Umuda Vespa: Bir maceradan dayanışmaya

Gürhan Pizan ve 15 yaşındaki kızı Türkan, çocukların eğitimine destek olmak için eski bir Vespa’yla yaklaşık 4 bin 500 kilometre yol kat ederek Nordkapp’a ulaştı. Macera fikriyle başlayan yolculuk, “Umuda Vespa” kampanyasıyla 342 çocuğun nitelikli eğitim desteğine erişimine katkı sağlayan bir dayanışma hikâyesine dönüştü

10 Eylül 2026 - 14:36

Gürhan Pizan ve 15 yaşındaki kızı Türkan Pizan, Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV) çocuklarının eğitimine destek olmak amacıyla Vespa motosikletleriyle yaklaşık 4 bin 500 kilometrelik bir yolculuğa çıktı. Avrupa’nın karayoluyla ulaşılabilen en kuzey noktalarından biri olan Nordkapp’a uzanan bu yolculuk, zorlu hava koşullarına ve uzun sürüş etaplarına rağmen başarıyla tamamlandı. Baba-kız, yol boyunca sürdürdükleri “Umuda Vespa” bağış kampanyasıyla bugüne kadar 342 çocuğun nitelikli eğitim desteğine erişmesine katkı sağladı.

Bu sıra dışı yolculuğun nasıl başladığını, yol boyunca yaşadıklarını ve “Umuda Vespa” projesinin hikâyesini Gürhan ve Türkan Pizan’la konuştuk.

En başa dönecek olursak, böyle bir yolculuk fikri nasıl doğdu? Sadece kişisel bir maceraya atılmak yerine bu rotayı TEGV yararına bir farkındalık projesine dönüştürme kararı nasıl alındı?

Gürhan Pizan: Aslında her şey kızım Türkan’la birlikte bir macera yaşama fikriyle başladı. Bir Vespa’yla Avrupa’nın kuzeyine, Nordkapp’a kadar gitmek zaten başlı başına büyük bir hayaldi. Ama bir noktada “Biz bu kadar yolu sadece kendimiz için mi yapacağız?” diye düşündük. Bu yolculuğun çocukların eğitimine faydası olsun istedik. Eğitim konusu da bizim için çok değerli olduğu için Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı’yla (TEGV) yollarımız kesişti. Böylece baba-kız çıkacağımız bir yolculuk, çocukları nitelikli eğitimle buluşturan Umuda Vespa projesine dönüştü.

Bir çocuğun eğitimine katkı sağlamak için Avrupa’nın kuzeyine kadar Vespa sürmek oldukça sıra dışı bir yöntem. Sizce bu yolculuk, eğitime verilen desteğin görünürlüğünü nasıl değiştirdi?

Gürhan Pizan: Bence insanların ilgisini çeken tam olarak buydu. Büyük bir motosikletle değil, 2018 model, 55 bin kilometredeki küçücük bir Vespa’yla baba-kız Nordkapp’a gidiyorduk. İnsanlar önce yolculuğa ilgi gösterdi, sonra bunu neden yaptığımızı öğrendi. Böylece Vespa aslında bir iletişim aracına dönüştü. Her kilometrede eğitimden, TEGV’den, TEGV’in Türkiye’nin dört bir yanındaki çocuklar için sunduğu eğitim fırsatlarından ve bu projeyle hayallerine destek olabileceğimiz çocuklardan bahsettik. Sonuçta insanlar sadece bizim yolculuğumuzu takip etmedi; çocukların eğitimle aydınlanan geleceğine de ortak oldular.

“DÜNYANIN SONU GİBİYDİ”

Peki rotayı nasıl ve neye göre belirlediniz? Nordkapp’ı hedef olarak seçmenizin özel bir nedeni var mıydı?

