Sağlıklı yaşlanmak için uzmanlardan kritik uyarılar

Kadıköy Belediyesi’nin Yaşlılar Haftası kapsamında düzenlediği “Sağlıklı Yaşa, Sağlıklı Yaşlan” panelinde, demanstan beslenmeye, sosyal hayattan nefes egzersizlerine kadar birçok başlıkta önemli bilgiler paylaşıldı

26 Mart 2026 - 11:14

Kadıköy Belediyesi, 18–24 Mart Yaşlılar Haftası kapsamında sağlık paneli, tiyatro gösterisi ve müzik dinletisini içeren bir etkinlik programı düzenledi.  “Sağlıklı Yaşa, Sağlıklı Yaşlan” paneli, 17 Mart’ta Kozyatağı Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Panelde  Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Gülay Kenangil demans hastalığı, Üsküdar Üniversitesi öğretim görevlisi İdil Arasan Doğan demansta psikolojik koruyucu faktörler, diyetisyen Özge Yılmaz Altuk yaşlılıkta beslenme ve sağlığın korunması, nefes eğitmeni Zerrin Güvensoy nefesin önemi hakkında kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. 

“HER UNUTKANLIK DEMANS DEĞİLDİR”

Panelde ilk sözü alan Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Gülay Kenangil, demansın tek başına bir hastalık değil, beyin hücrelerinin hasarı sonucu ortaya çıkan bir semptomlar bütünü olduğunu vurguladı. Yaşam süresinin uzamasıyla birlikte demans görülme sıklığının arttığına dikkat çeken Kenangil, her unutkanlığın demans anlamına gelmediğini hatırlatarak şöyle konuştu: “Kişinin günlük yaşam aktivitelerini bozan, yargılama, planlama ve problem çözme yetilerini etkileyen unutkanlıklar demanstır. Tanı konulurken hastanın hikâyesi, fiziksel ve nörolojik muayeneler ile beyindeki yapısal değişiklikleri görmek için MR veya tomografi gibi görüntüleme yöntemleri kullanılır. Ayrıca hastanın dikkati, belleği ve konuşmasını değerlendiren, yaklaşık 1,5 saat süren nöropsikolojik testler tanı koymada vazgeçilmezdir. Kan testleri ise henüz rutin kullanımda değildir ve sadece hekim önerisiyle tanıya destek amaçlı tercih edilmelidir.”

Demans riskini azaltmanın yollarına da değinen Kenangil, “bilişsel rezerv” kavramına dikkat çekti. Eğitim, yeni beceriler edinme, sosyal yaşam ve zihinsel aktivitelerin bu rezervi güçlendirdiğini belirten Kenangil, düzenli egzersiz, sağlıklı beslenme, sigarayı bırakma ve yeterli uyku gibi alışkanlıkların da koruyucu etkisi olduğunu söyledi.

Üsküdar Üniversitesi öğretim görevlisi İdil Arasan Doğan ise yaşlanmanın yaşam boyu devam eden doğal bir süreç olduğunu belirterek, “ Özellikle 30 ile 65 yaş arasını kapsayan orta yaş dönemi, insan gelişiminin en uzun aralığıdır. Bu dönemdeki roller (iş, evlilik, ebeveynlik) ve bu rollere uyum sağlama becerisi yaşlılık evresinin kalitesini belirlemektedir.” şeklinde konuştu.

“FİZİKSEL AKTİVİTE UZAK TUTUYOR”

