TESAK’ta Kadıköy’ün geçmişine yolculuk

Doç. Dr. Pınar Erkan, “19. Yüzyılda Kadıköy’ün Gelişimi: Batılılaşma, Levantenler, Yangınlar ve Başka Şeyler” başlıklı söyleşide, Kadıköy’ün kırsaldan kentsel yapıya dönüşüm sürecini TESAK’ta anlattı

17 Nisan 2026 - 14:21

Kadıköy Belediyesi Tarih, Edebiyat ve Sanat Kütüphanesi’nde (TESAK), Doç. Dr. Pınar Erkan’ın “19. Yüzyılda Kadıköy’ün Gelişimi: Batılılaşma, Levantenler, Yangınlar ve Başka Şeyler” başlıklı söyleşisi 15 Nisan Çarşamba akşamı gerçekleştirildi. Söyleşide, Kadıköy’ün 19. yüzyıldaki dönüşüm süreci tarihsel bağlamıyla ele alındı.

MİLATTAN ÖNCE KADIKÖY

Kadıköy çarşısına dair bilinen en eski ve ilginç hikâyelerden birini aktaran Doç. Dr. Pınar Erkan, MÖ 6. yüzyıl başlarında Perslerin kenti kuşatmak için yaklaşık üç kilometrelik bir tünel kazdıklarını belirtti. Bu bilginin, Khalkedon’un surlarla çevrili olduğuna işaret ettiğini söyleyen Erkan, “Üç kilometrelik mesafenin Çamlıca Tepesi’ne uzandığı tahmin ediliyor; ancak tünelin tam olarak hangi noktadan kazıldığı kesin olarak bilinmiyor.” dedi.

Tüneli kazan askerlerin zeytin ağaçlarının köklerine ulaşınca agoraya geldiklerini düşündüklerini ifade eden Erkan, “Bu da bölgede yoğun zeytin ağaçları bulunduğunu gösteriyor.” diye konuştu. Khalkedon halkının kuşatma koşullarına rağmen rahat olduğunu belirten Erkan, “Yiyecek ve içecek açısından sıkıntı çekmedikleri için Pers Kralı’nın gelişine karşı büyük bir telaş yaşamamışlar.” dedi.

TEK YADA İKİ KATLI AHŞAP EVLER

Erkan, 19. yüzyıla ait haritaların Moda Yarımadası’nın büyük ölçüde bakir olduğunu gösterdiğini belirterek, “Yüzyılın ortalarına kadar bu durum devam ediyor. Yerleşim daha çok Kadıköy Çarşısı ve Caferağa’nın bir bölümünde yoğunlaşıyor. Bölge, çoğunlukla tek ya da iki katlı ahşap evlerden oluşuyor ve devlet memurları, tüccarlar ile inşaatçılardan oluşan Müslüman, Rum ve Ermeni nüfus tarafından iskân ediliyor. Çarşıda iki kilise ve en eski cami yer alıyor.” dedi. Bugün çarşı ile Moda arasında kalan bölgenin geçmişte “Çıkrıkçı Mahallesi” olarak anıldığını ifade eden Erkan, “Burası daha yoğun nüfuslu bir yerleşimdi ve sakinleri ağırlıklı olarak balıkçı ve çiftçilerden oluşuyordu. Diğer alanlar ise tarım arazileri, bağ ve bahçelerdi.” diye konuştu. Altıyol çevresine de değinen Erkan, “19. yüzyılın sonlarına kadar burada Rum ve Ermeni mezarlıkları bulunuyordu. 1880’lerde defin işlemleri durduruldu ve Acıbadem tarafı yeni mezarlık alanı olarak gösterildi. Zamanla bu alanlar kaldırılarak yerleşime açıldı. İstanbul’un gelişimi büyük ölçüde bu dönüşümler üzerinden ilerlemiştir.” ifadelerini kullandı.

Erkan, 19. yüzyılda Osmanlı’da Müslüman ve gayrimüslim yerleşimlerinin birlikte olmamasının tercih edildiğini ve bu doğrultuda kararlar alındığını belirterek, “Moda ve Yeldeğirmeni çevresinde gayrimüslim nüfusun rahatça yerleşebilmesinin temel nedeni, bu bölgelerin o dönemde büyük ölçüde boş olmasıdır. 1860’lardan sonra Saint Joseph Lisesi’nin bugün bulunduğu noktada açılması da bunun bir sonucudur.” dedi. Kadıköy’ün iç kesimlerinin uzun süre tarım alanı olarak kaldığını ifade eden Erkan, “Bu nedenle bölge ‘imparatorluk sarayının mutfak bahçesi’ olarak anılıyordu.” diye konuştu. 19. yüzyılın sonlarına doğru nüfus artışı ve kentleşmeyle birlikte bu alanların yapılaşmaya açıldığını vurgulayan Erkan, “Altıyol’un bir dönem ‘Sığır Meydanı’ olarak anılması, bölgenin ne kadar kırsal bir karaktere sahip olduğunu gösteriyor.” ifadelerini kullandı.

KENTİN DÖNÜŞÜMÜ

19. yüzyılda yabancıların mülk edinmesine olanak tanıyan düzenlemelerle birlikte bölgeye sermaye girişinin hızlandığını belirten Erkan “Özellikle büyük şirketlerin, yurtdışından konsolosluklar aracılığıyla serma geldiğini ve şirketler kurulduğunu görüyoruz. Verilen imtiyazlarla, bölgenin şehirleşmesinde büyük rol oynuyor. Değişen mülk ve toprak rejimi yerel halkı Kadıköy’de mülk satın almaya teşvik ediyor. Bunlardan biri de Rıza Paşa.” diye konuştu. Erkan, “Mülkiyet her bir sınırlı araziye sahip, çok sayıda aileye aitken, çok sayıda araziye sahip az sayıda aileye geçen bir süreç olduğunu görüyoruz. Tarihi Yarımada ile Galata bölgesinden gelen ve bu süreçte yurtdışından gelen ticaretle uğraşan Levantenler.” dedi. 

Caferağa’da 14 Ağustos 1855’te meydana gelen büyük yangının bölgenin yeniden şekillenmesinde belirleyici olduğunu belirten Erkan, “Yangında 150 ila 650 arasında yapı yok oldu. Yangın hızla söndürülmeye çalışıldı; Kırım Savaşı nedeniyle Süleymaniye Kışlası’nda konuşlanan Fransız askerleri de söndürme çalışmalarına katıldı.” şeklinde konuştu. Yangından en fazla Çıkrıkçı Mahallesi’nin etkilendiğini ifade eden Erkan, “Ahşap yapıların yoğunluğu nedeniyle büyük zarar görüldü. Yangının ardından, nizamnamelere uygun hazırlanan planlarla Kadıköy Çarşısı yeniden tasarlandı. Bu süreçten sonra bölgenin dokusu bir daha eskisi gibi olmadı.” diye konuştu.


ARŞİV