Spor medyasında kadın olmak

05 Mart 2020 - 15:18

Hayatta en çok çalıştığım gün yaklaşıyor: 8 Mart. Spor yazarlığı ve yorumculuğuna başladığımdan bu yana, ki artık baya zaman oldu, senenin en çok arandığım, panele davet edildiğim, röportaj verdiğim günü hiç değişmedi: Dünya Kadınlar Günü.

Aslında uzunca zaman, oldukça sıkıcıydı benim röportajlar. Aynı sorulara, aynı cevapları verdim durdum senelerce: “Hayır, bu meslekte herhangi bir zorluk yaşamadım. Evet, ofsayt nedir biliyorum. Hayır, hiç kötü bir anım yok”. Şimdi geriye baktığımda, bu dönemimi Cahiliye Dönemi olarak tanımlıyor ve son yıllarda davet edildiğim yerlerde ‘vah vah ben ne safmışım’ tadında anlatıyorum. Başta kendim, bu meslekte çalışan kadınları, erkek meslektaşlarından hiç de farklı görmediğim, aynı şekilde çalışıp, aynı şekilde maç izleyip, aynı deplasmanlara gidip geldiklerini düşündüğüm yıllar uzunca bir zaman sürdü. Tam tarihini vermem gerekirse; evlenip, çocuk yapana kadar.

Evlendikten sonra aslında çok şey değişmedi. Sadece ‘Kocam izin vermiyor diyerek işten ayrılabilirsin’ cümlesi hayatıma girdi. Herkes bana kocanı bahane edip işten ayrılıp tazminatını alırsın, oh mis diyordu saçma sapan. Benim için çok yeni bir bilgiydi bu. Neden evlenince işten ayrılayım ki sorusunu hadi bir kenara bırakıyorum; hadi babamın bazen bazı şeylere izin vermediğini net hatırlıyorum da kocam? Ondan ‘izin’ almam gerektiğini, bu ‘izin’ meselesinin kanunda yeri olduğunu ve istersem şak diye, sorgusuz sualsiz, üstelik kendim bırakmama rağmen haklarımı da alarak ayrılabileceğimi öğrenmek baya şaşırttı beni. Ama bu kadarla da kalmadı. Asıl aydınlanma için çocuk olmasını beklemem gerekti.

Bilerek hamileliğin son gününe kadar çalışanlardanım. Sonrasındaki 6 ay izni kesintisiz kullanmak istedim. Kullandım da. Gel gör ki işe döndüğümde resmen ofis topraklarını öpecektim. Ev kadınlığının ne kadar zor olduğunu bizzat deneyimleyerek anlamış olduğum bir dönem. İş hayatına geri döndüğümdeyse artık eskisi gibi uzun saatler çalışamadığımı, deplasmanlara filan gidemez olduğumu, istesem de asla çalışamayacağımı gördüm. Artık biri maaşsız ve çok daha ağır şartlarda iki işte çalışıyordum çünkü.

Ben eve yetişmek için yerimden bile kalkmadan o günün işlerini bir an evvel bitirip çıkmak zorundayken, evde de beni bir çocuk ve bambaşka kategoride azımsanmayacak bir iş yükü beklerken, benimle aynı zamanda çocuk sahibi olmuş erkek meslektaşlarım, eskisinden bile daha çok çalışıyorlardı: “Canım, akşam biraz gecikeceğim. Mesai var.” deyip telefonu kapatabiliyorlardı en azından. Mesai olmadığında bile mesai var telefonlarıyla yemeğe gittikleri de oluyordu tabii. İşte, yılın 8 Mart zamanı gelip de röportajlar için kapım çalındığında ve “Bu sektörde kadın olmanın farkı nedir?” sorusu bir kez daha yöneltildiğinde verecek çok güzel cevaplarım vardı artık. “Mesleği ne olursa olsun, çalışan kadın olmak çok zor. Kesinlikle eşit değiliz ne iş şartlarında ne çalışana bakış olarak ne de maaş. Hele bizim gibi geceleri çalışılan, haftasonu, bayramı, tatili olmayan bir meslekte bu daha da zor.” demeye başladığım günlerdi.

