Sokak ekonomisi tez oldu

Kadıköy'ün seyyar satıcıları ve sokak sanatçıları üzerine tez yazan akademisyen Gizem Kepenek, sokak ekonomisinin kent yaşamına sadece “rahatsızlık” vermediğini, aynı zamanda “zenginlik” kattığını söylüyor

16 Ocak 2026 - 08:07

Hem sokak satıcıları hem de kamusal alanda sanat yapanlarla meşhur olan Kadıköy, bu yönüyle akademik bir çalışmaya konu oldu. Akademisyen Gizem Kepenek yüksek lisansı için  “Kamusal Alanın Kayıt Dışı Kullanımı: Kadıköy’deki Seyyar Satıcılar ve Performans Sanatçıları Üzerine Bir Çalışma” (Informal Use Of Publıc Space: A Study On Street Vendors and Performers ın Kadıköy) başlıklı İngilizce bir tez kaleme aldı. Kepenek ile, İstanbul Teknik Üniversitesi Kentsel Tasarım Yüksek Lisans Programı’nda Doç. Dr. Gülden Demet Oruç Ertekin danışmanlığında hazırladığı bu çalışmasını konuştuk.

  • Önce sizi tanıyalım.

Merhaba, öncelikle çalışmama yer verdiğiniz için teşekkür ederim; çalışmamın böyle bir platformda görünür olması çok sevindirici. Trakya Üniversitesi Mimarlık bölümü mezunuyum. İstanbul Teknik Üniversitesi Kentsel Tasarım programında yüksek lisansımı tamamladıktan sonra şu an aynı üniversitede Şehir ve Bölge Planlama programında doktora yapıyorum. Aynı zamanda İstanbul Kent Üniversitesi Kentsel Tasarım ve Peyzaj Mimarlığı Bölümünde araştırma görevlisi olarak çalışıyorum. Çalışmalarımda sosyal yaşam ve kentsel mekân ilişkisini konu ediniyorum. Saha çalışmalarından elde ettiğim sosyo-mekansal verileri dijital ortamda nasıl temsil ve analiz edebileceğim üzerine uzmanlık geliştirmeyi hedefliyorum.

  • Gayriresmî sokak ekonomisi gibi çoğu zaman görmezden gelinen bir konuyu çalışmaya nasıl karar verdiniz?

Tez konuma karar verirken önceliklendirdiğim hususlardan biri; farklı toplum kesimlerine, hatta belki kırılgan gruplara eğilebilmekti.Yaptığım literatür araştırmasıyla enformel ekonomi sokak pratiklerinin kentsel mekan ve kamusallık perspektifinden derinlikli çalışılmadığını farkettim. Halbuki, söz konusu pratikler kamusal yaşam, kamusal alanın zamansal ve mekânsal kullanımı, gündelik hayat ve kentliler arası diyalog, kentsel yoksulluk ve geri dönüşüm gibi toplumsal yaşamı yakından ilgilendiren birçok konunun/ disiplinin kesişiminde yer alıyor.

KADIKÖY’ ÜN SOKAK KÜLTÜRÜ

  • Bu araştırmayı Kadıköy özelinde yapmanızın sebebi nedir?

Yer seçiminde Kadıköy’ ün sokak kültüründe seyyar satıcıların ve sokak sanatçıların önemli bir yer tutması temel neden oldu. Kadıköy, birçok ulaşım alternatifinin ve farklı ziyaretçilerin yoğunlaştığı bir bölge olmasının yanı sıra, sokakta sosyalleşmenin, başta yerleşikler olmak üzere insanlar arası uzun süreli ilişkilerin ve tanışıklığın olduğu nadir semtlerden. Bununla birlikte, konut ve ticaret alanlarının birlikteliği, farklı hizmet türlerinin ve çeşitli sosyo-demografik yapının varlığıyla zengin mekânsal bileşenler sunması da bu tercihte etkili oldu.

  • Kadıköylü müsünüz/burayla nasıl bir bağınız var? Çalışmanızda görüştüğünüz kişiler gündelik yaşamınıza da dahil olan kişiler mi bağlamında soruyorum.

 Kadıköy ile, sosyalleşmek ve kültürel etkinliklere katılmak için yaptığım ziyaretler dışında bir bağım yoktu. Saha araştırmasında görüşme yaptığım kişilerle de bir tanışıklığım yoktu; ilk defa konuşmuş olduk.

