Kadıköy’den Apartman Öyküleri -10-: Dr. Mahmut Ata Bey Apartmanı

Apartman Öyküleri Yazı Dizisinin bu bölümünde ünlü Jinekolog Mahmut Ata Bayata’nın yaptırdığı, Lev Troçki’ye kadar birçok ismin ikamet ettiği Mahmut Atabey Apartmanı’nın öyküsünü anlatacağız

08 Kasım 2018 - 16:46

Mehmet Ayvalıtaş Parkı’ndan Yoğurtçu Parkına, Dr. Esat Işık Caddesinden aşağı doğru, solda bir dizi bitişik nizam apartmanları, sağda ise St. Joseph Fransız Lisesi’nin yüksek taş duvarları ve geçmişin Kadıköy Maarif Koleji, günümüzün Kadıköy Anadolu Lisesi’nin parmaklıklarını izleyerek aşağı doğru salındığınızda, sağ tarafta denize doğru giren Şifa Çıkmazı pek kimselerin dikkatini çekmez. Varlığı özellikle dikkat edilmez ise fark edilmez. Bir zamanlar o sokağa girip çıkan yüzlerce okullu gencin neşeli cıvıltıları çoktan çekilmiş, Şifa Çıkmazı, kendi halinde sessiz sedasız, bir yaşantı sürdürmektedir artık. Her Kadıköy sokağı gibi, Şifa Çıkmazı’nın da hikayeleri vardır. Yazı dizimizin bu yazısında anlatacağımız hikâye bunlardan, bu sokağa ait olanlardan sadece bir tanesi.

Hikâyenin konusu Art Deco mimari tarzıyla dikkat çeken, mimarisinin dışında içinde pek çok hikâyeyi barındıran Mahmut Ata Bey Apartmanı… Ünlü jinekolog Dr. Mahmut Ata Bayata’dan, Lev Troçki’ye kadar bir çok tanıdık simanın meskeni olan, bir dönem Moda Koleji olarak eğitim verilen Mahmut Atabey Apartmanı’nın hikâyesini mimar ve yazar Levent Civelekoğlu’nun blog yazısından, Hicran Göze’nin “Kadıköy’lü Yıllarım” ve Müfid Ekdal’ın “Kapalı Hayat Kutusu / Kadıköy Konakları” kitabından derlediğimiz bilgilerle anlatacağız.

“APARTMAN, RASATHANE, HASTANE…”

Eğer, günümüzden 80 yıl kadar önce, 1930’larda girmiş ve Şifa Çıkmazı’nın sonuna kadar yürümüş olsaydınız Jinekolog Dr. Mahmut Ata Bayata’nın o yıllarda o civarda hangi kapının önünde görseniz, o evde bir doğum olduğunun habercisi olan o ufacık kırmızı sandık gibi otomobilini görecektiniz... Şifa Sokağı ve Şifa Çıkmazı’nın köşesinden girilen ve denize kadar uzanan büyük bir bahçe içerisindeki gösterişli Art Deco apartmanı da Jinekolog Dr. Mahmut Ata Bayata yaptırmıştı. Dr. Mahmut Ata Bayata, apartmanın çatı katındaki kule odaya bazı gözlem aletleri koyarak, burayı küçük çapta bir rasathane olarak kullanır, yıldızları gözlemlermiş. Doktor Mahmut Ata Bayata’nın hem evi hem de bir katında altı yataklı bir hastanesi olan bu yüksek tavanlı ve geniş koridorları olan apartmanın içerisinde zamanında bir ameliyathane de mevcutmuş.

SOSYETENİN DAVET EVİ…

Art Deco özellikler taşıyan apartmanın setler oluşturarak denize kadar inen 1356 metre karelik bahçesinde çardaklar, kanepeler, son derece zevkli işlenmiş demir döküm iskemleler, mermer masalar yer alırmış. Apartmanın büyük bahçesinde tavus kuşları dolaşır, bahçedeki havuzun içerisinde cins balıklar yaşar, nadide çiçekler ve ağaçlarıyla apartman denizden bakıldığında çok güzel bir manzara oluştururmuş. Özellikle de bazı yaz gecelerinde bahçenin bütün ışıkları yakılır, İstanbul sosyetesine mensup özel davetliler, memleketin ileri gelenleri, diplomatlar ve devlet erkânının katıldığı geç saatlere kadar süren ziyafetler, partiler, müzik ve ışık cümbüşü içerisinde dolaşan, dans eden, kadınlı erkekli şık seçkin davetliler, o sırada Kalamış Koyu’nda sandalları ile dolaşan Modalılar için keyif ve merakla izlenen bir şölene dönüşürmüş.

