Tıp alanındaki gelişmeler, yeni tedavi yöntemleri ve sağlık hizmetlerine erişimin artması sayesinde insanlar geçmişe göre daha uzun yaşıyor. Ancak uzayan ömür, her zaman daha sağlıklı bir yaşam anlamına gelmiyor. Dünya genelinde yaşam süresi artarken, kronik hastalıklar ve yaşam kalitesini düşüren sağlık sorunları da uzun yıllar boyunca insanların hayatının bir parçası oluyor. Uzmanlar, artık sağlık alanındaki başarının yalnızca ortalama yaşam süresiyle değil, insanların bu yılları ne kadar sağlıklı geçirdiğiyle değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.
Washington Üniversitesi Sağlık Ölçütleri ve Değerlendirme Enstitüsü’nün (IHME) 204 ülkeyi kapsayan araştırması da bu tabloyu ortaya koydu. Araştırmaya göre son 30 yılda ortalama yaşam süresi belirgin şekilde artarken, sağlıklı geçirilen yaşam süresindeki artış aynı hızda gerçekleşmedi. Başka bir ifadeyle insanlar daha uzun yaşıyor ama kazandıkları yılların önemli bir bölümünü kronik hastalıklar, hareket kısıtlılığı ve günlük yaşamı zorlaştıran sağlık sorunlarıyla geçiriyor.
HASTALIKLAR YAŞAM KALİTESİNİ DÜŞÜRÜYOR
Araştırma, ölüm oranlarının düşmesine rağmen kronik hastalıkların toplum sağlığı üzerindeki etkisinin giderek arttığını ortaya koyuyor. Özellikle kas ve iskelet sistemi hastalıkları, ruh sağlığı sorunları, işitme kaybı ve düşmelere bağlı yaralanmalar, sağlıksız geçirilen yılların başlıca nedenleri arasında gösteriliyor. Hayatı doğrudan tehdit etmeyen bu rahatsızlıklar, bireylerin bağımsız hareket edebilme, çalışma ve sosyal yaşama katılma kapasitesini azaltırken, sağlık sistemleri üzerindeki yükü de artırıyor.
Araştırmanın dikkat çeken bulgularından biri de kadınların erkeklerden daha uzun yaşamasına rağmen bu ek yaşam süresinin büyük bölümünü sağlık sorunlarıyla geçirmesi oldu. Bulguların farklı gelir düzeyindeki ülkelerde de benzer şekilde görülmesi, sağlıklı yaşlanmanın artık küresel ölçekte çözüm bekleyen önemli bir sağlık başlığı haline geldiğini gösteriyor.

TÜRKİYE'DE DE DURUM BENZER
Araştırmanın ortaya koyduğu eğilim, 204 ülke arasında bulunan Türkiye’de de karşılığını buluyor. Son yıllarda yaşam süresi uzarken, kronik hastalıklarla geçirilen yılların da arttığı görülüyor. Bu durum, sağlık sisteminin yalnızca yaşamı uzatmaya değil, yaşam kalitesini korumaya yönelik uygulamaları da güçlendirmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Yaşam Tabloları verilerine göre Türkiye’de doğuşta beklenen yaşam süresi 2022-2024 döneminde 78,1 yıla ulaştı. Kadınlarda bu süre 80,7 yıl, erkeklerde ise 75,5 yıl olarak hesaplandı. Buna karşın “sağlıklı yaşam yılı” göstergesi toplam nüfus için 57,6 yıl oldu. Erkeklerin ortalama 58,9 yılı, kadınların ise 56,3 yılı günlük yaşam aktivitelerini kısıtlayan önemli bir sağlık sorunu olmadan geçirebildiği belirlendi. Veriler, yaşam süresi uzarken sağlıklı geçirilen yılların aynı hızda artmadığını ortaya koyuyor.
Uzmanlar, Türkiye’de özellikle kalp ve damar hastalıkları, diyabet, obezite, kanser, kas ve iskelet sistemi hastalıkları ile demans gibi kronik rahatsızlıkların hem bireylerin yaşam kalitesini hem de sağlık harcamalarını giderek daha fazla etkilediğine dikkat çekiyor. Yaşlı nüfusun artmasıyla birlikte bu hastalıkların görülme sıklığının da yükselmesi bekleniyor. Bu nedenle koruyucu sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması, düzenli sağlık kontrollerinin artırılması ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının desteklenmesi büyük önem taşıyor.

HEDEF DAHA UZUN DEĞİL, DAHA SAĞLIKLI YAŞAM
Araştırmacılar, gelecekte sağlık sistemlerinin başarısının yalnızca ortalama yaşam süresiyle ölçülmeyeceğini de vurguluyor. Asıl hedefin, insanların daha uzun yaşamasının yanında bu yılları bağımsız, üretken ve kaliteli bir yaşam sürerek geçirebilmesi olduğu belirtiliyor. Bunun için kronik hastalıkların önlenmesine yönelik politikaların güçlendirilmesi, birinci basamak sağlık hizmetlerinin desteklenmesi, erken tanı programlarının yaygınlaştırılması ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının teşvik edilmesi gerektiği ifade ediliyor. Uzmanlara göre yaşlanan dünya nüfusunun en önemli sağlık hedefi, yaşam süresine eklenen yılların hastalıklarla değil, sağlıklı ve aktif bir yaşamla geçirilmesini sağlamak olacak.