BABA BANA MASAL ANLATMA – 7

07 Temmuz 2022 - 17:25

MASALLARDA ÇOCUKLARIN ERKEN YAŞLARDA EVLENDİRİLMESİ

‘ÇOCUK GELİN’ THUMBELİNA - 2

Geçen yazımızda anlatmaya başladığımız Parmak Kız masalını Köstebek’in Thumbelina’ya cinsel saldırıda bulunması üzerine daha fazla devam edemeyerek kesmiştik. Elbette yaptıkları Köstebek’in yanına kar kalmayacak. Buyurun o zaman masalın devamına…

Köstebek, rahatça komşu ziyareti yapabilmek için toprağın altında, fareyle kendi evi arasında bir tünel açmış. Komşusu fareyle, kıza isterlerse etrafı gezdirebileceğini söylemiş, açılan bir delikten bir kuşun düştüğü ama ölü olduğundan ondan korkmamalarını da eklemiş. Hep birlikte kırlangıcın yanına gitmişler. Zavallı kuşcağız, başı yana düşmüş biçimde öylece yatıyormuş. Yaz boyu etrafında uçuşup cıvıl cıvıl ötüşen kuşlara karşı, gönlünde sonsuz bir sevgi bulunan Parmak Kız, gördüğü bu manzara karşısında çok üzülmüş. Fakat köstebek, kırlangıcı ayağıyla iterek, “Artık ötmüyor işte! Yavruyken çok sefalet çekmiş olmalı. İyi ki benim çocuklarım böyle değil! Bunlar bütün yaz öter, kışın da açlık, sefalet çekip ölürler,” demiş. Tarla faresi de hemen komşusuna hak vermiş. “Cik cik ötmenin kışın ne yararı var sanki?” demiş. Parmak Kız, onlara katılmamış, bir şeycik de diyememiş ama sırtlarını döndüklerinde hemen kırlangıcın başındaki tüyleri kaldırıp bir öpücük kondurmuş. Bu sırada köstebek de kuşun düştüğü deliği kapatmış. 

Parmak Kız gece yatmış ama üzüntüden uyuyamamış. Saman çöplerinden bir yorgan örüp kırlangıcın üzerine örtmüş. Üşümesin diye etrafını da farenin evinde bulduğu yünlerle pamuklarla iyice sarmış. Yazın söylediği tüm şarkılar için kuşa teşekkür edip, son bir defa sarıldığında, kuşun yaşadığını anlamış. Ölüm uykusundaki kuş, kızın ördüğü yorgan sayesinde ısınıp uyanmış. Kız, kuşu beslemiş, yaralarını iyileştirmiş. Ama durumu kuşlardan hoşlanmayan Fare Hanım ve Köstebek Bey’e söylememiş.

Kış geçmiş ilkbahar gelmiş, kuş tamamen iyileşmiş. Köstebeğin kapattığı deliği açmışlar. Kuş birlikte dışarıya çıkmayı teklif etmiş, onu sırtında her yere götürebileceğini söylemiş. Ama kız, habersiz çekip gitmenin kendisine evini açan, kış boyunca bakıp gözeten fareye karşı nankörlük olacağını düşünerek kabul etmemiş. Kuş uçup gitmiş. 

Parmak Kız’ın derdiyse, yaz mevsimin gelmesiyle birlikte artmaya başlamış. Güneşe çıkıp ısınması imkânsızlaşmış. Tarla faresinin evinin üzerindeki buğdaylar büyümüş, parmak boyundaki bir kız için, geçilmesi zor bir ormana dönmüş. Üstüne bir de tarla faresi kıza, “Yaz boyu çalışıp çeyizini hazırla artık!” demiş. “Kadife kürklü köstebeğin karısının hiç bir eksiği olmamalı.” Parmak Kız gece gündüz iplik eğirip, çeyiz hazırlamış. Köstebek, her akşam misafirliğe gelip, güneşi kötülüyor ve düğününün güneşin etkisini kaybedeceği mevsim sonunda yapılacağını söylüyormuş. Kız bir daha; güneşin doğuşu ve batışını, gökyüzünün mavisini, doğanın güzelliğini, sevgili kırlangıcını göremeyeceğini düşünerek üzülüyormuş. 
Sonbahar yaklaşırken, Parmak Kız çeyizini tamamlanmış. Düğünün yaklaştığını söyleyen Fare Hanım’a, ağlayarak, köstebekle evlenmek istemediğini söylemiş. Fare, “Ağlamayı kes!” diye bağırmış. “İnatçılık etme, yoksa beyaz dişlerimin acısını tadarsın haa!… Üstelik böyle yakışıklı bir erkekle evlendiğin için ne mutlu sana. Kürkün böylesi krallarda bile yoktur, mutfağı, kileri tıklım tıklım dolu. Karşına böyle bir kısmet çıktığı için, otur da dua et!”  