Son birkaç yıldır bu da değişti. Bu dünya erkeklerin dünyası. 195 bağımsız ülkenin sadece 17’si kadınlar tarafından yönetiliyor ki bu kadınlara İngiltere, Danimarka ve Hollanda kraliçeleri de dahil edilmiş durumda. Sevgi dolu bir dünyada yaşadığımızı kimse söyleyemez sonuçta. Her yerde kavga gürültü. Savaş. Mutsuzluk. İş hayatının kuralları da erkekler tarafından yazıldı. İş hayatında başarılı olmak için ne yapmak gerektiği de onlar tarafından belirlendi. Rekabet, hırs, risk almak, liderlik arzusu… Bu sonuncusu belki de en ilginç olanı: Yapılan araştırmalar çalışan erkeklerin yüzde 36’sının genel müdür olmak istediğini, bu oranın kadınlarda yüzde 18’e düştüğünü gösteriyor. Üniversiteden mezun olurken, mezuniyetten sonraki üçüncü yılda kendinizi nerede görüyorsunuz sorusuna erkeklerin çoğu ‘yöneticilik seviyesinde’ diye cevap verirken, kız öğrencilerde aynı kariyer ‘hırsını’ asla göremiyoruz. Normal hayatlarında hırslı olarak kendini tanımlayanlarda bile.

Dolayısıyla pek de beğenmediğim, özellikleri beni tanımlamayan, koşullarını da sevmediğim böyle bir dünyada ‘eşitlik’ peşinde koşmak artık bana uymuyor. Eşit olmak istemek, kendimi aşağı konumlandırmak gibi geliyor. Yarışa eşit şartlarda başlamak, fırsatlarda eşitlik, maaşlarda eşitlik, evet tabii ki destekliyorum. Ama sanırım istediğim daha ziyade adalet. Sanırım eşitlik yerine adalet, hırs yerine empati, rekabet yerine yardımlaşma, liderlik yerine dayanışma olan bambaşka bir dünya bana daha fazla uyacak. Yaşı kaç olursa olsun çocukların savaş yüzünden başka ülkelere gitmediği, başka topraklarda ölmediği, denizlerde boğulmadığı, daha insanca yaşamak istedikleri için gözlerine gaz sıkılmadığı bir dünya...

Ve evet, ofsayt nedir biliyorum.

Yazarın Diğer Yazıları

Hayat fena halde spora benzer

Liverpool’dan çıkıp, Manchester ve Oscar törenlerinden geçip hayata dair dersler çıkarmayı spor dışında neyin aracılığıyla başarabilirdik? 1-1 biten Tottenham maçından sonra rakibin defans anlayışı hakkında ne düşünüldüğü sorulunca Liverpool antrenörü Jürgen Klopp ki bitime üç hafta kala, şampiyonluk yolunda altın değerinde iki puanı biraz önce ...

Kırılma yılı ve yazı

Türkiye’de futbol tam bir kırılma dönemi yaşıyor, bu esnada başka diyarlarda gündemler çok farklı. Bu yaz spor alanında hiç büyük organizasyon yok diyenleri ise Temmuz’da büyük bir sürpriz bekliyor… Federasyon başkanımız yok, Nihat Özdemir istifa etti. Onunla beraber bazı yönetim kurulu üyeleri de… Yeni başkan, 16 Haziran’da yapılacak Olağanüstü ...

Yeni kral öldü, yaşasın eski kral

Fransa futbolunun tartışmasız kralı PSG hayattaki tek hedefi Şampiyonlar Ligi’nden bir kez daha acı bir şekilde elenirken, onu yıkan da yabancısı değil, Fransız Karim Benzema oldu… Meşhur tekerlemeyi, ‘İngiltere kralı, rahmetli Başkan Kennedy, Beckenbauer, kaleci Mayer, Nadia Komanaçi, Brigitte Bardot, Fenerbahçeli Cemil ve taçsız kral PSG’ olarak ...

Sporda mükemmeli aramak

Kamila Valieva buz pateninde ilkleri ve bir kadın için imkansız kabul edilen atlayışları peş peşe gerçekleştirdiği unutulmaz performansıyla ülkesine altın madalya kazandırdıktan birkaç gün sonra doping iddialarıyla gündemde… Ne yaparsam yapayım etkisini silemediğim unutulmaz Whiplash filminin nefret etmeye doyamadığınız hocası Terrence Fletcher, ...