  • Yaptığınız görüşmeler sonucu sizi en çok şaşırtan şey ne oldu? 

Toplam 88 kişi ile enformel (kayıtdışı) ekonomi pratikleri üzerine bir anket çalışması yaptık. Beni şaşırtan sokak çalışanlarının birbirleri ve yerleşiklerle kurdukları sıkı ilişkiler ve bu ilişkilerin mekânsal aidiyet duygusuna evrilmiş olmasıydı. Birçok enformel çalışan yer seçiminde Kadıköy’ün sosyo-demografik yapısının etkili olduğunu, insanların nazik ve yardımsever davranışlarının onları buraya bağladığını belirtirken, birçok sokak sanatçısı da sanatlarının Kadıköylüler tarafından değerli bulunduğunu ve anlaşıldıklarını hissettiklerini dile getirdi. 

  • Kadıköylülerin bu kişilere bakışı hakkında neler gözlemlediniz?

Olumsuz değerlendirmelerin çoğunlukla görsel ve işitsel kirlilik ya da kaldırım boyunca yaya akışının bozulması gibi çevresel faktörlerle, yani fiziksel konforla ilişkili olduğu görüldü. Olumlu değerlendirmeler ise sokak canlılığı, güvenlik ve kültürel özgünlük gibi toplumsal refahla bağlantılı niteliklere dayandırılmıştı. Bu bulgular, olumsuz yorumların kişilere değil, daha çok kentsel mekân kalitesine yönelik olduğunu gösteriyor.

Çalışmada dikkat çeken bir başka nokta, bölge sakinleri ile ziyaretçilerin değerlendirmeleri arasındaki fark oldu. Ziyaretçiler genellikle nötr ifadeler kullanırken; olumlu ve olumsuz yorumlar daha çok yerleşiklerden geldi. Sakinlerin negatif yorumlarına karşın olumlu ifadeler de kullanmış olmaları, anketlerde verdikleri cevaplar ışığında, zamanla enformel aktörlere aşinalık geliştirdikleri, empati kurdukları ve onları tolere ettikleri şeklinde yorumladık.

  • Gayriresmî ekonomiyi sadece ekonomik değil, sosyal, kültürel ve mekânsal boyutlarıyla ele alıyorsunuz. Bu çok katmanlı bakış neden önemli?

Güncel çalışmalarda enformalite, yalnızca kayıt dışılık üzerinden değil aynı zamanda kentsel kırılganlık karşısında yaşanan, müzakere edilen ve stratejik olarak geliştirilen bir yanıt olarak, farklı boyutlarıyla, ele alınmaya başlanmıştır. Bu çalışma da enformelliği yalnızca hayatta kalma stratejisi olarak değil, aynı zamanda köprü kurma kapasitesine sahip ‘üretken bir enformallik biçimi’ olarak yeniden düşünmemizi sağlıyor. Enformel sokak pratiklerini, kamusal ve yarı-özel mekanların yaratıcı şekilde kullanılmasını teşvik eden, kent sakinlerinin ihtiyaç ve taleplerine yanıt veren ve alandaki hizmetleri destekleyen; dolayısıyla sokağın canlılığını ve kullanım süresini artıran, kentsel hayatta birçok getirisi olan uygulamalar olarak değerlendirmek mümkündür. Bu bağlamda enformel pratikleri yalnızca mevcut düzenin karşıtı olarak değil, dönüştürücü güce sahip gündelik stratejiler olarak değerlendirilmesi önemli.

  • Sokak çalışanları ve kent sakinleri arasındaki etkileşim, toplumsal çeşitlilik ve birlikte yaşam kültürüne nasıl katkı sağlıyor?