Düğün günü gelmiş çatmış. Kız son kez güneşle vedalaşmak için kapının önüne çıkmış. Tarladaki buğdaylar biçildiğinden yerde sadece samanlar kalmış. Parmak Kız birkaç adım ilerleyerek, kırmızı bir çiçeğe elini değdirmiş ve ondan kırlangıca selam söylemesini istemiş. Bu sırada “Cik cik!” diye bir ses duymuş. Başını kaldırıp baktığında, sevgili kırlangıcını görmüş. Kırlangıç çok sağlıklı ve kızı gördüğü için de sevinçliymiş. Aksine kızsa oldukça solgun ve üzgünmüş. Köstebekle zorla evlendirileceğini, güneş girmeyen bir yeraltı evinde oturmaya mahkûm olacağını anlatmış. Kırlangıç, sıcak ülkelere göç vakitlerinin geldiğini söyleyerek, kıza birlikte gitmeyi teklif etmiş. Az sonra Parmak Kız kırlangıcın sırtında, güneye doğru uçan sürünün içinde mutlulukla gülümsüyormuş. 

Parmak Kız kırlangıcın tüylerinin arasında sıcakta ve güvendeymiş sadece arada muhteşem manzarayı görmek için başını çıkartıyormuş. En sonunda etrafı yemyeşil ağaçlarla çevrili, mavi bir gölün ortasında, bembeyaz mermerden bir saray görünmüş. Bu sarayın uzun sütunlarına asmalar sarılıymış. Kırlangıçların yuvaları da bu sütunların tepesindeymiş. Kırlangıç, “Benim evim topraktan ve yukarıda. Orada rahat edemezsin, seni çiçeklerden istediğinin içine yerleştireyim,” demiş. Parmak Kız sevinçle yuvası olacak çiçeği ararken, çiçeklerin arasında beyazlar giymiş parmak kadar bir adamın oturduğunu görmüş. Omuzlarında parlak kanatları, başında ise altın tacı varmış. Bu görkemli adam, o çiçeğin perisiymiş. Meğerse oradaki her çiçek, bir küçük erkekle kadının sarayıymış ve adam da onların kralıymış.

Dev gibi kırlangıcı görünce, Çiçeklerin Kralı biraz korkmuş. Fakat yanındaki kıza gözü ilişince, hem korkusundan sıyrılmış, hem de görür görmez âşık olmuş. Hemen başındaki tacı çıkararak, Parmak Kız’ın başına takmış, ardından da kendisiyle evlenmek istediğini söylemiş. Razı olursa, tüm çiçeklerin kraliçesi olacağını eklemeyi de ihmal etmemiş. Kendisine çok benzeyen bir insan bulduğundan sevinçten deliye dönen kız, “Evet!” demekte, tereddüt etmemiş. Her çiçekten kadınlı erkekli bir kalabalık ortaya çıkarak, kral ve kraliçelerine armağanlar vermeye başlamış. Verilen armağanların içinde Parmak Kız’ın en hoşuna gideniyse, omzuna iliştirilen ve çiçekten çiçeğe uçmasını sağlayan bir çift kanatmış. Çiçekler Kralı, eşine, “Bundan sonra senin adın Parmak Kız olmasın. Senin gibi güzel bir kıza yakışmayan, çirkin bir isim bu. Oysa sen fevkalade güzelsin, bugünden sonra biz sana Maya diyeceğiz,’ demiş. 

Bir Andersen masalının mutlu sonla bitmesi görüldük olay olmadığından, yazarımız arkada gene bir kırık kalp bırakmayı ihmal etmemiş. Herkes gülüp eğlenirken, kırlangıç yuvasında olabildiğine hüzünlü ötüyormuş, çünkü Parmak Kızı çok seviyormuş ve ondan hiçbir zaman ayrılmak istemiyormuş. 

