Baba Bana Masal Anlatma - 5

13 Mayıs 2022 - 09:00

MASALLARDA YOKSULLUK VE ÇOCUK İŞÇİLER: KİBRİTÇİ KIZ’IN KIZIL İNTİKAMI

İşçi Bayramı ile başlayan Mayıs ayında, çocuk işçiliğinin son bulmasını dileyerek, o çok bildik masala farklı bir açıdan yaklaşmaya ne dersiniz? Babasının ölümü üzerine, çocuk yaşta okulu bırakarak çalışmak zorunda kalan Andersen’in pek çok masalında çocuk işçiliğine ve çocukların zorla çalıştırılmasına rastlarız. Metal Domuz masalında fahişelik yapan annesi çocuğunu dilenmeye ve çalışmaya zorlar, kendisine para getirmeyen oğlunu döver, kafasında çanak kırar. Araya giren komşularına, o benim çocuğum istersem öldürürüm, diyecek kadar gaddar bir anne figürüyle karşılaşırız bu masalda ama çocuk sömürüsünün en çarpıcı masalı Kibritçi Kız’dır. Kibritçi Kız aslında, küçüklüğünde dilenmeye zorlanan ve kimi zaman yiyecek ekmeği bile olmayan, sokaklara terk edilen Andersen’in büyükannesinin çektiği sefalete bir ağıttır. 

Yılın son günü herkes yılbaşının heyecan ve mutluluğu içinde koştururken, üstü başı incecik, yalın ayak bir köşede oturup kibrit satan kızdan, kimse tek bir kibrit bile almaz. Kız soğuktan donmak üzeredir ve çok acıkmıştır ama elindeki kibritleri satamadığından evine dönememektedir. Çünkü babasının döveceğinden korkmaktadır. Hoş evleri de sokaktan daha sıcak değildir ya. Kızcağız o kadar üşümüştür ki en sonunda bir kibrit yakıp, en azından parmaklarını ısıtmaya karar verir. İlk yaktığı kibritle sıcacık bir sobanın hayali belirir, kibrit sönünce hayal de yok olur. Bir kibrit daha yakar, nar gibi kızarmış bir kaz paytak adımlarla yürüyerek kızın önüne kadar gelir, ne var ki onun ömrü de kibritin alevi kadar sürer. Kız hayalin peşinden bir kibrit daha yakar bu sefer altı oyuncaklarla dolu bir yılbaşı ağacı görür. Oyuncakları almak için uzanınca kibrit söner. Bir kez daha yaktığında kibriti, onu dünyada en çok seven kişi olan ama kısa zaman önce ölen büyükannesini görür. Onun da diğer hayaller gibi gitmesini engellemek için arka arkaya tüm kibritleri yakar. Büyükannesinden kendisini de yanında götürmesini ister. Büyükannenin hayali son kibritle birlikte kaybolurken, yaşlı kadın kollarını uzatarak küçük kızı yanına alır. Kız sanki sıcacık bir ülkeye gitmiş gibi mutlulukla gülümser, çünkü büyük annesinin yanında ne soğuk vardır ne de açlık. Ertesi sabah ölü bedenini bulan insanlar onun kibrit yakarak ısınmak istediğini sanarak acırlar, oysa kız en güzel hayaline kibritleriyle birlikte kavuşmuştur.   

Masaldaki zenginler kızın tüm hayallerine sahiptirler; sıcak bir ev, leziz yiyecekler, envai çeşit oyuncak, mutlu bir aile. Fakir kız ise tüm bunlara ancak öbür dünyada kavuşabilecektir, o da itaatkâr olduğu için. Masalın gözden kaçan öğretisi de buradadır; inançlı bir Hıristiyan olan Andersen, fakirlere ezildikleri düzeni değiştirmelerini öğütlemez, aksine sessizce olan bitene katlanmalarını ve inançlı olmalarını salık verir. Dünyada çekilen çileler karşılığında da cenneti müjdeler. Ama Andersen gibi düşünmeyenler de vardır. 

Zenginler tek bir kibrit bile almayarak küçücük kızı ölüme terk ederler. Ölüsüne acımaları ise timsah gözyaşlarından başka bir şey değildir. Timsah avını yerken iştahla ağzını açıp kapattıkça gözünden bir sıvı akar. Bunun sebebi, bu iri avcının çenesini kocaman ve kısa aralıklarla açtığında gözüne yakın bölümde bulunan tükürük bezlerinin sinirlerinin çalışması ve tükürüğünün gözünden sızmasıdır. Yani timsahın gözyaşı üzüntüden değil, iştahından kaynaklanmaktadır. Zenginlerin Kibritçi Kız’ın ardından döktükleri timsah gözyaşlarının intikamını ise bir başka kuzeyli yazar alır. Norveçli Jostein Gaarder’in, Sofie’nin Dünyası isimli felsefe kitabında Karl Marx’ı anlattığı bölüm, ezilenlerin kibritlerinden başka kaybedecek bir şeylerinin olmadığını gösterir. Sofi masada oturmuş bir takım hesaplar yapan yaşlı bir adamla karşılaşır. Bu adam Charles Dickens’ın Bir Yılbaşı Öyküsü adlı eserindeki pinti kapitalist Scrooge’den başkası değildir. Adamın o kadar çok parası vardı ki, Sofi birkaç kron olsun Kibritçi Kıza verebileceğini, böylece onun da açlıktan ölmeyeceğini düşünür: 