Sporda anda kalmak

Hayır, bu tahmin ettiğiniz gibi hayatta ve sporda anda kalmanın önemi üzerine bir yazı olmayacak. Yoğun gündemde anda kalmaktan yorulduk biraz. Sanırım artık biraz daha planlı programlı yarınlar istiyoruz. Kesin bilgi, yayalım. Son dönemlerde en çok duyduğumuz, en öne çıkan, faydalı olduğunu da düşündüğüm için pompalanan demek istemiyorum ama en ...

2021 kötü bir yıl değildi

Eğer 2021 tek bir spor olayına indirgenseydi, hani Avrupa Futbol Şampiyonası, olimpiyatlar, Kadınlar Voleybol Avrupa Şampiyonası filan hiç olmasaydı da geçen yıl sadece Formula yaşanmış olsaydı, yine de spor açısından unutulmaz bir yıl olurdu. Diğer açılardan berbat olsa da sportif açıdan hiç de kötü bir yıl değildi. Evet biliyorum, Formula 1’i ...

Ne olacak bu play-off’un hali?

Futbolda şöyle rahat rahat, olasılık hesabına girmeden gittiğimiz bir turnuva oldu, onun da sonu felaket oldu. Katar 2022 play-off kuraları öncesi yine öyle olursa böyle olur hesaplamalarıyla baş başayız. Hollanda’ya 4 atıp sonra aynı Hollanda’dan 6 yiyebiliriz. Norveç’e deplasmanda 3 atıp, evimizde berabere kalabiliriz. Fransa’yı yenip İzlanda’ ...

Avrupa tamamen “duygusal” yaklaşıyor

Geçtiğimiz ay Arsenal eski teknik direktörü, yeni FIFA Futbol Geliştirme Direktörü Arsene Wenger’in futbol dünyasında tartışma yaratan önerisinden bahsetmiştik. UEFA iki senede bir yapılacak dünya kupası fikrine sportif ve ekonomik sebeplerden karşı olduğunu açıkladı. FIFA’nın her iki senede bir dünya kupası yapalım önerisi birkaç hafta için ...

Wenger’in Hayali

Arsenal eski teknik direktörü, yeni FIFA Futbol Geliştirme Direktörü Arsene Wenger geçtiğimiz günlerde futbol dünyasında tartışma yaratan bir öneride bulundu. Alışkanlıklarımıza uymuyor diye hemen reddetmek yerine biraz detayına insek mi? 13 Kasım 2019’da FIFA tarafından dünya futbolunu geliştirme direktörü olarak atandı Arsene Wenger. Arsenal’i ...

Daha da hızlı, daha da yüksek, daha da güçlü 

Tokyo 2020’de Londra 1948 olimpiyatlarından bu yana aldığımız en yüksek madalya sayısına ulaştık ve rekor kırdık. Bazıları hala beklentilerinin altında kaldığımızı düşünüyorlarmış. Düşünsünler. Şimdi sırada Paralimpik Oyunlar var. Zaman algısı iyiden iyiye değiştiği için sadece birkaç hafta önce tamamlanmasına rağmen çok eskilerde kalmış hissi v ...

Daha hızlı daha yüksek daha güçlü

Bir yanda Tokyo 2020 tüm hızıyla sürüyor, heyecanlıyız… Bir yandan olimpik karşılaşmalar herhangi bir takımımızın en asparagas transfer haberi kadar ses getiriyor mu çok emin değilim. 18 spor dalında katıldık Tokyo 2020’ye. Kota alma süreci iki yıldan fazla sürdü. Süreç temmuz başında tamamlandı ve milli sporcularımız 108 kişilik kota kazanmayı ...

Kaybetmek değil, nasıl kaybettiğin önemli

Önceki gece turnuvanın ölüm grubundan çıkıp son 16’da İngiltere’nin rakibi olacak takımın kim olduğu 90 dakika boyunca tam 7 kez değişti. 24 takımlı format, Avrupa Şampiyonası grup aşamalarını futbolseverler için çok bilinmeyenli matematik denklemine çevirdi. Önceki gece turnuvanın ölüm grubu olarak adlandırılan F grubunda, son 16’ya hangi üç ta ...

Avrupa Şampiyonası’nı neden izleyelim?