Bahçenin en alt setinden bir köprü aracılığı ile geçilen kapalı kayıkhanede denize meraklı olan doktorun çeşitli kayıkları ve tekneleri bir vinç marifetiyle denizden alınır ve kapalı kayıkhaneye çekilirmiş. O dönemde çok nadir olarak görülebilen bir Chris Craft sürat motoruna da sahip olan Dr. Mahmut Ata Bayata, Kalamış Koyu’nda çılgınca bir süratle kullandığı bu motoruyla da çok gözde ve meşhur bir erkekmiş. Dr. Mahmut Ata Bayata, bazı sabahlar apartmanın sütunlar üzerinde oluşturulmuş ikinci kat balkonunda doyumsuz Kalamış Koyu manzarası eşliğinde kahvaltısını eder ve çayını yudumlarken, bir yandan da kendisine eşlik eden iki beyaz Rus köpeğine üzerine tereyağı sürülmüş ekmekleri elleriyle yedirirmiş. Hızlı yaşamayı ve sefahati seven Dr. Mahmut Ata Bayata’nın birçok aşk dedikodusuna da malzeme olduğu söylenmiş olmakla birlikte, Bayata, Nefise Samiye Hanım ile evli ve Sevim adında bir kızı varmış.

ADA’DAN MODA’YA

Apartmanın tarihi yalnızca Dr. Mahmut Ata Bayata’dan ibaret değil. Stalin zamanında Sovyetler’den sürgün edilen ve bu yıllarda İstanbul’a sığınan Ekim Devrimi’nin önemli kahramanlarından Lev Troçki de bir dönem Dr. Mahmut Ata Bayata’nın apartmanında ikamet etmiş. Troçki ve ailesi 1929 Mayıs’ında Büyükada İskelesine oldukça yakın olan Arap İzzet (Hulo) Paşa Yalısına taşınır. Burası polisin Büyükada’ya gelip gidenleri kolaylıkla denetleyebileceği ve büyük bahçeli evde istediği gibi koruma önlemleri alabileceği bir yerdir. 1 Mart 1931 günü Troçki’nin evi birden alevler içinde kalır. Troçki bunu önce suikast girişimi sansa da sonrasında karısı Nathalie’nin unutkanlık sonucu açık bıraktığı şofbenin yangına neden olduğu anlaşılır. Ama Stalin’in yayımlanmasından korktuğu belgeler, fotoğraflar ve fotokopilerin büyük bir bölümünü kapsayan bir koleksiyon bu yangında kül olur. Yangından sonra geçici olarak Savoy Otel’e yerleştirilen Troçki için yeni bir ev aranmaya başlar. Gazetelere verilen ilan sonucunda Dr. Mahmut Ata’ya ait olan ev kiralanır. Fakat Troçki, Büyükada’da geçirdiği günleri unutamaz. Apartmanın sokağa yakın olması sebebiyle de güvenlik kaygıları yaşayan Troçki, kısa bir sürenin ardından Büyükada’ya geri döner.

OKUL DA OLDU

Vefatından kısa bir süre önce, 1963 yılında Dr. Mahmut Ata Bayata, hekimliği bırakarak, apartmanı Yaşar ve Pakize Trak çiftine satmış, onlar da apartmanı bir takım tadilatlar yaparak, 1965 yılında Özel Moda Koleji adıyla eğitime açmışlar. Uzun yıllar eğitim ve öğretime devam eden Moda Koleji, daha büyük bir kampüse taşınmaya karar verince apartmanı boşaltmış. Son sahibinin hala Yaşar ve Pakize Trak çiftinin mi yoksa başka birinin mi olduğunu öğrenemediğimiz apartman, şu an atıl durumda ve kullanılmıyor.


ARŞİV