Gürhan Pizan: Nordkapp benim için hep “dünyanın sonu” gibi bir yerdi. Avrupa’nın ulaşabileceğiniz en kuzey noktalarından biri. Nordkapp’ın özellikle seçilmesinin nedeni biraz da şuydu: Eğer çocukların eğitimi için bir şey yapacaksak, hedefimiz kolay bir yer olmasın istedik. Gerçekten emek verelim, kilometre yapalım ve insanların dikkatini çekelim.

Türkan, 15 yaşında bir genç olarak başka çocukların eğitimi için böyle bir yolculuğun parçası olmak, kendi eğitim hayatını ve geleceğe bakışını nasıl etkiledi?

Türkan Pizan: Başlangıçta babamla çok farklı bir yolculuğa çıkacağımı düşünüyordum. Ama bağışların arttığını ve hiç tanımadığımız insanların bize destek olduğunu gördükçe olay benim için değişti. Biz yol alırken başka çocukların eğitimine katkı sağlandığını bilmek çok güzel bir duyguydu. Kendi eğitimimin ne kadar değerli olduğunu da daha fazla fark ettim. Sanırım bundan sonra bir şey yaparken sadece kendimi değil, başkalarına nasıl faydası olabileceğini de daha çok düşüneceğim.

Rotanızda unutamadığınız, doğasıyla ya da atmosferiyle de sizi en çok etkileyen an neresiydi?

Gürhan Pizan: Tek bir yer söylemek gerçekten zor. Çünkü Alpler’den kuzey ülkelerine, fiyortlardan Nordkapp’a kadar sürekli değişen bir coğrafyanın içinden geçtik. Ama kuzeye çıktıkça doğanın büyüklüğünü çok daha fazla hissettik. Özellikle Norveç fiyortları ve Nordkapp’a yaklaştığımız son bölümler unutulmazdı. Bir tarafta soğuk, rüzgâr ve yağmur; diğer tarafta inanılmaz bir doğa… Vespa’nın üzerinde insan kendisini o coğrafyanın içinde çok küçük hissediyor.

“VESPA BİZİ ŞAŞIRTTI”

Teknik açıdan sizi en çok zorlayan etap hangisi oldu?

Gürhan Pizan: En büyük mücadelemiz yağmur, soğuk ve rüzgârdı. Özellikle kuzeye çıktıkça hava şartları ciddi şekilde zorladı. Vespa küçük bir motosiklet ve iki kişi, bütün eşyalarımızla binlerce kilometre yol yaptık. Islak ve kaygan yollar da zaman zaman bizi çok yordu. Ama Vespa bizi şaşırttı. Açıkçası bazı günler Vespa’dan önce biz yorulduk.

Her baba-kız arasında zaman zaman didişmeler, fikir ayrılıkları olur. Yolculukta sizin de böyle anlarınız oldu mu? Olduysa nasıl tatlıya bağladınız?

Gürhan Pizan: Olmaz mı? 4 bin 500 kilometre boyunca aynı Vespa’nın üzerinde iki kişi olunca elbette zaman zaman fikir ayrılığı oluyor. Yorgunluk var, yağmur var, soğuk var. Bazen benim baba olarak fazla korumacı olduğum anlar oldu, bazen Türkan “Baba, yeter artık” dedi. Ama uzun sürmedi. Çünkü ikimiz de neden orada olduğumuzu biliyorduk. Bir süre susup yola devam ediyorsunuz, sonra bir yerde kahve içiyorsunuz ve konu kapanıyor. Bugün dönüp baktığımızda o küçük tartışmalar bile yolculuğun güzel hatıraları arasında.

4 bin 500 kilometre boyunca kızınızla aynı yolu paylaşmak, size onun hakkında daha önce bilmediğiniz ne öğretti?

Gürhan Pizan: Türkan’ın düşündüğümden çok daha güçlü olduğunu gördüm. Baba olarak insan çocuğunu hep korumaya çalışıyor ve bazen onun neleri başarabileceğini fark edemiyor. Yağmurda, soğukta, uzun saatler boyunca arkamda oturdu. Çok zorlandığımız günlerde bile devam etti. Bu yolculukta zaman zaman ben ona güç verdim ama zaman zaman da o bana güç verdi. Nordkapp’a vardığımızda aslında sadece kızımla değil, artık büyümekte olan genç bir insanla yolculuk yaptığımı daha iyi anladım.