Avrupa Şampiyonası’na çok az zaman kaldı. Uzun zaman sonra bizim çocuklar da orada olacak. Peki şampiyonada neye bakalım, neyi izleyelim. Çok tarihi bir Avrupa Şampiyonası olacak bu. Bir kere adı 2020, kendisi 2021. 60.yıldönümü olduğu için adını değiştirmek istemediler, anlayışla karşıladık ama ilk kez bir şampiyona, üzerinde yazan tarihte yapı ...

Yeni normale yeni futbol

Hafta başında Avrupa futbolunda tam tabiriyle büyük bir deprem oldu. Uzun zamandır görülmeyen şiddette bir sarsıntıydı bu. Etkilerini ortalık biraz durulduktan sonra daha net göreceğiz ama şurası belli; bu tartışma daha yeni başlıyor… Geçtiğimiz Pazar, Avrupa’nın üç farklı liginden 12 üst düzey takım bir araya gelerek ‘Super League’i kurdukların ...

Türk futbolunun 'Yılmaz'karakteri

Kelimelerin büyüsü vardır, insanların isimleri çok önemlidir, karakterlerini belirler diyenler haklılıklarını kanıtlamak için örnek arıyorlarsa, Burak Yılmaz’ın soyadı ellerini güçlendiren en büyük örnek olabilir. Maçtan sonra kendisine uzatılan kameralara, “Hollanda'ya 3 gol atmak gurur verici. Öncelikle hocama, sonra da takım arkadaşlarıma teş ...

Yaşasın 8 Mart

Covid geçtiğimiz yıl bu zamanlardan itibaren hepimizin hayatını tepetaklak etti. Pandemi şartlarında bir yılı tamamlarken, kadınlar günü şerefine olaya bir kez daha bizim açımızdan bakmaya ne dersiniz? Bugün ofise gitmem lazım. Aslında dün de gitmem gerekiyordu ama eşimin de işi olduğu için evde kaldım. Sabahın 8’inde oturduğum ve özellikle taht ...

Futbola bakıp hayatı görmek

“Ahlaka dair ne biliyorsam bunu futbola borçluyum. Çünkü top hiçbir zaman beklediğim köşeden gelmedi.”demişti eski kaleci, ünlü yazarAlbert Camus.Futboldan yeni hayat dersleri çıkarmaya hazır mısınız? İnsanlar hayatta birçok konuda birçok gruba ayrılabilir. Ama son dönemde onları, var olana konsantre olanlar ve potansiyele konsantre olanlar olar ...

Soluk mavi nokta

Yeni yılı kutlamaya hazırlanırken olan bitene farklı bakış açısından bakmak için futbolun, hayatın ve uzayın sınırlarını yollayalım mı? Bize hiç öyle gelmese de futbol kuralları olan ve kazananı net bir spor. Süre belli, oyuncular belli, takımlar ve antrenörlerin hangi kurallar çerçevesinde, neler yapabileceği belli. Sürenin bitiminde kimin kaza ...

Futbol öldü

Sanki her şey normal seyrinde devam ediyormuş gibi, sanki bu sene bize yeteri kadar darbe indirmemiş gibi, sanki bir sürü sevdiğimiz hastalanmamış, ölmemiş gibi… Maradona da bizi terk etti, gitti. Oğlum doğduğunda duvarına beş tane futbolcunun posterini asmıştım. Tam anlamıyla poster denemezdi, daha ziyade o zamanlar yeni moda olmaya başlayan ar ...

Covid-19 ve kadınlar

Hayır efendim, Covid-19 en çok 65 yaş üstü insanları etkilemedi. Pandemiden en mustarip kesim tüm dünyada kadınlar. “Çocuk da yaparım kariyer de” cümlemiz salgının ilk ayı içindeyken çöktü. Yerle yeksan oldu. Evlerinde çalışma odası olan şanslı azınlık o odayı tabii ki erkeklere kaptırdı. Onların toplantıları hiç bölünmedi. Kapıları pek çalınmad ...

Yaşlı, daha yaşlı?

Kadın ve spor denince rakamların vahim olduğunu biliyorsunuzdur ama bu kadarını bence siz de tahmin etmiyorsunuz. Yaşlı… Daha yaşlı… Hamile… “Kadın sporcularla ilgili medyada en çok kullanılan kelimeler sizce nedir?” diye sorsam, kadın ve spor konusuna en uzak, en t’lere vurgu yaparak ‘hayattttta-kadın-futbolu-izleyemem’ diyenimizin bile aklına ...

