyi ziyaret ettikleri sırada İngilizce tabelalardaki hataları düzeltmeye çalıştığını ve bu nedenle görevlilerle sorun yaşadıklarını söyledi. Paçacı, Tunçay’ın ardından kalan evrak ve kitapların da çeşitli kurumlara bağışlandığını belirterek, evrak-ı metrûkesinin ve kütüphanesinin büyük bölümünün TESAK başta olmak üzere farklı kurumlara ulaştırıldığını söyledi.

“ÇOK MERAKLIYDI”

Tunçay’ın yakın dostu Murat Belge, aralarındaki ilişkinin akademik tartışmaların ötesinde güçlü bir dostluğa dayandığını belirtti. “Mete ile ilişkim içinde akademik olan kısım biraz azdır, benim için önemli olan Mete ile arkadaşlıktır. Mete’nin başka kimsenin dolduramayacağı varoluşçu bir biçimi vardır.” diyen Belge, Tunçay’ın kendine özgü bir kişiliği olduğunu söyledi.

Tunçay’ın günümüz açısından eleştirel tarihçiliğine değinen Belge, “Çok şey öğrendim, cahil değilim ama Mete garip bir şekilde bilirdi. Çünkü meraklı olan bir adamdı, merakını zapt edemezdi. Onun için her şeyi kaynağından almak, sindirmek ve başka olaylarla bağlantılarını kurmak müthiş. Kitaplarındaki dipnotlarına bakın; sayfadaki iki satırlık metni ortaya çıkarmak için neleri, nerelerden toparlayıp neler almış. Biz de Mete yeni bir dipnot kitabı çıkarmış diye eğlenirdik. Titizliği başkalarına değil, hikâyeye sadakati sonsuzdu.” şeklinde konuştu.

“DÖNE DÖNE ÖĞRENCİSİ OLDUM”

Mete Tunçay’ın öğrencilerinden ve daha sonra yakın dostu olan akademisyen Fatmagül Berktay ise onun üzerindeki akademik ve düşünsel etkisini anlattı. Berktay, 1968 yılında Mülkiye’ye girdiğinde Tunçay’dan Siyasal Düşünceler Tarihi dersi aldığını belirterek, “Onun sayesinde siyasi düşünce dersinin ebedi öğrencisi oldum. İki dönem aldığım dersle önümde inanılmaz bir okuma ufku açıldı.” dedi. 1972 yılında 12 Mart darbesi nedeniyle fakülteyi bırakmak zorunda kaldığını ve Tunçay’ın da o dönemde istifa ettiğini söyleyen Berktay, “1978 yılında geri döndüm ve lisansın son yılını bitirdim. O yıl kendisinden Sosyalist Düşünceler Tarihi ve Çağdaş Siyasal Terimler derslerini aldım. Yüksek lisans ve doktora... Yani anlayacağınız, Mete Hoca’nın döne döne öğrencisi oldum. Doktora dersinde de ‘Türkiye Cumhuriyeti’nde Tek-Parti Yönetiminin Kurulması’ kitabını yeni çıkarmıştı.” şeklinde konuştu. 

1980 darbesi sonrasında Tunçay’ın öğrencileriyle ilişkisini sürdürdüğünü belirten Berktay, onun evini öğrencileri ve dostları için adeta bir çalışma alanına dönüştürdüğünü söyledi: “1980’lerin karanlığını ve kapalılığını hatırlayacaksınız. Bizi orada yeniden çalıştırdı, sunumlar yaptırdı ve o dönem zihinsel çalışmadan kopmamış olmamı büyük ölçüde ona borçluyum.”. Tunçay’ın dostluğunun yanı sıra eleştirilerini de esirgemediğini ifade eden Berktay, “Hayat hakkında çok şey öğrendim çünkü yaşama zevki olan, hayatı ve insanları seven bir insan. İster istemez ondan etkileniyorsunuz ama eleştirilerini de sakınmadı.” diye konuştu.

“DERSİ ÇOK RENKLİ ANLATIRDI”

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden öğrencisi Mehmet Ö. Alkan, “Mete Hoca, tanıyanlar için söylüyorum, gerçekten hepimizin hayatında özel bir yeri ve dokunuşu var. Kibirden ve önyargılardan arınmış, tamamen içten, yalın, rafine zevkleri olan biriydi. Taşradan gelmiş mahcup bir öğrenciye de ABD’den Türkiye’ye gelmiş anlı şanlı bir isme de aynı tevazu ve sıcak yaklaşımla hitap eden, dinleyen bir insandı. Ders aralarında odasına çıkmazdı. Sınıfın önünde öğrencilerinin ona soru sormasını bekler ve onları cesaretlendirirdi.” dedi. Tunçay’ın öğrencilerinde merak uyandırdığını söyleyen Alkan, “Dersinden çıktığımızda sınıf arkadaşlarımızla kütüphanenin kapısında karşılaşırdık.” diye konuştu.


ARŞİV