İstanbul Bilgi Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü öğrencileri Aslı Başak Toprak, Tuğbanur Sarıtaş, İpek Arslan ve Zeynep Özgen tarafından, Dr. Öğretim Üyesi Emre Batuhan Kenger danışmanlığında gerçekleştirilen araştırmaya Türkiye'nin farklı illerinden 364 yetişkin katıldı. Sosyal medyada yemek içerikli videoların yeme davranışları ve beden memnuniyeti üzerindeki etkisinin incelendiği araştırmada, katılımcıların hangi tür yemek içeriklerini izlediği ve bu içeriklere ne kadar süre ayırdığı değerlendirildi. Araştırma, yemek videolarını izleme süresi arttıkça kontrolsüz ve duygusal yeme eğiliminin yükseldiğini, beden memnuniyetinin ise azaldığını ortaya koydu.

EN ÇOK TARİFLER İZLENİYOR
Katılımcıların yüzde 37,9'u en sık yemek tarifleri videolarını izlediğini belirtti. Restoran ve yemek incelemeleri yüzde 31,6 ile ikinci sırada yer aldı. Spor ve diyet içerikleri yüzde 18,7 ile üçüncü sırada yer alırken, mukbang ve tadım videolarını en sık izlediğini belirtenlerin oranı yüzde 11,8'de kaldı. Bulgular, yeme davranışları ve beden algısı üzerinde sosyal medyada geçirilen toplam sürenin yanı sıra maruz kalınan içeriklerin niteliğinin de önemli olabileceğine işaret etti.
Araştırma bulgularına göre yemek içerikli videolara ayrılan süre arttıkça kontrolsüz yeme, bilişsel kısıtlama ve duygusal yeme eğilimleri de yükseldi. Özellikle günde 2-4 saat ve 4 saatin üzerinde bu tür içerikleri izleyen katılımcıların yeme davranışlarına ilişkin puanlarının daha yüksek olduğu belirlendi. Video izleme süresi uzadıkça beden memnuniyeti puanlarının da kademeli olarak azaldığı görüldü. Yemek içerikli videoları en uzun süre izleyen katılımcıların beden memnuniyeti puanları ise en düşük düzeyde çıktı.
Araştırma sonuçlarına göre kadın katılımcıların duygusal yeme puanları erkeklere kıyasla anlamlı düzeyde daha yüksek çıktı. Ayrıca beden kitle indeksi arttıkça beden memnuniyetinin azaldığı, 31 yaş ve üzerindeki bireylerin ise beslenme davranışlarını daha kontrollü biçimde sürdürmeye eğilimli oldukları belirlendi. Araştırmada sosyal medya platformları arasındaki farklılıklar da dikkat çekiyor. En sık TikTok kullandığını belirten katılımcılar, araştırmadaki en yüksek kontrolsüz yeme puanı ortalamasına sahip. Buna karşılık beden memnuniyeti puanı en yüksek grup Instagram kullanıcıları olarak belirlendi.
“GÜÇLÜ BİR UYARANA DÖNÜŞTÜ”
Araştırmanın danışmanı İstanbul Bilgi Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Emre Batuhan Kenger şunları söyledi: “Sosyal medyada yemek içerikleri artık yalnızca tarif ya da eğlence içeriği olmaktan çıkıp, bireylerin yeme davranışlarını ve beden algısını etkileyebilen güçlü bir dijital uyarana dönüşmüş durumda. Çalışmamız, özellikle yemek videosu izleme süresi arttıkça kontrolsüz ve duygusal yeme eğilimlerinin yükseldiğini, beden beğenisinin ise azaldığını gösteriyor. Bu nedenle sosyal medyayı tamamen olumsuzlamak yerine, kullanıcıların hangi içeriklere, ne kadar süreyle ve nasıl maruz kaldığını dikkate almak gerekiyor. Genç yetişkinlerde medya ve beslenme okuryazarlığının güçlendirilmesi bu açıdan kritik görünüyor.”
ÇEKİCİ SUNUMLAR, BÜYÜK PORSİYONLAR
Araştırmanın sonuçlarını ve olası nedenlerini araştırma ekibiyle konuştuk. Ekip, yemek videolarının yeme davranışlarıyla ilişkisini açıklayabilecek durumlardan birinin “dijital iştah” veya “görsel açlık” olduğunu söylüyor. Cızırdayan yemek sesleri, çekici sunumlar ve büyük porsiyonlar gibi yoğun görsel ve işitsel uyaranlar, fizyolojik olarak aç olunmasa bile yeme isteğini artırıyor. Yemek videoları izlenirken gerçek açlık ile psikolojik açlık arasındaki farkı ayırt etmek zorlaşabiliyor.
Araştırma ekibinin paylaştığı bilgilere göre bazı içerikler kontrolsüz yeme isteği veya yeme atağıyla da ilişkili. Stres, yalnızlık veya sıkıntı gibi duygusal durumlarda yemeğin rahatlama aracı olarak kullanılmasının duygusal yeme davranışında önemli bir yere sahip olduğu belirtilirken, sosyal medyada sürekli yemek uyaranlarıyla karşılaşmanın da bu tür durumlarda yemeğe yönelmeyi kolaylaştırabileceği vurgulanıyor.

BEDEN MEMNUNİYETİ AZALIYOR
Araştırmanın sonuçlarına göre sosyal medya kullanım süresi ve özellikle yemek videolarını izleme süresi arttıkça beden memnuniyeti azalıyor. Beden beğenme azaldıkça kontrolsüz yeme ve duygusal yeme gibi davranışlar da artma eğilimi gösteriyor. Araştırma ekibi bu ilişkiyi sosyal karşılaştırma üzerinden açıklıyor. Sosyal medyada görülen bedenler, yemek düzenleri ve yaşam tarzları çoğu zaman seçilmiş ve özenle hazırlanmış içeriklerden oluşuyor. Bu içerikler kişilerin kendi günlük hayatlarıyla karşılaştırıldığında yetersizlik hissine yol açabiliyor.Özellikle aşırı diyet, kısıtlama ve ideal beden vurgusu içeren videolar görünüş ve kilo konusunda baskıyı artırabiliyor.
FARK AYIRT EDİLEMİYOR
Araştırma ekibi, gençlerin sosyal medyada gördükleri bedenlerin ve beslenme düzenlerinin her zaman gerçek hayatı yansıtmadığını söylüyor. Fiziksel açlık ile psikolojik açlık arasındaki farkı ayırt etmek de önem taşıyor. Ekip, bir yemek videosu gördükten sonra kişinin kendisine gerçekten aç olup olmadığını sormasının bile etkili olabileceğini düşünüyor. Bir hesabın kişide sürekli yeme isteği, beden kaygısı veya kıyaslama yarattığı fark edildiğinde o hesabı takip etmeyi bırakmanın da faydalı olabileceği belirtiliyor.
Araştırma ekibi, çalışmanın değişkenler arasındaki ilişkileri ortaya koyduğunu ancak sosyal medya kullanımının bu davranışlara doğrudan sebep olduğunu söylemeye izin vermediğini vurguluyor. Ekibe göre çalışmanın bundan sonraki aşamasında, kişilerin daha uzun süre takip edildiği çalışmaların yanı sıra deneysel araştırmaların da yapılması önem taşıyor.