Kadıköy’den Apartman Öyküleri -6-: Altınöz Apartmanı

Yazı dizimizin bu bölümünde kendisinden çok daha fazla dikkat çeken apartmanlardan daha önce yapılmış olan, mimarisi ile değil içinde yaşayan insanların hikayeleriyle dikkat çeken bir apartmandan söz edeceğiz.

14 Eylül 2018 - 11:20

İstanbul’un ilk apartman semtlerinden Yeldeğirmeni’nde Uzun Hafız Sokak’ta bulunan Altınöz Apartmanı, Yeldeğirmeni’nin ilk apartmanları olarak bilinen Valpreda İtalyan ve Sünget Apartmanları’ndan daha eski yıllarda yapılmış. Bu apartmanla ilgili olarak rastlanan ilk haritalar 1909 yılını işaret ederken, Canay Tunçer’in İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık bölümünde yaptığı yüksek lisans tezinde belirttiğine göre Altınöz Apartmanı ilk olarak 1906 yılına ait haritalarda görünüyor. Yapılış tarihini tam olarak tespit etmek mümkün değil fakat haritalara göre 1906 yılından önce bu binanın inşa edildiğini söylemek mümkün.

TALİHSİZLİK ZİNCİRİ NECMİ BEY İLE BAŞLADI

O zamanki haritalara göre apartman bodrum hariç iki katlıdır. Apartmanın üçüncü katının ise daha sonradan yapıldığı tahmin ediliyor. Apartmanı yapan kişi ve içinde kimin oturduğu 1940’lara kadar bilinmese de Müfid Ekdal, Gazete Kadıköy için yazdığı yazıda apartmanın 1940’lı yıllarda sahibinin “Necmi Bey” adında, Tophane’de bir dükkânda ticaretle uğraşan biri olduğunu söylüyor. Mimar ve Yeldeğirmeni sakini Arif Atılgan, kendi blogunda yazdığı yazıda bu bilgiyi teyit ederken, mahalleden edindiği bilgilere göre Necmi Bey’in komşularıyla pek ilişki kurmayan bir karakterde olduğunu dillendiriyor. Necmi Bey, 1950’li yılların başında o zaman ısınmak için kullanılan ve mangal kömürü kullanılan üstü açık “mangal” adı verilen alete düşerek, yanmanın etkisiyle kalp krizi geçirerek hayata veda ediyor.

KADIKÖY’ÜN EN SÜKSELİ AYAKKABICISI

Necmi Bey’in vefatının sonrasında ev, kardeşi Hasan Tahsin Bey’e kalır. Müfid Ekdal, “Söğütlüçeşme Caddesi’nin esnafları” yazısında caddede girintideki ikinci dükkân Hasan Tahsin Bey’in ayakkabıcı dükkânı olduğunu söylüyor. Hasan Tahsin Bey’in, uzun boylu, yakışıklı, gösterişli bir insan olduğunu dile getiren Ekdal, geniş dükkânının her zaman aydınlık olduğunu belirterek, “En iyi Avrupa derileri, en sağlam Fransız köseleleriyle çalışır, çok şık kadın-erkek modelleri hazırlardı. Dükkânın arka tarafı atölyesiydi. Hazır ayakkabı satmaz, ısmarlama yapardı. Şüphesiz en pahalı, fakat en biçimli ve kaliteli ayakkabılar Hasan Tahsin Bey’in eserleriydi. Kadıköy’ün en kalburüstü sakinleri için Hasan Tahsin Bey’den ayakkabı giymek büyük bir övünme nedeni olurdu. Tahsin Bey’in modelleri yurt dışında da dikkati çekmiş, Halep’teki meşhur ayakkabıcı Paylıyan bile bu ayakkabıları çok beğenmişti. Lame kadın iskarpinlerini yalnız o yapardı. Yanında yetişenler bu işi çok iyi öğrenmiş, kalfalık beratını aldıktan sonra her beri ayrı ayrı isim yapmışlardı. Hepsi de ‘Benim ustam Hasan Tahsin Bey’dir’diye iftiharla söylerdi.

6-7 EYLÜL’DE HARAP EDİLDİ

Dükkânın akıbeti ise maalesef geçmişi kadar parlak olmamış. Atılgan’ın belirttiğine göre 1955 yılındaki 6-7 Eylül olaylarında, Hasan Tahsin Bey’in mağazası da talan edilenlerden olmuş, bu olay sonrası dükkânı bırakmış, Moda Caddesinde evinin alt katında işine devam etmiş. Fakat burada da işler pek de iyi gitmemiş, sağlığı bozulduğu için Kadıköy’deki şöhretini Moda’da sürdürememiş, yine de bu dünyadan ayrılıncaya kadar, mesleğinde en önde gelen isimlerden olarak kalmış.

AHŞAP EV APARTMAN OLDU

Hasan Tahsin Bey hastalığının ileri evrelerinde evi satmış. Atılgan’ın anlattığına göre apartmanın alt katında arkadaşı “Erdiller” oturmuştu. Erdiller, karşı eve taşındılar. Onların yerine Yıldırım, Yavuz isimli çocukları olan bir aile taşındı. Üst katta Gazanfer’in, en üst katta ise Tomris, Hülya, Mete, Aydın kardeşlerin ailesi oturuyordu.

Apartmanda yaşanan tek talihsizlik Necmi Bey’in yaşadığı değildi. 1959 yılında apartmanın en üst katında yangın çıkmıştı. Kardeşlerden Hülya, gazocağını yakmak için ispirtoyu dökmüş, kibriti çakmış, alev ispirto şişesine de sirayet ederek patlama yapmıştı. Bir anda perdeler yanmış. Bu arada ispirto sıçramasıyla Hülya’nın kolu, Mete’nin kolu ve boynu yanmıştı.

ASLI AHŞAP BİNA

Çocukluğu Yeldeğirmeni’nde geçen Arif Atılgan, “Altınöz Apartmanı’ndan sonra dördüncü evde oturuyorduk. Beyaz renkli, pencereleri panjurlu ev yıllarca sokağın en göz alıcı binalarından biri olmuştur. Çocukluğum ve delikanlılığım boyunca bu binayı sokağımızın hatta semtimizin tek modern apartmanı olarak görürdüm. Geçtiğimiz günlerde burada uzun yıllar yaşamış Gazanfer Çağlar laf arasında binanın aslında ahşap ev olduğunu söyleyince çok şaşırmıştım. 70 yıl önce ahşap bina bağdadi sıvayla kâgir gibi gösterilmiş. Günümüzde ise ahşap binalar önce kâgire çevriliyor, sonra kaplama yapılıp ahşap gibi gösteriliyor.” diyor.


ARŞİV