Sofi kızın elinden tutup zengin adamın yanına gitti.
- Bu kıza yardım etmelisin, dedi Sofi adama. Adam kâğıtlardan başını kaldırıp:
- Bu tip işler para ister ve de demin de söylediğim gibi benim havaya atacak tek kuruşum yok,dedi.
- Ama bu kız ne kadar yoksul! O böyle yoksulken senin bu kadar zengin olman çok büyük bir eşitsizlik! diye üsteledi Sofi.
- Saçmalık! Eşitlik yalnızca birbirinin dengi insanlar arasında geçerli olan bir şeydir.
- Ne demek bu?
- Ben bu halime çok çalışarak geldim. İnsan çalışmasının karşılığını mutlaka alır. Buna da ilerleme denir.
- Ama bu kadarı da fazla doğrusu!
- Bana yardım etmezseniz ölürüm, dedi yoksul kız.
İş adamı başını tekrar hesaplarından kaldırdı. Sonra da kalemini masanın üzerine şiddetleçarparak:
- Sen benim hesaplarımın içinde yoksun! Hadi, hadi çek git bakalım fakirhaneye!
- Eğer sen bana yardım etmiyorsan ben de ormanı yakarım, dedi bu kez yoksul kız.
Bunu deyince adam masanın arkasındaki yerinden ayağa fırladı, ama kız çoktan kibritiçakmıştı bile. Kibriti kuru otlara uzatmasıyla otların ateş alması bir oldu.
Zengin iş adamı ellerini uzatmış:
- Yardım, yardım edin bana! diye bağırıyordu. 

- Kızıl horoz azdı! 

Kızın yüzünde alaycı bir gülümseme belirdi ve:
- Komünist olacağımı hiç tahmin etmemiştin, değil mi? dedi. 

Biz o pinti Scrooge gibi yapmayalım, Kibritçi Kız’dan üç kutu kibrit alıp yakalım; birinde çocukların sokaklarda dilenmek zorunda kalmadığı, diğerinde ücretsiz ve nitelikli eğitim aldığı, sonuncusundaysa eşit ve kardeşçe yaşadığı dünyanın hayalini kuralım.   

Yazarın Diğer Yazıları

Baba Bana Masal Anlatma - 4

MASALLARDA SALGIN HASTALIKLAR: FARELİ KÖYÜN KAVALCISI Son dönemlerde sokak hayvanlarının şehirlerden tamamen çıkartılarak, hayvan barınaklarına hapsedilmesi tartışmaları ünlü bir sanatçımızın attığı tweet’le daha da alevlendi. Bir kap yemek, bir tas su ve bir de başlarının okşanmasından başka bir şey beklemeyen can dostlarımızı şehirden kovdu ...

Baba Bana Masal Anlatma-3

Masallarda Çocuk Köleliği  Parmak kadar çocukların satılması -2   Geçen ayki yazımızda masallarında parmak kadar çocukların satılmasının izini sürmeye Grimm Kardeşlerin Başparmak masalıyla Almanya’da başlamıştık ve Pertev Naili Boratav’la yurda giriş yapacağımızı söylemiştik. O halde buyrun Nohut Oğlan’a…    Boratav’ın Nohut Oğlan masalınd ...

Baba bana masal anlatma-2 

MASALLARDA ÇOCUK KÖLELİĞİ PARMAK KADAR ÇOCUKLARIN SATILMASI -1 Bu sayıda hangi masalı anlatsam diye düşünürken geçenlerde ‘Kim Milyoner Olmak İster?’ yarışma programında Kenan İmirzalıoğlu’nun sorduğu “1980’lere kadar hangi ülkedeki yetim, gayrimeşru doğmuş, ebeveyni alkolik, ayrılmış veya fakir olan çocuklar devlet tarafından bazen açık artı ...

Baba, Bana Masal Anlatma – 1 

Evvel zaman içinde Evvel zaman içinde, kalbursaman içinde Develer tellal iken, pireler berber iken. Annem kaşıkta, babam beşikte iken… Ben babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken, Babam düştü beşikten, alnını yardı eşikten. Annem kaptı maşayı, babam kaptı küreği, Gösterdiler bana kapı arkasındaki köşeyi… Neyse sözü fazla ...

ARŞİV