Neden spor izliyoruz?

Geçen yazıda aktif dinlemeden bahsetmiştim, bu defa da aktif izlemeye bakalım mı? Nigün Toker, Socrates dergisinin Eylül sayısına verdiği röportajda Aristoteles’in tragedyalar üzerine yazdıklarından çok etkilendiğini söyleyerek, seyrettiğiniz şeyin yaptığınız şey olmamasının değerinden bahsediyor. “Hayatımda elime raket almadım ama tenise bayılı ...

Dinlemek ve Anlamak

Herkesin bir ağızdan konuştuğu, kimsenin kimseyi anlamadığı bir dönemde, en ihtiyacımız olan şey dinlemek olabilir. Geçen gün uzun zamandır görüşemediğim birkaç arkadaşımla, tabii ki açık havada ve tabii ki sosyal mesafeli, bir araya geldim. Herkes heyecanla sohbet ediyordu. Bir noktada şunu fark ettim ki aslında yaptığımız şey sohbet etmek deği ...

Başka ülkede yaşayamam?

Gündemimiz sürekli yoğun. Kendi meselelerimizi düşünmek ve konuşmaktan başka şeye pek de zaman kalmıyor. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın da dediği gibi “Türkiye, evlatlarına kendisinden başka bir şeyle meşgul olmak imkânını vermiyor.” “Aaa sen Türk müsün? Hiç Türk’e benzemiyorsun!” cümlesini övgü olarak kabul ettiğim yıllar çok geride kaldı. Bu cüml ...

Kadın beyni

Louann Brizendine’in The New York Times çok satanlar listesindeki kitabı Kadın Beyni’nde erkek ile kadın arasındaki gen farkının yüzde 1 olduğunu, yüzde 99 olarak tamamen aynı olduğumuzu söylüyor. Yüzde 1’in bu kadar önemli olduğunu kim bilebilirdi ki? Bu yazıyı gazete baskıya gitmeden birkaç dakika önce yetiştirdim. Muhtemelen editörüm Semra be ...

Normal

Corona’dan sonra ne olacak senaryolarının neresindesiniz? Normale döneceğiniz günü mü bekliyorsunuz heyecanla. Yoksa spor da dâhil hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağına inananlardan mısınız? Bu hastalığın geldiği gibi bir anda yok olacağına, bir sabah uyanıp eskiye döneceğimize inanan hatırı sayılır bir grup var aramızda. Şu anda sabrediyorlar a ...

Kim olmak istiyorsunuz?

Korona günlerinde her şeye zaman var. Peki siz bu süreçten kim olarak çıkmak istiyorsunuz? Mesafeni koru. Seyahat etme. Sağlığına çok dikkat et. Evde pişir. Bağışıklığını yükselt. Vitamin al. Vitamin alma. Metabolizmanı bozma. Sağlıklı kal. Sokağa çık. Yürüyüş yap. Sokağa çıkma. Evde spor yap. Öksürme. Hapşırma. Sert yüzeylerden bulaşmaz. Bulaşı ...

Ne yapmalı, ne yapmamalı?

Gitmek mi zor, kalmak mı zamanlarında hangisi doğru… Cevap yine sporda saklı…Çığ dünyanın her yerinde düşebiliyor. Çığ altında kalanları kurtarmaya giden insanların çığ altında kalması bize özgü. Uçak kazası, dünyanın her yerinde olabiliyor. Uçak kazası geçirenleri kurtarmaya giden ambulansın trafiğe takılması ya da uçak kazası geçirenleri kurtarma ...

Hayat fena halde futbola benzer

Futbolda ve hayatta, top ayağına geldiğinde yapabileceğinüç şey var… Bundan birkaç yıl önce, birkaç derken en az 10 filan, sporun farklı alanlarından bir avuç insan bir araya gelmiştik. Ben spor yazarıydım, hakem vardı, antrenör vardı, bilgisayar mühendisi vardı, bir şirket sahibi, bir de spor alanında deneyimli bir yöneticimiz vardı. Bir kişi h ...

ARŞİV