Son günlerde başta İstanbul olmak üzere birçok bölgede etkili olan şiddetli yağış, fırtına ve olumsuz hava koşulları sokak hayvanlarının yaşamını zorlaştırıyor. Düşen hava sıcaklıkları ve su baskınları özellikle korunmasız hayvanların hayatını tehdit ederken, bireysel olarak alınabilecek basit önlemler büyük önem taşıyor.
Çak Bi Pati Derneği üyesi Özlem Bozkurt, olumsuz hava koşullarının sokak hayvanları üzerindeki etkilerini, barınma ve beslenme süreçlerinde dikkat edilmesi gereken noktaları ve doğru bilinen yanlışları anlattı.

“İNSAN DESTEĞİ HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR”
Olumsuz hava koşullarının sokak hayvanları için hayati risk oluşturduğunu belirten Bozkurt şunları söyledi:Uzun süre ıslak kalan hayvanlarda vücut ısısının düşmesi (hipotermi) hayati risk oluştururken, soğuk havalarda artan enerji ihtiyaçlarına rağmen yiyecek bulmaları da zorlaşıyor. Yağmur sularıyla kirlenen veya su altında kalan alanlar, temiz suya ve mamaya erişimi engelliyor. Fırtınada düşen dallar, savrulan cisimler ve su baskınları ise yaralanma tehlikesini artırıyor. Bu zorlu koşullar; özellikle yavru, yaşlı, hasta ve yaralı hayvanlar için çok daha büyük risk taşıyor. Unutmamalıyız ki sokak hayvanlarının dışarıda yaşamaya alışkın olmaları, her türlü hava koşuluna dayanabilecekleri anlamına gelmiyor. Aşırı hava olaylarında insan desteği hayati önem taşıyor. Rüzgârdan korunan kuru ve güvenli bir sığınak, bir kap mama ve temiz su, onların yaşamında büyük bir fark yaratabilir.”

SOKAK HAYVANLARI İÇİN NELER YAPABİLİRİZ?
Olumsuz havalarda bireysel olarak alınabilecek önlemlere değinen Bozkurt, apartman girişleri, bina boşlukları ve kapalı otoparklar gibi uygun alanlarda hayvanların sığınabileceği köşeler oluşturulabileceğini belirtti. Bozkurt, yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:”Su geçirmeyen, yerden yükseltilmiş ve kuru kalabilen basit barınaklar hazırlamak, yağmurdan korunaklı noktalara düzenli olarak mama ve temiz su bırakmak büyük önem taşıyor. Araçlarımızı çalıştırmadan önce kaput çevresini kontrol etmeli ve park ederken hayvanların sığınabileceği alanlara dikkat etmeliyiz. Çok üşümüş, bitkin veya yaralı bir hayvanla karşılaştığımızda ise belediyenin veterinerlik biriminden ya da bir veteriner hekimden yardım istemeliyiz. Bir apartman girişinde sağlanan birkaç saatlik güvenli sığınak, bir kap mama veya temiz su, sokakta yaşayan bir hayvan için hayati önem taşıyabilir.”
Besleneme konusunda nelere dikkat edilmesi gerektiğini de anlatan Bozkurt, “Soğuk ve yağışlı havalarda sokak hayvanlarının mama ve su ihtiyaçlarını karşılamak için beslenme alanlarının korunaklı, kuru ve temiz olmasına özen göstermeliyiz. Mamaların yağmurda ıslanıp bozulmamasına, su kaplarının temiz kalmasına ve özellikle dondurucu soğuklarda suyun donmamasına dikkat etmeliyiz. Bir kap mama kadar, donmamış temiz suya erişim de hayati önem taşır. Bu nedenle su kaplarını düzenli olarak kontrol etmeli, gerektiğinde taze suyla değiştirmeliyiz. Kış aylarında, özellikle dışarıda yaşayan hayvanların vücut ısılarını koruyabilmek için enerji ihtiyaçları artabilir. Bu dönemde daha fazla besine ihtiyaç duyabilseler de mutlaka farklı türde yiyecekler vermek gerekmez; kaliteli, dengeli ve türlerine uygun kedi veya köpek mamaları tercih etmek yeterlidir. Besleme yaptığımız alanları temiz tutmalı, çevreye atık bırakmamalı ve mama israfını önlemeliyiz.” şeklinde konuştu.

“YARDIM EDERKEN DİKKATLİ OLMALIYIZ”
“İyi niyetle yapılan bazı uygulamalar, farkında olmadan sokak hayvanlarının sağlığını tehlikeye atabilir” diyen Bozkurt, “Battaniye ve kumaşlar ıslandığında hayvanların vücut ısılarının düşmesine neden olabilir. Bu nedenle kuru kalan, neme dayanıklı ve düzenli kontrol edilebilen yalıtım malzemeleri tercih edilmelidir. Beslenme konusunda da dikkatli olunmalı; bozulmuş, küflenmiş, aşırı yağlı, tuzlu ve baharatlı yiyecekler ile soğan içeren yemek artıkları hayvanlara verilmemelidir. Balık kılçıkları ve pişmiş kemikler ağız ve sindirim sisteminde ciddi yaralanmalara yol açabilir. Yaygın inanışın aksine, özellikle yetişkin kedilerin çoğu laktozu sindirmekte zorlandığından süt tüketimi ishale ve sindirim sorunlarına neden olabilir. Sütü suyla seyreltmek de bu riski tamamen ortadan kaldırmaz. Çiğ et ise bakteri ve parazit bulaşma riski taşıdığı için tercih edilmemelidir.” dedi.

“DUYARLILIĞI BİREYSEL ÇABALARIN ÖTESİNE TAŞIMALIYIZ"
Bozkurt son olarak şunları dile getirdi: “Mevsimsel hava koşulları, sokakta yaşayan hayvanların yalnızca doğanın zorluklarıyla değil, zaman zaman insanların duyarsızlığıyla da mücadele etmek zorunda kaldığını hatırlatıyor. Bizim için sıradan bir yağmurlu gün, onlar için hayatta kalma mücadelesine; sıcak bir yaz günü ise bir damla suya ulaşmanın hayati önem taşıdığı zorlu bir sürece dönüşebiliyor. Hiçbirimizin tek başına tüm hayvanları koruması mümkün olmasa da her birimiz bir canın yaşamını kolaylaştırabiliriz. Asıl önemli olan, bu duyarlılığı bireysel çabaların ötesine taşıyarak apartmanlarda, mahallelerde ve toplum genelinde ortak bir sorumluluk bilincine dönüştürebilmektir. Hayvanların yaşam hakkına saygı duymak, onları sevmek zorunda olmak değil; onların da bizimle aynı dünyayı paylaştığını ve güven içinde yaşama hakkına sahip olduğunu kabul etmektir. Empati, anlayış ve dayanışmayla daha fazla canlının yaşamına dokunabilir, daha duyarlı bir toplum oluşturabiliriz. Çünkü bir toplumun vicdanı, kendisinden daha savunmasız canlılara nasıl davrandığında saklıdır. Bazen bizim için küçük bir iyilik, onlar için hayata tutunmak demektir.”