Alzheimer’ın ilerleyici bir beyin hastalığı olup kişiyi zamanla başkasına bağımlı hale getirdiğini belirten Doğan, hastalığın evrelerini şu şekilde detaylandırıldı: “Klinik öncesi ve erken evrede tanı konulmadan 10 yıl önce  hafif unutkanlık, kelime bulmada güçlük (dilimin ucunda…)  ve planlama aksamaları gibi belirtiler görülür. Güçlü bir bilişsel rezerv, bu evrede bir kalkan görevi görerek hastanın bağımsızlığını daha uzun süre korumasını sağlar. Orta evrede adres ve ortam karışıklıkları, uyku bozuklukları ve yoğun anksiyete (özellikle akşamüstleri artan huzursuzluk) bu dönemin belirgin özellikleridir. İleri evrede yüzleri tanıyamama yemek yeme ve tuvalet gibi öz bakım becerilerinde tam bağımlılık görülebilir.” Doğan, zihinsel çabanın, psikolojik sağlamlığın, sosyal bağların, fiziksel aktivitenin ve merak edip yeni bir şeyler öğrenmenin, gazete okumanın beyni güçlendirip hastalıktan uzak tutacak faktörler arasında yer aldığını söyledi. 

Diyetisyen Özge Yılmaz Altuk, yaşlılıkta beslenmenin hem hastalıkların önlenmesinde hem de tedavisinde kritik rol oynadığını belirtti. Protein alımının önemine dikkat çeken Altuk, baklagiller ve tahılların birlikte tüketilmesinin dengeli protein sağladığını ifade etti.Et, balık ve yumurtanın yanı sıra fermente süt ürünlerinin de günlük beslenmede yer alması gerektiğini söyleyen Altuk, vitamin ve mineral dengesinin bağışıklık ve kas sağlığı açısından belirleyici olduğunu vurgulayarak şu önerilerde bulundu: “Haftada bir avuç çiğ kaju yerseniz çinko ihtiyacınızı karşılarsınız. Bakır, kan yapımında ve kan kolesterolünün düşüşünde önemli rol oynuyor. Deniz ürünleri ve sakatatlar bakır açısından çok zengin. Selenyumun kas yapımında önemli bir rolü var. Bununla beraber tiroid sağlığı için de oldukça gerekli. Yine sakatatlar ile deniz ürünleri selenyumdan zengin kaynaklardır. C vitamini bağışıklıkta çok büyük rol oynuyor. Artık portakal mandalinayı herkes biliyor. Ama kırmızı biber, kapya, İtalyan biberi oldukça iyi C vitamini kaynağıdır. A ve E vitamini yaşlılık karşıtı vitaminler olarak adlandırılır. En iyi kaynakları ceviz, badem gibi yağlı tohumlar, zeytinyağı, kanola yağı, kinoa A ve E vitamini kaynaklarıdır. D vitamini hem bağışıklığımız için hem kas ve kemik sağlığımız için çok değerli. Tabii ki güneş önemli bir kaynak ama yumurta sarısı, sardalya, alabalık oldukça iyi D vitamini kaynaklarıdır. Demir eksikliği daha sık ve ciddi kardiyovasküler hastalık görülmesine neden olabilir. O yüzden kırmızı et demir ihtiyacı açısından oldukça önemli rol oynuyor..”

“UYKU SORUNLARINI TETİKLER”

Nefes eğitmeni Zerrin Güvensoy ise modern yaşamın yanlış nefes alışkanlıklarını artırdığına dikkat çekti. Dijital cihaz kullanımının sığ nefes alma ve ağızdan solunumu yaygınlaştırdığını belirten Güvensoy, bunun kronik yorgunluk, odaklanma sorunları ve uyku problemlerine yol açabileceğini söyledi.  Güvensoy, “Doğru solunum teknikleri sayesinde kalp ritmi düzenlenir, zihin sakinleşir ve genel yaşam performansı önemli ölçüde artış gösterir. Herhangi bir ekipman veya maliyet gerektirmeyen bu yöntem, sadece bilinçli bir farkındalık ile her an uygulanabilir bir iyileşme aracıdır. Nefes kapasitemizi tam kullanmak vücut sistemlerimizin dengeli çalışması için hayati bir önem taşımaktadır.” dedi. Güvensoy konuşmasının devamında katılımcılara nefes egzersizleri yaptırdı. 

Panel, katılımcıların uzmanlara sorduğu soruların ardından son buldu. 




 


ARŞİV