‘Barajdan Sızanlar’: Araziden Belleğe Sessizin Payı

26 Haziran 2026 - 09:02

Özne yer değiştirdiğinde tarihin vuku bulduğu topografyanın anlamı da bakışla beraber yer değiştirebilir mi? Klasik tarih yazımının, sömürgeciliğin ya da “temsilin” hegemonik imajları etrafında örülen anlatılar mekânın başka türden hakikatlerini örtmenin araçlarına dönüşmüşse, o mekânların hikâyesi gerçekten kime aittir ? Bu soruların etrafında sessizin payını araziden ve bellekten kazıyarak çıkaran “Barajdan Sızanlar” sergisi, bu pratiklerin ötesinde bir “yerdeşlik” hayalinin peşine düşüyor.

Salt Beyoğlu’nda ziyarete açılan sergi, ismini insan hakları avukatı Noura Erakat’ın “Barajı yarıp geçiyoruz, mücadeleye devam edin” sözünden alıyor. Kolektif hafızanın yalnızca insan eylemlerinde değil, onun doğayla ve diğer türlerle müştereklerinde yeşerip serpildiğini tekrar tekrar hatırlatan sergi; kumaş parçalarından fotoğraflara, barajlardan kanallara, petrol kuyularına, jeotermal santrallere, gözetim sistemlerine, baz istasyonlarına ve arazi tarama kayıtlarına kadar farklı işlevlerle aynı fikrin etrafında dönen çok çeşitli materyallerden ve arşiv kayıtlarından oluşuyor.

Serginin meramını iletmek konusunda ziyaretçileri daha hızlı yakalayabileceğini düşündüğüm  bazı eserleri burada özellikle anmak istiyorum. Belgesel sinemacı Can Candan’ın “Nükleer Alaturka” adlı projesi için 2016’dan beri yürüttüğü arşiv araştırmasının çıktılarından biri olan “Nükleer İbrahimlerin İzleri”, 1961-1963 yılları arasında Soğuk Savaş döneminin hafızalara “Küba Krizi” olarak kazınan ilk nükleer krizinin Türkiye’deki izdüşümüne mercek tutuyor. Aynı yıllarda İzmir’deki Çiğli Hava Üssü’nde ABD’nin SSCB’ye karşı konuşlandırdığı füzelerin, söz konusu krizle ilişkili olarak sonradan yerinden söküldüğünü arazinin uydu görüntülerine yer vererek hatırlatan çalışma, küresel bir siyasal kriz farklı sonlansaydı Türkiye’nin payına düşecek bir nükleer felaket üzerine de düşündürüyor. Çalışmaya katkı sunan Cem Dinlenmiş’in o yıllarda karşılıklı askeri misillemeler için üretilen füzelere dair teknik bilgilere, çizimlere yer veren kronolojik çizelgesi ve dönemin siyasi aktörlerinin görselleri nükleer tansiyonların tarihiyle güncelliği arasına bir köprü kuruyor.

Hafıza ve mekân için kazı sahası olarak bu kez kurmacanın ve temsilin alanından bakan bir yerleştirme olarak öne çıkan “İzle!” ise bakışın nesnesi ile öznesi arasında bir yer değiştirme yaparak mekânı geçmişten ve temsilin sınırlarından bugüne taşıyor. Yerleştirme, Ferit Edgü’nün “O” adlı romanından yola çıkarak Erden Kıral imzalı 1983 yapımı “Hakkari’de Bir Mevsim” filminin çekildiği mekânları bugünkü görüntüleriyle karşılaştırıyor. Genco Erkal’ın canlandırdığı isimsiz köy öğretmeninin filmden bir karesini, o köyün bugünkü manzarasının karşısına yerleştiriyor. Bu kez  köyle ve köylülerle ilk kez karşılaşan “yabancı” öğretmenin şaşkın ifadesini akan görüntülerin karşısında sabitleyerek zamanda yolculuğa çıkarıyor.

 

Meksika ve Filistin’den sanatçıların oluşturduğu Al-Wah’at Kolektif’in Wild Hedges (Yabani Çitler) projesi de, iki farklı coğrafyadaki sömürge hafızasının birbiriyle bağını ve iki uzak toplumun hafızasına tutunan mitler arasındaki diyaloğu koşinil böceği ve onun konak bitkisi olan frenk inciri üzerinden soyutluyor.