“NORDKAPP: İYİ Kİ GELMİŞİM DEDİĞİM YER”

Türkan, sana sormak isterim: Yol boyunca “İyi ki gelmişim” dediğin yer ya da an hangisiydi?

Türkan Pizan: Sanırım Nordkapp’a vardığımız an. Çünkü o noktaya gelene kadar çok fazla şey yaşamıştık. Yağmur, soğuk, uzun yollar… Bazen gerçekten yorulduğum oldu. Ama Nordkapp tabelasını gördüğümüzde hepsine değdiğini düşündüm. Bir de TEGV’le birlikte kaç çocuğa ulaştığımızı bilmek o anı çok daha özel yaptı. O yüzden “İyi ki gelmişim” dediğim an kesinlikle orasıydı.

Şimdiden 342 çocuğun bir yıllık nitelikli eğitim desteğine ulaşmasına katkı sağladınız. Ne hissediyorsunuz?

Gürhan Pizan: Başlangıçta hedefimiz 50 çocuğu nitelikli eğitim desteğiyle buluşturmaktı. Sonra destek geldikçe hedef büyüdü. 100 oldu, 200 oldu, 300’ü konuşmaya başladık. Nordkapp’a vardığımızda yüzlerce çocuğun eğitimine katkı sağlandığını bilmek, benim için Nordkapp’a ulaşmaktan bile daha önemliydi.

Çünkü Nordkapp’a gitmek bizim hayalimizdi; ama çocukların eğitimine yapılan katkı bizden sonra da yaşayacak. Orada Türkan’la birbirimize baktığımızda “Gerçekten yaptık” duygusu vardı. Bence yolculuğun en güzel tarafı buydu.

Yolculuk sizin hayatınızda neleri değiştirdi? Yolculuktan önceki Gürhan ve Türkan ile yolculuktan sonraki Gürhan ve Türkan arasında nasıl bir fark var?

Gürhan Pizan: Benim için en büyük değişiklik bazı şeylerin düşündüğümüzden çok daha mümkün olduğunu görmek oldu. Bazen “Ben tek başıma neyi değiştirebilirim?” diye düşünüyoruz. Oysa küçük bir fikir, küçük bir Vespa ve iki insan yola çıktığında yüzlerce kişiyi peşinden sürükleyebiliyor.

Türkan’la ilişkimiz açısından da çok özel bir şey yaşadık. Baba-kız olarak hayatımız boyunca anlatacağımız ortak bir hikâyemiz oldu. Ben kızımı daha iyi tanıdım, onun da beni farklı bir yönümle gördüğünü düşünüyorum. Yolculuktan önce baba-kızdık; şimdi aynı zamanda çok uzun bir yolu birlikte tamamlamış iki yol arkadaşıyız.

Fiziksel yolculuk tamamlandı ancak “Umuda Vespa” bağış kampanyası devam ediyor. Kampanyayla ulaşmak istediğiniz nihai hedef nedir? Kaç çocuğun eğitimine katkı sağlamayı hedefliyorsunuz?

Gürhan Pizan: Vespa durdu, kampanya devam ediyor. Başlangıçta 50 çocuk hayal ederken yüzlerce çocuğa ulaştık. Şimdi bunu mümkün olduğu kadar büyütmek istiyoruz.

Ben burada kesin bir rakamdan çok şuna inanıyorum: Bir çocuk daha, sonra bir çocuk daha… Çünkü yapılan her bağış, Türkiye’nin en güvenilir sivil toplum kuruluşlarından birisi olan ve 1995’ten bu yana faaliyet gösteren TEGV’le birlikte gerçekten çocukların eğitimine dokunuyor. Bu hikâye insanlara ulaşmaya devam ettiği sürece biz de kampanyayı yaşatmak istiyoruz.

 


ARŞİV