Sokaklar gündelik hayatın dinamikleri içerisinde toplum olarak etkileşimde bulunduğumuz, farklı ifade ve müzakere biçimlerinin faaliyet alanları olarak ortaya çıkıyor. Farklı gruplar bir araya gelerek ortak dil, davranış kalıpları ve sosyo-kültürel kodlar oluşturuyorlar. Bu noktada, enformel sokak çalışanları -geçici, hareketli ve düzen dışı kabul edilen varlıkları ile- kamusal alanı sabit ve tekil bir düzenden çıkarır; farklı profilden insanların bir araya gelebileceği etkileşim alanları yaratır. Bununla birlikte mülkiyet hakları üzerinden kamusal alanda çıkarların çatıştığı, anlaşıldığı ve sınırların esnetildiği görülür. Kamusal alanda vakit geçirmenin eğitici yanları olarak empati kurabilmeyi ve tolere etmeyi teşvik eder. Dahası, enformel ekonomi pratikleri, kent sakinlerinin formel düzenin önerdiği aktivite kalıplarına ve zamana bağlı kalmadan kendi istedikleri şekilde ve saatte bir araya gelmelerine olanak tanır. Örneğin akşam vakitlerinde rıhtımda hızlı yaya trafiğinin yavaşladığını, insanların durup bir süre oturarak sokak müzisyenlerini izlediğini, seyyar satıcılardan içecek alarak vakit geçirdiğini görmek mümkündür. 

“KENTSEL KOREOGRAFİ”

  • Sokak ekonomisinin kent yaşamına  “zenginlik” kattığını söylüyorsunuz. Bunu somut örnekle açıklayabilir misiniz? 

İşe giderken ya da işten dönerken, maç çıkışlarında veya otobüs beklerken; kimi zaman açlığımızı giderdiğimiz, kimi zaman küçük ve pratik alışverişler yaptığımız, hatta yalnızca selamlaştığımız ya da sohbet ettiğimiz etkileşim alanları yaratırlar. Bu alanlar geçici olsalar da uzun süreli tekrarlamalarla canlı ve sürekli değişen bir sahne, bir tür kentsel koreografi üretir.  “Düzensiz” görünen düzen, kentsel yaşam için kritik bir rol üstlenir. Çünkü sokak satıcıları ve enformel çalışanlar, kentin yoğun yaya akışına eşlik eden küçük duraklama ve sosyalleşme imkânları yaratır. Bu durum, steril ve tamamen düzenlenmiş bir çevrenin aksine, kentlilerin farklı etkileşimlere açık kalmasını sağlar. Fazla kontrolsüzlük düzensizlik riskini doğururken, aşırı düzenleme ise insanları pasif konuma indirger. Sokak ekonomisi bu iki uç arasında bir denge üretir; hem mekânsal çeşitlilik hem de sosyal tolerans için zemin hazırlar.

  • Sizce kamu otoriteleri bu gayriresmî pratiklere nasıl yaklaşmalı?  

Kamu otoriteleri, enformel pratiklere yaklaşırken yalnızca düzen sağlama perspektifinden hareket etmemeli; bu uygulamaların kent yaşamına kattığı sosyal, kültürel ve mekânsal zenginliği de göz önünde bulundurmalı. 

Bu yaklaşım, çalışanları tamamen gayri resmi veya sosyal güvencesiz bir modele yönlendirmek anlamına gelmez; kontrollü, geçici ve düzenli fakat esnek bir sürdürülebilirlikten bahsediyorum.Yönetimler, pratikleri tamamen kısıtlamak yerine mekânsal esnekliği koruyabilir ve yerleşikler ile çalışanların kendi gündelik düzenlerini kurmalarına, kamusal alanı kendi ihtiyaç ve ilişkilerine göre organize etmelerine izin verebilir; burada amaç, hakların korunması ve yerleşiklerin olumsuz etkilenmediği durumlarda esnek kullanım imkânını sağlamaktır. Böylece bu geçiş süreci, enformel pratiklerin kentsel canlılık, çeşitlilik ve sosyal etkileşim açısından anlamlı katkılar sunmaya devam etmesini sağlayabilir.

Resmi bir çerçevede mahalle bazlı toplantılarla ihtiyaç ve talepler alınabilir; sivil toplum örgütleri ve mahalle insiyatifleriyle iş birlikleri yapılabilir; enformel çalışanların güvenli ve sürdürülebilir bir şekilde faaliyet göstermesi desteklenebilir. Örneğin, küçük esnaf dernekleri veya sivil girişimler ile iş birliği, çalışanların sosyal güvenceye erişimi veya belirli eğitim, hijyen ve güvenlik standartları çerçevesinde hareket etmesini sağlayabilir. Geçici lisans veya sertifikasyon, güvenli satış alanları belirlenebilir. 

 

ARŞİV