Masalımız burada bitse de, üzerine konuşacağımız alt metnine ineceğimiz çok şey var. Kralı adam sanmıştık, o bile dakika bir gol, kızın adını beğenmeyip hemen değiştiriverdi. Çok sinirlendim ya! Ara vermezsem krala karşı ağır konuşacağım. Bir dahaki yazıya kadar bana müsaade, biraz sinirlerim yatışsın. Maya diyeceğizmişmiş… 

  

 

Yazarın Diğer Yazıları

Baba Bana Masal Anlatma – 8

MASALLARDA ÇOCUKLARIN ERKEN YAŞLARDA EVLENDİRİLMESİ ‘ÇOCUK GELİN’ THUMBELİNA - 3 Efendim, nihayet Parmak Kız – Thumbelina masalımızı anlatmayı bitirdik. Kralın yaptığı densizlik sinirlerimi bozsa da, kırlangıcın mutsuzluğuna üzülsem de şimdi daha iyiyim. Umarım Parmak Kız da, iyi ve mutludur, kralı yontarak insana benzetmiştir. Dilerseniz art ...

Baba Bana Masal Anlatma – 6

MASALLARDA ÇOCUKLARIN ERKEN YAŞLARDA EVLENDİRİLMESİ: ‘ÇOCUK GELİN’ THUMBELİNA - 1 Ülkemizde Parmak Kız olarak bilinen Andersen masalı fantastiktir, macera doludur, acıklıdır, sonu bile tam mutlu değil, parçalı bulutludur. Disney, Thumbelina’dan bir doğa savaşçısı yaratmıştır. Gözünü hırs bürümüş, bir parkı yok etmeye çalışan kapitalistlere ...

Baba Bana Masal Anlatma - 5

MASALLARDA YOKSULLUK VE ÇOCUK İŞÇİLER: KİBRİTÇİ KIZ’IN KIZIL İNTİKAMI İşçi Bayramı ile başlayan Mayıs ayında, çocuk işçiliğinin son bulmasını dileyerek, o çok bildik masala farklı bir açıdan yaklaşmaya ne dersiniz? Babasının ölümü üzerine, çocuk yaşta okulu bırakarak çalışmak zorunda kalan Andersen’in pek çok masalında çocuk işçiliğine ve çocukl ...

Baba Bana Masal Anlatma - 4

MASALLARDA SALGIN HASTALIKLAR: FARELİ KÖYÜN KAVALCISI Son dönemlerde sokak hayvanlarının şehirlerden tamamen çıkartılarak, hayvan barınaklarına hapsedilmesi tartışmaları ünlü bir sanatçımızın attığı tweet’le daha da alevlendi. Bir kap yemek, bir tas su ve bir de başlarının okşanmasından başka bir şey beklemeyen can dostlarımızı şehirden kovdu ...

Baba Bana Masal Anlatma-3

Masallarda Çocuk Köleliği  Parmak kadar çocukların satılması -2   Geçen ayki yazımızda masallarında parmak kadar çocukların satılmasının izini sürmeye Grimm Kardeşlerin Başparmak masalıyla Almanya’da başlamıştık ve Pertev Naili Boratav’la yurda giriş yapacağımızı söylemiştik. O halde buyrun Nohut Oğlan’a…    Boratav’ın Nohut Oğlan masalınd ...

Baba bana masal anlatma-2 

MASALLARDA ÇOCUK KÖLELİĞİ PARMAK KADAR ÇOCUKLARIN SATILMASI -1 Bu sayıda hangi masalı anlatsam diye düşünürken geçenlerde ‘Kim Milyoner Olmak İster?’ yarışma programında Kenan İmirzalıoğlu’nun sorduğu “1980’lere kadar hangi ülkedeki yetim, gayrimeşru doğmuş, ebeveyni alkolik, ayrılmış veya fakir olan çocuklar devlet tarafından bazen açık artı ...

Baba, Bana Masal Anlatma – 1 

Evvel zaman içinde Evvel zaman içinde, kalbursaman içinde Develer tellal iken, pireler berber iken. Annem kaşıkta, babam beşikte iken… Ben babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken, Babam düştü beşikten, alnını yardı eşikten. Annem kaptı maşayı, babam kaptı küreği, Gösterdiler bana kapı arkasındaki köşeyi… Neyse sözü fazla ...

ARŞİV