Kadıköy’den Apartman Öyküleri -7- : Fatma Şadiye Toptani Öğretmenevi

Apartman Öyküleri Yazı Dizisinin bu yazısında Fatma Şadiye Toptani Öğretmenevi’nin hikâyesini anlatıyoruz.

27 Eylül 2018 - 16:22

Kızıltoprak Tren İstasyonu’nun hemen karşısında; yıllara meydan okuyan, yorgunlukları dışına vurmuş ahşapların oluşturduğu, boyaları kalkmış bakımsız bir köşk olan Fatma Şadiye Toptani Öğretmenevi ya da eski adıyla Esat Toptani Paşa Apartmanı dikkatinizi çekmiştir. Kadıköy’den Apartman Öyküleri Yazı Dizisinin bu yazısında Fatma Şadiye Toptani Öğretmenevi’nin hikâyesini Tamer Kütükçü’nün “ Kadıköy’ün Kitabı: Geçmiş Zamanların, Mekanların ve Hatırlamaların Rafında”dan aldığımız bilgilerle anlatacağız.

EŞİNİ KISKANDI, KÖŞKÜ SATTI”

Kütükçü’nün kitabında belirttiğine göre bu köşk 1845 yılında Erzurum Ordu Kumandanı Ali Şefik Paşa tarafından yaptırıldı. Mimarı ise kesin bilinmiyor. Köşk zemin bölümü de dâhil olmak üzere toplam 4 kattan oluşuyor

Fakat Ali Şefik Paşa, ölen eşinin ardından evlendiği ilk eşi hayattayken evin hizmetini gören ve gerçekten güzel bir kız olan Zeliha’ya trenle geçenlerin vagon pencerelerinden sürekli el sallamaları nedeniyle, durumdan hayli rahatsız olmuş ve köşkü satmaya karar vermiş.

“BÜYÜK HAYALLER, YIKIK HAYATLAR…”

Köşkü Ali Şefik Paşa’dan Esat Toptani Paşa satın almış. Esat Toptani, 1826 yılında Tiran’da doğmuş ve 1876 yılında ilan edilen 1. Meşrutiyet’in 19 Mart 1877’de açılan Osmanlı Mebuslar Meclisi’nin 141 üyesinden biriymiş. Arnavutluk temsilcisi Esat Toptani Paşa, İstanbul’da Fatma Şadiye Hanım ile evlenmeye karar vermiş.

Paşa, 1897 Osmanlı Yunan savaşının komutanıymış. Sultan II. Abdülhamit tarafından paşalık rütbesi verilmesinin ardından 1908 Meşrutiyeti sonrasında Draç mebusu olarak Balkan Savaşında gönüllü redif kuvvetleri komutanlığını yapmış ve daha sonra bağımsız Arnavutluk kralı olmak gibi büyük bir hedef için aynı büyüklükte uğraşlar vermiş. 1918 yılında Arnavutluk’a kral olma mücadelesinde Ahmet Zağa’ya yenilince Paris’e kaçmak zorunda kalmış. 1925 yılında da bir Arnavut tarafından Paris’te öldürülmüş ve köşk eşi Fatma Şadiye Toptani’ye kalmış.

ÖĞRETMENLERE BAĞIŞLADI

Fatma Şadiye Hanım ile evlenen Esat Toptani Paşa bu köşkü yazlık olarak kullanırmış. Esat Toptani Paşa Paris’te öldürüldükten sonra bu köşkte Fatma Hanımın kardeşi Daniş Bey ve eşi Fransız bir hanım yaşamış. Eşi Fatma Hanım Cumhuriyet sonrası yurda gelmiş. Fatma Şadiye Hanım, Kâhya sokaktaki başka bir eve taşınmış. Öğretmenleri çok sever ve buranın öğretmenler tarafından ücretsiz olarak kullanılmasını arzularmış. 1949 yılında zamanın valisi Fahrettin Kerim Gökay’a köşk hakkında düşüncesini açmış.

1960’ta mülkiyeti Mal Müdürlüğü’nde olmak üzere, muallimlere dinlenme yurdu olan köşkte, 1980 yılında Emekli Öğretmenler Derneği genel merkezi faaliyete başlamış. 1992 yılında ise öğretmen evi halini almış.

“ÇÜRÜMEYE TERK EDİLDİ”

Bugün ise köşk, öğretmenevi olarak kullanılamıyor. Fatma Şadiye Toptan Öğretmenevi ve bahçesi 2014 yılında alınan kararla yenilenme gerekçesiyle kapatılmıştı. Kültür ve Turizm Bakanlığı V Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu ise 2013 yılında aldığı kararla tarihi yapının restorasyon projesinin uygun olduğuna karar vermişti. Ancak aradan 5 yıl geçmesine rağmen proje bir türlü başlatılamadı. İkinci derece tescilli eser kabul edilen köşk kapatıldıktan sonra hayli zarar görmüş durumda. Binanın özellikle dış cephesinde bunu görmek mümkün. Boyası büyük oranda dökülmüş olan köşkün, İstanbul İl Özel İdaresi’nin sorumluluğunda olan restorasyonunun ne zaman başlayacağı ise henüz belirsiz.

Senelerdir köşkü aktif olarak kullanan ve Emekli Öğretmenler Derneği üyesi olan Ahmet Candaş Bozoklu, geçmiş yıllarda köşkün bahçesinde eğlenceler düzenlendiğini hatırlatarak şunları söylüyor: “ Buranın sahibi öğretmen olmadığı halde burayı öğretmenlere bırakmış. Restoranıyla, çay bahçesiyle oturma yerleriyle düzenli bir şekilde açılmasını istiyoruz artık. Bina çok kötü durumda. Üst katta bulunan kalorifer peteklerini çalmışlar. Cam çerçeve kırık. Yağmur yağınca içeri su doluyor.” diyor.


ARŞİV