16. yüzyılda İspanyol sömürgeciler tarafından Meksika’da keşfedilen kaktüs ailesinden bir bitki olan frenk inciri, kırmızı boya için yetiştirilen koşinil böceğiyle birlikte taşındığı Avrupa topraklarında tutunamaz ancak ticaret yoluyla yolculuk ettiği Akdeniz’e uyum sağlar ve Filistin topraklarında köklenir. 1948’deki Nakba sırasında silinmeye çalışılan yerleşimlerin izlerini, daha önce de kasabaların doğal sınır çizgisini oluşturmuş bu inatçı bitki, söküldüğü yerden tekrar tekrar filizlenerek korumaya devam eder. Dolayısıyla Filistinlilerin hafızasında bir bitki olmanın ötesinde eve, aidiyet dair bir mücadele sembolüne dönüşür. Bu kaktüs türüne Arapçada sabır anlamına gelen ‘sabr’ adı verilmesi bu yüzden tesadüf değil.

Proje, Meksika’dan Filistin’e sıçrayan, yaşadığı habitatlarda sömürgeci anlatıların panzehiri olmuş bu iki tür üzerinden “yerli”, “yabani”, “istilacı”, “evcil” gibi kavramları tartışmaya açıyor.

Sergi, sadece burada bahsi geçen işlerle sınırlı değil elbette; Haig Aivazian, Monira Al Qadiri, Mehmet Ali Boran, Aslıhan Demirtaş, Alia Farid, Metincan Güzel, Emre Hüner,  Yelta Köm, Fredj Moussa, Dima Srouji, Aslı Uludağ, Merve Ünsal gibi sanatçılara da ev sahipliği yapıyor.

Eserlerin ortak teması etrafında düzenlenecek kamu programlarıyla da zenginleştirilen “Barajdan Sızanlar” 23 Ağustos’a kadar görülebilir.

Yazarın Diğer Yazıları

Cemal Karaburçak’ın tuvalinde alacakaranlığın renkleri

Kendi deyimiyle fırçayı eline ilk kez aldığı 1930’dan itibaren artistik büyüme hikayesini, döneminin figüratif sanat normlarını reddederek kendi yolunu çizmeye adamış bir “otodidakt” olarak inşa eden İhsan Cemal Karaburçak’ın 1970’e kadar verdiği eserlerini bir araya getiren “Bir Renk Ressamı” sergisi, Beyoğlu’nda bulunan Casa Botter’de ziyarete aç ...

The Drama: Romantik enkazın estetiği

Romantik drama türünün sinemadaki geleneksel temsilinin son 10-15 yılda tamamen yön değiştirdiği yeni bir anlatı biçimi giderek yerleşiyor. Aşkın ve sevginin koşulsuz olduğu fakat araya engellerin girdiği; çatışmanın dışarda kurulup iki kişinin arasına sızdığı, o çatışma çözüldüğü anda bir ömür sürecek bir mutluluk idealinin ya da yarım kalmış gerç ...

Muğlak sınırlardan dirençli imajlara

Küratörlüğünü Derya Yücel’in üstlendiği, Türkiye ve İsveç’ten 11 sanatçının eserlerini bir araya getiren “Dünyanın Sarsak Muğlaklığı” sergisi, çağdaş sanatın farklı disiplinlerine ev sahipliği yapan önemli mekanlardan KASA Galeri’de ziyaretçilerini ağırlıyor. “Dünyanın Sarsak Muğlaklığı”, göç ve yerinden edilme deneyimi etrafında insan bedeni ve ...

Mektup zarflarında Bedri Rahmi’nin izini sürmek

İstanbul’un en önemli tarihi yapılarından biri olan, geçtiğimiz yıllarda İBB Miras’ın restorasyon ve işlevlendirme çalışmasıyla bir sergi ve etkinlik mekânı olarak şehrin kültür sanat hayatına kazandırılan İstiklal Caddesi üzerindeki Casa Botter Apartmanı’nda ressam ve şair Bedri Rahmi Eyüboğlu anısına açılan özel bir sergi 29 Ocak’ta ziyaretçileri ...

Kadınlar, travmalar, ejderhalar

Critic’s Choice ve Altın Küre ile açılan ödül sezonu, Oscar adaylarının da açıklanmasıyla birlikte sinema meraklılarının yıl boyunca takip edeceği gündemin haritasını aşağı yukarı belirledi. Fakat Hollywood’un ana akım tartışmaları büyük ölçüde yönlendirdiği bir atmosferde, geçen yıl prömiyerleri sırasında bağımsız film seyircisinin radarına giren ...

Tavan arasında unutulmuş Medusa için bir mızrak

Geride bıraktığımız yılın son günlerinde demir alan ve yeni yılın ilk günlerinde açık sulardaki seyrini sürdüren “Öylesine Bir Sevgili”, Aslı Tohumcu’nun İletişim Yayınları etiketiyle okurla buluşan yeni romanı. Roman, kadınlık tecrübesine ait sözü, bir güçlenme deneyimi olarak masal karakterlerinin tanıklığına bırakıyor. Türkçe’nin sözlü gelene ...

ARŞİV